Baranın misafiri içeriye davet etme gibi bir niyeti yoktu sanırım çünkü Mirza neredeyse bir dakikadan fazladır kapıda dikilmiş bekliyordu. En sonunda Esra dayanamamıştı belli ki çünkü abisini kenara itip çocuğu içeriye davet etmişti. Bense hala mutfak kapısından onları izliyordum. Mirza beni fark eder etmez gülümsemeye başlamıştı. Bende yanına gidecekken Baran bana omuz atıp salona geçmişti. Acıtmıştı piç. Kapı selamlaşması bitince herkes sofraya oturmuştu ben ve sevgili kaynanam servis yapıyorduk.
"Tüm yemekleri Arel yaptı afiyet olsun hadi başlayın" anladığım kadarıyla Baranın babası gelmeyecekti bu yüzden annesi masanın baş köşesine oturmuştu. Herkes yemeye başlayınca benim tek yaptığım sevdiğimin mimiklerine bakmaktı. Onun beğenmesi benim için yeterdi. Mirza tattıktan sonra bana bakmıştı. "Hayatımda yediğim en güzel yemekler sanırım" dediği şeyle ufak bir teşekkür edip yemeğime dönecekken yüzümdeki bakışları hissedip kafamı kaldırdığımda, onun bana baktığını gördüm.
"Güzel olmuş" gözlerime bakarak dediği şey kalbimi hızlandırmıştı oysa o sadece yaptığım yemeği beğenmişti. Üzerimdeki etkisinin bu kadar fazla olmasından nefret ediyorum ama kalbime söz geçiremiyordum.
"Baran gelinimi neden çağırmadın ha sen" kadının söyledikleri sadece kararımı destekliyordu ablam ve eşinin arasını bozmazdım bir şekilde kalbime söz dinletmeliydim. Mirza bana bakıyordu, büyük ihtimalle benim için üzülüyordu.
"İşleri vardı anne yoksa gelirdi" ablam avukattı bu yüzden sık sık işleri uzardı, kimi zaman şehir değiştirir haftalarca eve dönmezdi. Konuştukları konu git gide içimi boğmaya başlamıştı. Neyden kaçarsam sanki o şey burnumun dibinde bitiyordu. Kaçmaktan da yoruldum ilerlemekten de.
"İzninizle ben artık eve geçeyim, bugün için teşekkür ederim teyzecim" ben masadan kalkacakken Esranın dedikleriyle durmuştum.
"Arel söz vermiştin bugün burada kalacaktın" nefes alamıyordum bu evde birde tüm geceyi geçirmek sanırım eziyet olurdu bana.
"Şöyle yapalım gençler bana gelmeye ne dersiniz" Mirza konuşunca tüm kafalar ona dönmüştü. Benim için sorun olmazdı ama Esra için olurdu sanırım.
"Olmaz evladım kız çocuğun ne işi olur" annesi izin vermeyecekti zaten bundan emindim. "Ama sen burada kalabilirsin elbet"
"Tamam sanırım benim için sorun olmaz" bu adam ne rahat arkadaş ilk defa geldiği insanların evinde kalıyor.
"Arel doyduysan bahçeye geçebiliriz" kafamı sallayıp Mirzayı takip ettim, Esra da birazdan geleceğini söylemişti.
Bahçeye çıktığımda derin bir nefes aldım, kendime gelmeliydim sanırım. Bahçede büyük bir masa vardı ikimizde oraya oturmuştuk.
"Anlat bakalım nasıl gidiyor ufaklık" sesindeki şakayla karışık tını beni sinir ediyordu.
"Ben ufaklık falan değilim ayrıca durumum stabil" bana bakıp yüzümü incelemeye başladı. Çok dikkatli bakıyordu yüzüme. Kendimi biraz geri çektim çünkü utanmıştım.
" Demek prensin hala yola gelmedi" yüzümü evet anlamında aşağı yukarı salladım. Konuşacak halim dahi yoktu. Bana daha fazla yaklaşıp kulağıma fısıldadı.
"Sanırım prensini sinirlendirdim ne dersin" dediği şeyi idrak edemeden Baran hemen yanımdaki sandalyeyi çekmiş ve sertçe oturmuştu. Bir ihtimal umutla Mirzaya baktığımda evet anlamında kafa sallıyordu. O beni kıskandığına inanıyordu ama ben umutlanmamayı öğrenmeliydim çünkü ablamla nişanlı ve yakında evlenecek birine tutunamam. Baran kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
"Sorun mu var Baran abi" Mirza dediğim şeyle kıkırdamıştı. Baranın sert bakışları şimdi ondaydı ama yine benim mavilerime değince kahveleri korkmuştum.
"Ne sorunu olabilir eniştecim" benim kalbimi nasıl kıracağını iyi biliyordu.
"Tam anlamıyla tanışmadınız siz, tanıştırayım" deyip Mirzayı göstermiştim.
"Bu Mirza ve Mirzacım bu da eniştem Baran" kızdığını anlayabiliyordum ama yine de el sıkışmış ve ufak bir memnun oldum mırıldanmıştı. Daha sonra Esra elinde içeceklerle yanımıza gelmişti.
Uzun süre soğuğa aldırmadan oturup konuşmuştuk ama Baran sadece arada sırada dahil olmuştu. Yatma vakti gelince kim nerede uyuyacak konusu açılmıştı.
"Arel ve Mirza birlikte uyursa sorun olmaz bence, değil mi çocuklar" Ben tam cevap verecekken Baran atlamıştı. "Hayır olmaz"
"Neden olmazmış abicim" demişti muzip bir gülümsemeyle Esra.
"Arel bize emanet şimdi benle kalması daha uygun olur"
"Çocuğun ırzına geçecek halim yok her halde sadece yatıcaz" deyip göz kırpmıştı Mirza.
Baran iyice sinirlenmişti birden kolumdan tutup beni içeriye sürüklemeye başladı. "Benimle kalacak dedim" demişti en son. Kolumdan tutmuş beni odasına sürüklüyordu. Kalbim o kadar hızlıydı ki bir anlam dahi veremiyordum. Odasının önüne gelince kapıyı açıp içeri sokmuştu beni daha sonra kendi girip kapıyı kapattı. Şimdi onun odasında baş başa kalmıştık. Kahveleri mavilerimdeydi, mavilerim kahvelerinde....
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ORMAN YANGINLARI
FanfictionAblamın evleneceği erkeğe deli gibi aşık olmamla başladı hikayemiz
