Sabah kendime gelmeye başladığımda üzerimde bir ağırlık hissetmemle hemen gözlerimi açtım. Baranın kaslı kolları tüm vücudumu kaplamış, beni sımsıkı sarmıştı. Tek beden gibi duruyorduk. Bugün düğünü vardı, aklıma gelen şeyle iyice ona sokuldum. Başımı boyun girintisine koyup kokusunu tüm hücrelerimde hissettim. Yavaşça yataktan doğruldum ve yanımdaki imkansız adamı hafifçe sarsmaya başladım. "Baran...hadi uyan" kendine gelmesiyle beni itmesi bir olmuştu. Oysa sarılanda kendisiydi. Hiçbir şey konuşmadan evden ayrılıp otele gelmiş gelinliği alıp ablamın hazırlandığı kuaföre gelmiştik. Baran kendi hazırlığı için başka bir yere gitmişti. Annemin ısrarlarına rağmen ben sadece lacivert takım elbisemi giymiş, sarı tutamlarımı taramıştım o kadar. Tüm hayal kırıklığım yüzüme vuruyordu. Düğünün yapılacağı salona doğru yürüyordum. Cebimdeki paketten bir dal çıkarıp ağzıma götürmüştüm. Dağılan duman gibiydim. Bunlar iyi günlerin daha beter olacak her şey demiş üstat bende bundan korkuyorum işte. Baran beni sevecek bir adam değildi, en başından beri. Onu ilk gördüğüm gün kalbime söz geçirmeyi çok isterdim, mantığım devre dışı kalmıştı. Kumral saçları, esmer teni, kahve gözleri, keskin çenesi ama en önemlisi bana asla açmadığı iyi tarafı. Sinirlenirsem onu koklamama ve sarılmama izin vermişti, bu bana yaptığı ilk iyilikti. Kaç sigara yaktım bilmiyorum ama sonunda düğün salonuna varmıştım. Kapıdan içeri girerken bizi hayal ettim, bizim salonumuz gibi, bizim düğünümüz. Her şey bizim için hazırlanmış gibi... Yüzümdeki tebessüme engel olamamıştım. Koskoca salonda sadece ben ve hayallerim vardık. Arkamdan gelen sesle irkildim. Döndüğümde Mirza bana doğru yürüyordu. Yanıma geldiğinde gülümsemişti ama acı bir taneydi.
"Sana ne demiştim hatırlıyor musun...kavuştuktan sonra kaybetmek çok daha fazla acı verir, bende öyle oldu" yüzüne bakıyordum şimdi. Ağır adımlarla gelin ve damat için olan masaya oturdu. "Çok sevdim Arel, aklının alamayacağı kadar" ellerini hafif bir ritimle masaya vuruyordu. "Herkese, her şeye rağmen onunla evlenmeyi bile kabul etmiştim ama o beni o kadar sevmiyordu" bunun fikrine nasıl kapıldığını merak ettiğimi yüzümden anlamış olacak ki "Aldattı" diye fısıldamıştı. Daha sonra ayağa kalkıp yanıma geldi. Aniden sarılmasıyla şaşırsam da karşılık vermiştim. "Sen hiç benim kadar yükseğe çıkıp beklemediğin bir anda yere çakılmadın en azından" anlatırken acı çektiği sesinin her zerresinden belli oluyordu. Benden ayrıldığında koskoca adamın gözlerinin dolduğunu gördüm. "Sana vazgeç diyemem çünkü imkansız olduğunu en iyi ben bilirim" dediği şeyle hala onu aldatan kişiye aşık olduğunu anlamıştım.
"Adı neydi" sorum çok saçmaydı ama merak etmiştim
"Azat" adını söylediğinde dahi gözündeki sönmüş ışıltıyı fark etmiştim. Seslerin gelmesiyle birilerinin daha geldiğini anlamıştım. Aklım hala Mirzanın hikayesindeydi ve bunca zaman nasıl bana erkeklerden hoşlandığını söylemezdi. Güvenmemişti belki de.
"Neden söylemedin ben sana söylerken" yüzümde hayal kırıklığı vardı açıkçası. "Zamanı gelince her şeyi anlatacağım merak etme"
Düğün başlamıştı, oldukça sadeydi zaten. Masada oturmuş sadece ileriyi izliyordum. Yanımda da Esra vardı bana bakıyordu, benim için üzüldüğü belliydi. "Her şeyin sonu gibi geliyor"
"Öyle deme belki daha iyi şeyler olur ha bundan sonra" inanıyor muydu buna her dakika yüzüme sevdiğim adamın ablamla evlenmiş olacağı gerçeği vurduğunda ne iyi olacaktı. Baranın 'bu gece engel oldun peki evlenince nasıl engel olacaksın elbette karıma dokunacağım' demesi takılmıştı şimdi de aklıma. Engel olamazdım, olmamalıydım. Bu hikayenin fazlalığı da bendim anormali de. Onlar toplum normlarıca normallerdi. Peki ben ve Baran olsaydık ailem kabul eder miydi bizi, ailesi sever miydi beni yine. Biz imkansızdık ya da ben fazla mı karamsardım....
bir düğün bölümü daha gelecek...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ORMAN YANGINLARI
FanfictionAblamın evleneceği erkeğe deli gibi aşık olmamla başladı hikayemiz
