34.Bölüm-Asıl Gerçek

17 4 0
                                        

"Gerçekten bunu yapmayı düşünüyor musun? Ona bir de bu şekilde ağır bir darbe vurmayı nasıl düşünebiliyorsun? Onu bu kadar mı çok seviyorsun?"

Efdal'in kaldırdığı ayağı yüzüne bir tokat gibi çarpan bu sözler üzerine donup kaldı. Onu asıl şaşırtan ise bunları söyleyenin tanıdık bir ses olmasıydı.

Ayağını geri yerine koydu Efdal, fakat arkasını dönmedi ya da o duvardan inmedi. Çünkü onun söylediği sözler onu kararından caydırmamıştı. Efdal bu acıyla yaşayamazdı. Rüya'nın yüzüne bakamazdı. Aldığı her nefes içini yakan bir alevken o buna katlanamazdı. Her gün ölmektense bu işi şimdi bitirmek en iyisiydi.

"Bu en iyisi ve en doğrusu. Rüya bensiz daha mutlu olacaktır. Ben olmazsam ona zarar veren şeyler de olmayacak."

Kararlı sözlerini ona duyurduğunda Efdal görmemişti ama Burak'ın yüzünde buruk bir gülümseme oluşmuştu.

"Ona zarar veren şeyler olmayacak öyle mi? Söylesene Efdal, ona bundan fazla daha ne kadar zarar gelebilir? Bundan kötüsü, söylemeye dilim varmıyor, ama ölüm olmaz mı?"

Ölüm kelimesini duyduğu an Efdal'in içinden korku bir ok misali geçmişti. Rüya'nın öleceği düşüncesi onun kalp atışını durdurmuştu sanki. Öyle bir şey asla olmayacaktı. İşte tam da bu yüzden onun hayatından çıkmalıydı.

"Ben de zaten ona böyle bir şeyin olmaması için yapıyorum bunu. Eğer nefes alırsam ondan uzak duramama ihtimalini ortadan kaldırmak için yapıyorum bunu. Ben yaşarken onu görmeden yapamam. Hayır, buna dayanamam."

"O zaman uzak durma ondan. Farkında değil misin, sen olduğunda Rüya hiçbir şeyi umursamıyor. O seni gerçekten seviyor. Senin gitmen ona tüm bu yaşadıklarından daha fazla acı verir. Belki bu olanları kaldırabilir ama senin gidişini kaldıramayabilir ve ben bunun olmasından çok korkuyorum."

Efdal Burak'ın söylediklerini düşündüğünde az önceki kararlılığı sarsılmıştı. Gerçekten hata mı yapıyordu yoksa? Gitmesi Rüya'ya acı mı verirdi?

"Ama onun yanında olmam demek Umut'un ona tekrar zarar vermesi demek. Burak ben.. ben onu tekrar koruyamazsam yaşayamam. Rüya'nın acı çekmesini göze alamam. O zaman çekeceğim acıyı göze alamam."

Burak'tan birkaç saniye ses gelmedi. Ardından Efdal'in kararından caymasını
sağlayan o sözleri duyuldu.

"Peki Rüya sensiz yaşayabilir mi Efdal? Yaşadığı bu tramvayı sen olmadan atlatabilir mi? Az önce onunla konuşurken bile o kadar karartmışsın ki gözünü, kendini o kadar inandırmışsın ki sen gidince her şeyin düzeleceğine, Rüya'nın senin geldiğini hissettiğini bile fark edemedin."

Bu sözlerle Efdal'in gözleri kocaman olmuş, kalp atışları hızlanmaya başlamıştı. Nasıl yani, şimdi Rüya onu hissetmiş miydi gerçekten? Kendine gelmiş miydi?

Duvardan inip kendisini kapıya yaslamış olan Burak'ın yanına koştu.

"O uyandı mı? İyi mi şimdi, kendine geldi mi?"

Burak üzgün bir şekilde cevapladı Efdal'in sorusunu. O da en az Efdal kadar istiyordu bunu.

"Hayır."

Bu cevapla kafası karışan Efdal sorusuyla bunu dile getirdi. Yüzündeki sevinç ise hemencecik kayboluvermişti.

"Ama sen az önce seni hissetti dedin.."

"Evet, hissetti. Sen onunla konuşurken ben sizi camdan izliyordum. Gözünden düşen yaşla onun gözlerini kırpışını ve makineden hızlanan kalp atışlarını gördüm. Bunu kim ne kadar inkar ederse etsin, Efdal o senin varlığını hissetti."

EFDALYABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin