Benden devam..
"Erim lütfen dinleyin beni."
Efdal yalvarıyordu ama Erim hiç dinlemiyordu. Ceyda ise olanları nefret dolu gözleriyle izliyordu. Hiçbir müdahalede bulunmuyordu çünkü o da Efdalden hiç mi hiç hoşlanmamıştı.
Sonunda dışardaki gürültüyü merak edip gelen Burak ise şaşırıp kalmıştı. Efdal'in burda ne işi vardı? O buradaysa Rüya neredeydi? O da Efdalden hoşlanmıyordu ama mantıklı hareket etmek tam ona göreydi. Bu yüzden ikiliyi birbirinden ayırarak ortamı durgunlaştırdı.
"Yeter Erim, kes şunu. Şu an yapmamız gereken gereksiz yere kavga etmek değil, elimize geçen şu fırsatı değerlendirmek. Unutma Rüyadan aldığımız tek iz şu an Efdal oldu."
Erim mantıklı düşünmeyi seçerek sakinleşti ama sertçe bıraktı Efdal'in yakasını.
"Senin benden yiyeceğin iyi bir dayağın var, unutma."
Erim sözünü söyledikten sonra içeri girmişti.
Geri kalanlar da hep beraber içeriye geçtiklerinde şimdi dinleme vaktiydi. Hepsi meraklı gözlerle Efdal'e bakıyordu, Can yoktu aralarında. Efdal ise daha fazla beklemeyip onlara istediklerini verdi.
"Umut bizi arabaya bindirdikten sonra..."
Özet geçerek anlattı tüm olayı. Ceyda dayanamayıp ağlamıştı. Rüya tekrardan nasıl yapabilmişti bunu? Hem de kurtulma şansı varken. Hiçbiri anlamıyordu, kimdi bu çocuk ve neden bu kadar değerliydi onun için?
"...sonra burdayım işte. Arkadaşlar beraber hareket edip bulmalıyız onu. Kurtarmalıyız Umut'un elinden."
Erim dayanamayarak sordu.
"Kimsin oğlum sen? Niye Rüya sana bu kadar değer veriyor? Kardeşimizin bu kadar çok değer verdiği adamı biz neden tanımıyoruz?"
Elinde olamadan gülümsedi Efdal. Çünkü bunu bilse de başka birisinin ağzından duymak ona heyecan ve mutluluk vermişti nedense. Rüya'nın ona değer verdiğini duymaktı onu heyecanlandıran. Fakat yanlış yerde yanlış şeyler düşündüğünü fark eder etmez silmişti yüzündeki gülümsemeyi. Anında toparlayarak kendini cevap verdi.
"Biz çocukluk arkadaşıyız Rüyayla. Yani yetimhane değiştirmeden önce. İlk yetimhanesinde tanıştığımız için bilmiyorsunuzdur."
Hepsinin merakı biraz olsun dinmişti ama hala soru işaretleri vardı. Mesela sırf çocukluktan bir arkadaşı olduğu için bu kadar fedakarlık normal miydi? Canından vazgeçecek kadar..
Aslında onların da bir suçu yoktu. Böyle düşünmeye hakları vardı çünkü Efdal onlar aralarındaki ilişkiyi çok basit bir şeymiş gibi anlatmıştı.
Belki de bu, kendisi de buna inanmak istediği içindi.
•••
Rüyaya dönelim..
Videoda gece vaktiydi. Adamın biri, kim olduğunu bilmiyorum. Elinde kablolu bir bombayla bir evin içinde dolaşıyordu. Sonradan tanımıştım, bu bizim evimizdi. Keşke olmasaydı. Bombayı kameraya sallayarak götürdü ve salondaki dolabın altına yerleştirdi. Son derece dikkatli bir şekilde izliyordum.
Ardından evden çıktılar. Dışarıya geldiklerinde elindeki düğmeyi göstererek tamam işareti yaptı eliyle.(👍)
Sonra gündüz oldu. Elinde aynı bombayla başka bir kulübeye girdi. Oraya koyduktan sonra uzaklaştı. Düğmeye bastığındaysa kocaman kulübe paramparça olmuş, büyük alevler sarmıştı etrafı. Kalbim korkuyla kaplanırken bir iki adım geriledim.
Gerçekten bu kadar kötü olmak zorunda mıydı?
Benden ailem ve katil olmak arasında seçim yapmamı istiyordu. Tabiki ailemi o korkunç patlamayla yüzyüze bırakamazdım. Onlar ölürse ben ne yapardım? Düşüncesi bile korkunçtu.
Peki ya bu adam? Kim bilir kimdi, hiç suçu yokken Umut yüzünden ölümle karşı karşıyaydı ve katili de ben olacaktım. Ama bunu nasıl yapabilirdim ki? Ben kimseyi öldüremezdim. Ailemden de asla vazgeçmezdim.
