Kaçış

7.7K 333 85
                                        

medya: azattt beyimiz

Sırf o ortamdan kurtulmak için daha adını dahi bilmediğim bir adamın peşine takılmıştım, şimdi birlikte evine doğru ilerliyorduk. Neden yaptığımı ise ben bile bilmiyordum. Sanırım yalnız kalmak şuan istediğim son şeydi. Biz yan yana yürürken yağmur atıştırmaya başlamıştı, cebinden kendine bir dal sigara alıp dudaklarına yerleştirmişti. Ona olan bakışlarımı anlamış olacak ki bana da uzattı bir tane sigara. Yavaş yavaş yağan yağmur, yüzüme vuran soğuk hava ve içimde yanan büyük ateş ,le birlikte soludum sigaramı. Küçük bahçeli, tek katlı bir evin önünde durmuştuk. "Evime hoş geldin kaçak" hafifçe gülmüştüm ve eve geçmiştik. Direk salona açılıyordu evin kapısı zaten ve oldukça sadeydi evi, tek bir koltuk, televizyon başka bir şey yoktu. 

"Eee beğendin mi sarayımı" uzun zamandır hissetmediğim sıcak aile hissini veriyordu bu ev. Kafamı mavi gözlü olan adama çevirip hafifçe evet anlamında salladım. "Konuşmayacak mısın" içime kapanmış öylece oturmuştum koltuğa konuşacak halim var mıydı ki. "Şey...ben teşekkür ederim beni evine getirmeyebilirdin sonuçta yabancının tekiyim" 

"Küçüksün sana bir abi tavsiyesi bir bebek doğduğu zaman anne babasına dahi yabancının tekidir sonra her şeyleri olur, o yüzden böyle düşünme kimse için" konuşması tamamen Mirzaydı hem de tamamen. "Adın ne peki" soruma gülmüş ve kalkıp mutfağa geçmişti, bir süre sonra elinde bira şişeleriyle gelmişti. Birini bana uzatmış diğerini kendi eline almıştı. "Azat" uzun süre sessizlikten sonra afallasam dahi sorumun cevabı olduğunu anlamıştım. "Arel bende memnun oldum Azat abi" iyi birine benziyordu, güvenebileceğim birine. 

"Merak etmişlerdir şimdi seni" beni umursayan insan sayısı bir elin parmağını geçmezdi zaten ama geçen seferki olaydan sonra Esraya söz vermiştim. Bu yüzden telefonumu açıp onca cevapsız aramayı mesajı umursamadan onu aradım. İkinci çalışta açmıştı telefonu.

"Neredesin sen ha bok çuvalı, meraktan kudurdum" 

"İyiyim merak etme bir arkadaşımın evine geldim"  bir süre cevap vermeden bekledi.

"Sen ne ara benden başka arkadaş yaptın lan"

"Takıldığın şey bu mu"  

"Tamam sakın gelme, telefonunu da kapa açma"

"Neden kızım saçmalama eve döneceğim ben"

"SAKIN SAKIN her yerde seni arıyorlar abimde dahil yani anlayacağın gerdek işi yalan amk" yine saçma planlarını kurmaya başlamıştı, durdurana helal olsun.

"Baran beni mi arıyor" kıkırdama sesi gelmişti karşı taraftan

"Hem de deli danalar gibi görmen lazım, neyse abim bana doğru geliyor kapa o telefonu bebeğim" telefon daha kapanmadan Baranın sen kimle konuşuyorsun dediğini duymuştum. 

Ben düşüncelere dalmışken Azat kolumu dürtmüştü. "Burada kalabilirsin ama koltukta uyursun ona göre" sadece kafamı sallamakla yetinmiştim.  Daha sonra ona aşkımı anlatmıştım o da dinlemişti. Rutin gibi olmuştu resmen yeni tanıştığım insanlara onu anlatmak. "Senin hikayen ne abi" yüzünde acı vardı şimdi. 

"Sevdim, hala seviyorum ama terk etti işte beni" mavi gözlerinde acının yanında kırgınlık vardı büyük kırgınlık. "Neden" diye sormuştum.  "Bilmiyorum çok sordum, çok koştum peşinden yalvardım hatta ama söylemedi bana" üzülmüştüm ona onunda benim için üzüldüğü belliydi. Sanki üzerimde bir mıknatıs vardı ve ben aşk acısı çeken insanları kendime çekiyordum. Azat abi yukarıya çıkmış bana temiz gecelik ve çarşaf getirip uyumaya gitmişti. Bense kafamı yastığa koyduğumda gerçekle yüzleşmiştim. Sevdiğim adam gerçek anlamda artık ablamla evlenmişti, beni deli gibi öptükten hemen sonra. Telefonumu elime aldığım gibi tekrar onlarca aramayla karşılaşmıştım. Sadece Mirzaya konum atıp sabah beni almasını rica etmiştim. Tamam cevabını alınca da tekrar bir köşeye  atmıştım telefonumu. Sıkıntıyla bir nefes bırakmıştım. Bundan sonra ne olacaktı, ben bu acıyla nasıl başa çıkacaktım. Düşüncelerimden ya da üzüntülerimden kurtulmanın en kolay yolu uykuydu. En sonunda kendimi uykuya bırakmıştım...








Baran ve Arel çifti şu şekilde...Baran yapılı, uzun...Arel ise biraz daha kısa ve zayıf

Azat ve Mirza ise ikisi de yapılı ve kaslı...boyları da aynı bu yüzden onlarda kim seme karar veremiyorum ya...

Şey birde yaşlarına takılmış olabilirsiniz...Baran 30, Arel 19 yaşında...Mirza ve Azat ise 30...aklınıza takılan bir şey olursa sorabilirsiniz....

ORMAN YANGINLARIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin