Ablamın attığı mesajı okumamın üzerinden saatler geçmişti ama ben çaresizce oturuyordum. Ne yapmalıydım ya da ablam ne yapacaktı. En önemlisi öğrendiğini iddia ettiği şey neydi. Düşünmekten kafayı yiyecek gibi olmuştum artık. Daha fazla oturmamaya karar verip evden dışarı attım kendimi. Soğuk rüzgar yüzüme sertçe gerçekleri vurmuştu bir kere daha.
Ellerim kot ceketimin cebinde hızlı hızlı yürümeye başladım. Şu hayattan huzur istiyorum lan sadece biraz huzur. Yarım saatlik bir yürümenin ardından Cansunun evinin önüne gelmiştim. Zili çaldım ve beklemeye başladım. Nedenini bilmesem de ablam kocasının ailesiyle yaşıyordu. Kapıyı Esra açtığında gülümseyip beni içeri davet etmişti.
"Hoş geldin hayırsız" fazla konuyu uzatmak istemiyordum buraya ablam ile konuşmaya gelmiştim sadece. "Ablam nerede konuşmam lazım" dediklerimle yüzünde merak eden bir ifade belirdi ama yine de sormayıp ablamın odasında olduğunu söylemişti. Hızla merdivenleri çıkıp ablamın odası olduğunu bildiğim yerin kapısını açtım.
Gördüğüm manzara hiç etkilememişti beni çünkü şu an Baranın kravatını bağlayan ablamdan daha önemli konularım vardı. "Konuşmamız lazım" sesimi soğuk ve sert çıkarmıştım, istem dışı olmuştu ama iyi olmuştu. "Ne hakkında konuşacaksın" konuşan Baran umurumda mıydı, hayır.
"Ablamla özel olarak konuşmak istiyorum lütfen" gözlerinin içine bakarak söylediklerimden sonra odadan çıkacaktı ki ablam kolunu tuttu. Sinirle yüzümü sıvazladım, katil olmasaydım iyiydi. "Baran zaten her şeyi biliyor bende onun sayesinde öğrendim küçük kardeşim" içim azda olsa rahatlamıştı çünkü ben ve sevgili kocasını bilmediği kesindi. Bilseydi onu kimse tutamazdı.
"Çabuk konuş ne konuşacaksan" cidden patlamak üzereydim. Yanıma yaklaştı ve elini yüzüme koyup yanağımı okşamaya başladı. Anlamsızca yüzüne bakıyordum amacı neydi şimdi. "Neden benden sakladın Arel" kaşlarım çatıldı bu sefer.
"Açık konuş" elini yanağımdan çekti ve bana sarıldı bu sefer. "Neden yönelimini bana söylemedin ha" bu salak yine ne saçmalıyordu. Homofobik olan kendisiydi her dakika bunu açıkça belirten de oydu. Hızla bana sarılan bedenden ayrıldım. Parçalar yeni yeni birleşiyordu. Baran sayesinde öğrendim demişti. O zaman videoyu görmüştü hızla kafamı kapının tam yanında dikkatle bizi dinleyen adama çevirdim.
Sinir öyle bir boyuttaydı ki yeni bir krizin kapısı aralanıyordu. Ellerim kontrol dışı saçlarımı bulmuş, onları acımasızca çekiyordu. Yavaş yavaş etraftakilerin sesi kesildi önce, sonra ben sadece şeytanımı duymaya başladım. "NEDEN SÖYLEMEDİM HA NEDEN, NE SANIYORSUN SEN HERGÜN İĞRENEREK BU KONUDAN BAHSEDERKEN SANA MI GELECEKTİM, POLYANNA MI OLDUN BU SEFER"
Kimseyi duymuyordum ama duymakta istemiyordum. Resmen ikiyüzlülük yapıyordu. Bana uzanan eli fark ettiğimde hızla kendimi geri çektim. "SEN BENDEN NEFRET ETTİN HER ZAMAN, ASLA BENİ SEVMEDİN. LANET OLSUN KİMSE BENİ SEVMEDİ" yanaklarımda hissettiğim ıslaklık ağladığımın göstergesiydi. Sanki her şey birikmiş ve bugün ortaya saçılmak istiyordu.
"Ben sizin yüzünüzden yıllarca kendimden nefret ettim, acaba ben mi yanlış bir şey yaptım diye. Ben aynaya bakarken midem bulandı, sen hiç bu hissi tattın mı abla" saçlarımı yolan ellerimi büyük eller kavramıştı. Birden bana sarılan bedenle kafamı boynuna gömdüm ve derin derin nefesler almaya başladım. Baran bana sarılıyordu, çünkü o da biliyordu kokusunun bile bana yettiğini. Ne kadar onunla sarılı kaldım bilmiyorum ama benden ayrıldıktan sonra elimden tutup o evden çıkarmıştı.
Ne yapacağını, nereye gideceğimizi hiç sorgulamadan onu takip ediyordum. Sonunda arabasının önüne geldiğimizde binmemi söylemişti. Araba yolculuğumuz sessiz geçerken düşüncelerimle boğuşuyordum. Baran aptal bir video çekmişti ve beni tehdit etmişti. Ablam o videoyu kendisi mi gördü yoksa sevdiği adam mı gösterdi bilmiyordum ama sonumuz hiç iyi değildi.
Arabadan indiğimde benim evime geldiğimizi gördüm. Hızla evin kapısını açıp kendimi salondaki koltuğa bıraktım. Yüzümü aşık olduğum adama diktim. "Nasıl oldu" dediğim şeyi bekliyormuş gibi karşımda olan koltuğa oturdu. "Cansu telefonumu kurcalamış, benim amacım asla birilerine göstermek değildi Arel" bunu tahmin ediyordum zaten ama önemli olan bu değildi o hatayı en başında yapmıştı. Beni zor durumda bırakmıştı.
"Öğrendiğine göre annemlere söylemesi beş dakikasını almaz sanırım" umutsuzlukla başımı eğmiştim. Yanıma gelip, oturdu ve elini çeneme koyup yüzümü kaldırdı. "Buna izin vermeyeceğim söz veriyorum" beni kendine çekip sarılmasıyla bende kollarımı onun boynuna doladım. Kokusu dünyadaki her şeye bedeldi. Ne yaparsa yapsın ona aşıktım, ne olursa olsun aşık olmaya devam edecektim.
Evimin kapısı çaldığında irkilip hemen sevdiğim bedenden ayrıldım. İkimizde anlamazcasına birbirimize bakarken kapıyı açmaya karar verip ayağa kalktım. Kapıyı açtığımda ise ablam sırıtarak bana bakıyordu.
Beni itip eve girdiğinde hemen koltukta oturan Baranın yanına oturup, koluna girmişti. Yapışkan ve itici. Yüzündeki ifadeyi biliyordum aklında yine aptalca şeyler dönüyordu.
Yüzüme baktı, yüzünde olan sinsi tebessümlerinden biriyle. "Evet belki küçük hatalar yaptım sana karşı ama sen benim kardeşimsin ve bu yüzden ablan olarak sana bir hediyem var" kaşlarımı çatıp diyeceklerini beklemeye başladım.
"Ablan sana mükemmel bir erkek arkadaşı bulacak hem de bu gece" cidden delirmişti. Aslında kocanı ayarlarsan iyi olur dememek için kendimi zor tuttum. "Ne gerek var Cansu" Baran lafa atladığında, ablamın aptal planını bozmak ve biraz da o videoyu çektiği için Baranı pişman etmek istedim.
"Kabul sevgili ablacığım ama yakışıklı ve esmerler tercihim" gözlerim Barandayken söylemiştim her şeyi. Ablam sevinçle kıkırdarken, Baran kızgınca bana bakıyordu. Bizde oyunu kurallarına göre oynardık o zaman...
Bir daha ki bölüm Baranın ağzından olur büyük ihtimalle onu da anlamanız için bir nevi
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ORMAN YANGINLARI
FanfictionAblamın evleneceği erkeğe deli gibi aşık olmamla başladı hikayemiz
