Baranın evimden gitmesinin üzerinden iki gün geçmişti ve ben o iki gün boyunca sadece yatmıştım. Çaresiz hissettiriyordu bana, sanki bütün dünya yatağımın üzerine yıkılmış ve ben hapsolmuşum. Elimden hiçbir şey gelmiyor gibi. Yalnız büyümüştüm, yalnız büyümek zorunda kalmıştım. Annemler o gece beni aramaya tenezzül bile etmeden dönmüşlerdi. Kalbimin boyutu elimi yumruk yaptığımda olan şeydi, öyle öğrenmiştim, madem elim kadar peki neden bu kadar ağır geliyor bana, taşıyamadığım bir yük. Başım ağrıyordu, vampir gibi hissediyordum sanki ışık beni eritecekmiş, kül edecekmişçesine. İki gündür susmayan telefonum yine çalıyordu, sesi bana işkence ederken daha fazla dayanamayıp elime almıştım. Baş belam arıyordu yine zaten ondan başka soran yoktu beni. Açıp yavaşça kulağıma götürdüm.
"Sonunda açtın, akşam için hazır ol seni alacağım evden ve itiraz istemiyorum" demiş suratıma kapatmıştı telefonu. Saate baktığımda akşam olduğunu görüp kafamı yorganın altından kaldırdığımda havanın karardığını görmüştüm. Yataktan çıkıp iğrenç kokan bedenimi temizlemek için banyoya girdim. Sıcak su vücudumdan akarken her şeyi unutmak istedim sadece benim olduğum, güldüğüm bir dünya hayal ettim. Yıllar önce teyzem bana mutlu olmak için hayal kur oğlum, kimsenin bilmediği ama seni bu dünyadan uzaklaştırıp mutlu eden hayaller kur demişti. Büyüdüm ama her umutsuzluğa düştüğümde yine onun sesini duyardım. İyice temizlendikten sonra dolabımın önüne geçtim, zaten sadece siyahtan ibaret olan dolabımdan siyah bir kazak ve dizleri yırtık siyah kotumu alıp giymiştim. Üzerime de deri ceketimi giymiştim. Saçlarıma şekil vermek yerine iyice dağıtırken kapı çalmıştı. Odamdan çıkıp kapıyı açtığımda karşımda bir kişiyi beklerken Mirzayı da görmüştüm.
"Ne var bakma öyle, baktım ikinizde depresyondasınız bu gece sizi eğlendireyim dedim" bense hala mal mal Esraya bakıyordum. Elimi tutup beni çekiştirmişti. Üçümüz arabaya binince Mirzaya bir adres vermişti ve şimdi oraya gidiyorduk. "Nasılsın" en son gördüğümde kötü durumdaydı ve ben Baran yüzünden her şeyi unutmuştum. "İyiyim merak etme" sessiz geçen araba yolculuğunun sonunda önü oldukça kalabalık olan bir mekana gelmiştik. Arabadan indiğimde geldiğimiz eğlence mekanının adıyla donup kalmıştım. İbne barı yazıyordu resmen. Kendimi tutamayıp gülmeye başladığımda Mirza da bana eşlik ediyordu. "Sonunda ikinizi de güldürdüm" Esra gururla konuşurken mekandan birkaç erkeğin bu tarafa baktığını görmüştüm.
"Cidden bizi eğlendirmek için buraya mı getirdin"
"Bakın yakışıklılar dünyada abimden ve Azattan daha yakışıklı bir sürü erkek var, neden kendinizi onlara mahkum ediyorsunuz"
"Bence biraz eğlenmekten zarar gelmez, kimseye bulaşmaz kendi kendimize takılabiliriz" Mirzaya şaşkınlıkla bakıyordum şimdi. Bende biliyordum bu dünyada ya da ülkede Barandan daha yakışıklıların olduğunu ama ben onu zaten tipi için sevmemiştim ki. "Neyse içeriye girelim ve coşalım beyler" ikimizi de sırtından iterek mekana sokmuştu, kız başına gay barda ne işi var acaba bu delinin. İçeri girdiğimde açıkçası her yerde sevişen adamları görmek garip gelmişti, homofobik bir ülkede tek özgür oldukları mekandı sanırım burası. Gülümseyerek localardan birine oturmuştuk. Biz eğlenirken zaman nasıl geçti bilmiyorum ama saat çoktan gece biri geçiyordu. Esra çalan telefonunu açmak için mekanın dışına çıkmıştı, bende yalnız kalmasın diye arkasından çıktım. Sesi geliyordu şimdi.
"Merak etme beni bu gece arkadaşımda kalacağım dedim ya abi" kiminle konuştuğunu anladığımda yine omuzlarıma bir yük almış gibi hissettim. Ondan kurtulamazdım, kazınmıştı kalbime. "Esra hadi içeri gel tekin değil buralar" bana dönüp kafa sallamıştı. İçeri girmiştim tekrar. Mirzayla konuşmak istiyordum aslında. "O günden sonra ne yaptın" aniden sorduğum soruyla afallamıştı. "Ağladım, küfür ettim ve biraz daha ağladım" demişti. "Azat abi bana onu terk ettiğini hatta senin peşinden koştuğunu ama senin hiç yüz vermediğini söyledi Mirza" dikkatle beni dinliyordu, şaşırmış gibiydi. "Sana beni aldattı dedim, beni aldatan birini terk etmem en mantıklı olandı sanırım" haklıydı ama bir yerlerde başka bir şeyler vardı çünkü Azat abide acı çekiyordu. "Seni hala sevdiğini ve acı çektiğini söyledi" Mirza gerilmişti bir şeyler söylemek istiyordu ama yine susuyordu. "Onunla konuşup halletmen daha iyi olmaz mıydı belki bilmediğin şeyler vardır ha" tam ağzını açıp bir şey söyleyecekken Esra yanımıza gelmişti. Ne var anlamında kafamı salladığımda cevap vermişti.
"Abim buraya geliyor"
sorunuz olursa sorabilirsiniz...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ORMAN YANGINLARI
FanficAblamın evleneceği erkeğe deli gibi aşık olmamla başladı hikayemiz