Son çare ayaklarına kapandım Umut'un.
"Umut lütfen, yalvarıyorum sana. Ne yaparsan bana yap. Ama bırak onları. Benden böyle bir seçim yapmamı isteme."
Güldüğünde zaten çok az olan umudum yok olup gitmişti.
"Yapma ama Rüyacık, nerde o dik başlı kız? Şu aptal cesaretli olan."
Hıçkırıklarla ağlayarak yere bakarken söylediği cümle üzerine aniden sinirlendim. Hızla ayağa kalkarak omuzlarından ittim onu.
"Sensin aptal olan. Ne kadar zavallı haldesin, yaşamını bir intikama bağlamışsın. Hırsın ve öfken olmadan bir hiçsin sen. Söylesene ben öldükten sonra ne olacak? İntikam alacak biri kalmayınca ne olacak? Yavaş yavaş biteceksin Umut."
Ağzıma geleni bağırarak söylemiştim. Sinirlense de keyfi o kadar yerindeydi ki bozmadı.
"Asıl zavallı olan sensin Rüyacık. Hem ölmene gerek yok Rüyacık, intikamım zaten birazdan tamamlanmış olacak. Ama yavaş yavaş biten ben değil sen olacaksın."
Şaşkınlığım beni ele geçirmişti. Ne yani bitecek miydi? Bir dakika yoksa bu..
"Yoksa sen aileme bir zarar mı vereceksin? Bu mu olacak Umut intikamın? Uzak dur onlardan Umut. Dokunma sakın onlara, lütfen."
"İşte buna da sen karar vereceksin Rüyacık. Seçeneklerin önünde, kararını ver. Fazla zamanın yok bu arada Rüyacık."
Ama ben onların ölmesine asla izin veremezdim ki. Gözlerimi kapattım. Derin bir nefes aldıktan sonra açarak adama baktım. Gözlerimle özür diliyordum resmen. Ama gidecek başka yolum yoktu. Mecburdum.
Çekicin sapını elimle kavrayarak kalktım ayağa.
"İşte böyle Rüyacık, devam et."
Ona aldırış etmedim. Kafamı bulanıklaştırmasına izin vermeyecektim.
Düğmenin olduğu yere geldiğimde adama baktım son kez. İşte o an hatırladım. Bu adam benim üniversitedeki, kalacağım yurdun güvenlik görevlisiydi.
"Hüseyin amca.."
O zaman bir hıçkırık daha kaçtı ağzımdan. Bildiğim birini öldürmek çok daha zor olacaktı. Ayrıca o çok da tatlı bir amcaydı. Çok iyi bir insandı.
Kahretsin. Ama başka şansım yok ki.
"Aynen Rüyacık, Hüseyin amca. Hadi bakalım öldür şu adamı da görelim aileni ne kadar seviyorsun?"
Amcayı bastırarak söylemişti. Ama fazla üzerinde durmadım.
"Özür dilerim, gerçekten."
Konuştukta sonra derin bir nefes aldım. Hüseyin amcanın inleme sesleri gelirken gözlerimi sıkıca yumdum ve indirdim çekici.
Kalp atışlarım hızlanırken mekanizmanın çalışan sesleri geldi kulağıma. Ardından su sesi.
Kalbim hoplamıştı sanki o an.
Umut'un söylediklerini duyduğumdaysa tamamen durmuş, işlevini yitirmişti. Nefes alamıyordum. Lütfen biri bana şamar atıp bunlar gerçek değil Rüya desin.
"Of ya. Bak söylemeyi unuttum görüyor musun Rüyacık? Aklım nerdeyse artık. Hüseyin amcacığın aslında senin biricik babandı. Öz baban. Ama artık bunun bir öneminin olmaması ne yazık değil mi Rüyacık?"
" Ne?"
Donup kalmıştım. Ne diyordu bu? Baban derken..
"Ve işte son sahne Rüyacık. Final bölümü. Bam bam bam, konfetiler patlar. Seyirci alkışlar. Gerçi bizimki biraz dramatik oldu ama neyse."
Deponun kapısının sesini duyduğumda oraya bakamadım bile. Hâlâ hareket edemiyordum.
"Ve Game Over Rüyacık."
•••
ŞİMDİ OKUDUĞUN
EFDALYA
Fiksi Umum"Burada kimse yok ki Rüya." Can'ın sesini duyduğumda bunu çoktan fark etmiştim. Ama daha 1 saniye önce ordaydı. "Ama daha şimdi oradaydı. Nereye gitti ki?" Omzuma değen ellerle ani bir ürkmeden sonra ellerin sahibine döndüm. "Canım bak orada kimse...
