medya: Arel
sizi bekletiyorum ama cidden yoğun ve iğrenç bir dönemden geçiyorum beni maruz görün lütfen iyi okumalar...
Yazardan;
Genç çocuğun evden ayrıldığından beri aklından onca şey geçmişti, ne yapacağını, nereye gideceğini bilmiyordu. Kendini sonsuz bir boşluğa düşer gibi hissediyordu ya da büyük bir göçüğün altında kalmışta nefes alamaya çalışıyormuş gibi. Buğulanan gözleri gerçekleri bir bir yüzüne vuruyordu, ailesi diye bildiği insanların bu güne kadar neden onu yok saydıklarını anlamıştı ama bunu fark ettiği an öz ailesinin yıllar önce öldüğünü de anlamıştı.
Yürüdüğü yolun kaldırım taşına oturdu ve dizlerini kendine çekerek başını yasladı, ilk defa böyle ağlıyordu hıçkırıkları sokağı inletirken bir elini kalbine götürmüş acısı hafifler belki diye sıkmaya başlamıştı. Yanına oturan bedenlerin varlığını hissetse bile umursamıyordu, acısı onu derin sularda boğmakla meşguldü.
Sırtına dolanan kollar, başını yasladığı bir göğüs, burnuna dolan sonsuz orman kokusu ağlaması devam etse bile sakinleşmişti, kim ne derse desin yanında onu sarmalayan beden huzuruydu. Zaten sevgisiz büyümeye alışmıştı, bir ailesi yoktu bunun elbet farkındaydı ama gerçekler hançer gibi saplanmıştı hiç beklemediği bir anda.
Boşluğunda süzülürken o uzanan eli fark etti, onun sesini duydu. "Arel..." Baran ne diyeceğini bilmeyerek sadece adını fısıldamıştı, o acı çekerken kendisi de ondan farksızdı, sevdiği çocuğun her bir gözyaşı onun nefesini kesiyordu.
Arel başını kaldırdı ve yaşlardan dolayı parlayan mavilerini kahvelere dikti, Baran destek olmak için sırtını okşuyordu yavaş yavaş. Birden boynuna sarılan kollar ile geriye sendelese de esmer adam, ince beli sıkıca kavramıştı. Arel başını sevdiğinin boynuna koymuş kokusunu solurken kendine gelmeye başlıyordu.
"Beyler biliyorum çok aşıksınız ama götüm dondu, hastalanmadan eve mi gitsek?" Esra'nın sesi ile Arel kollarını çekecekken Baran izin vermemiş onu sarmaya devam etmişti. Kaşlarını çatıp kız kardeşine bakarken sarılı olduğu bedeni bırakmadan ayağa kalktı, göğsüne yayılan sarı tutamların kokusunu derince soludu.
Yürümeye başladıklarında Esra anlamaz gözlerle onlara bakıyordu. "Abi, araban burada nereye gidiyorsun acaba." aşktan başı dönmüş adam kardeşine bakıp, arabaya doğru yürümeye başladı. Arel sadece onlara uyum sağlıyordu ağrıyan başı, hala akmaya devam eden gözyaşları ve ruhsuz bedeni.
Baran, sevdiğini arabanın ön koltuğuna yerleştirirken kendisi sürücü koltuğuna geçmişti. Arabada gergin bir sessizlik vardı. "Arel, iyi misin?" arkadaşının sesini duyduğunda sadece başını onaylar anlamda sallamıştı.
"Olum siz beni niye tutuyorsunuz bir yolamadım o karıyı." Baran oflayıp dikiz aynasından kardeşine susması için kaş göz yaparken Esra homurdanıp yerine sindi iyice. Büyük eve geldiklerinde arabadan inip kapıya gelmişlerdi. Baran, Arel'e destek olurken yanlarındaki kız kapıyı çalıyordu.
Anneleri kapıyı açtığında gülümsüyordu, bugüne kadar olan her şeyden haberi vardı oğlu büyük bir sevda çıkmazına girdiğini ona anlatmıştı. Arel'in o halini görünce gülümsemesi soldu, oğlunun kollarında olan çocuğu kendine çekip şefkatle sarmalamıştı. Arel, Baran'ın kokusunu kimden aldığını anlamıştı annesi de aynı onun gibi kokuyordu.
"Kim üzmüş benim güzel damadımı." hiçbir şeyden haberi olmayan Arel'in gözleri kocaman açılırken, iki kardeş gülümsüyordu. Esra içeri geçerken annesine seslendi. "Gel anlatayım ayol."
Nesrin hanım ağlamaktan kızaran gözleri silerken gülümsedi. "Kendini kimse için bu kadar üzme, değmezler." o da içeriye girdiğinde kapının önünde kalan iki beden vardı. Baran, sevdiğinin ellerini kavrayıp içeriye girdi.
Koltukta oturmuş dedikodu yapan ikiliyi es geçip merdivenlerden çıkmaya başladı, Odasının önüne geldiğinde kapıyı açıp içeriye girmişlerdi. Baran öylece ayakta durup duygusuzca bakan çocuğu kendine çekip sımsıkı sarılmıştı, boynuna gömdüğü başı sayesinde kokusunu soluyordu.
"Seni seviyorum meleğim."
Arel duyduklarıyla gülümserken geri çekildi, elini kaldırıp kirli sakallı adamın yanağına koymuştu. "Sanki bir kabusun içindeyim ama bir yanım cennetteymiş gibi."
Baran yanağını genç çocuğun eline iyice yaslarken kendi elini de üstüne koymuştu, Gözleri birbirinden başka hiçbir şeyi görmezken odaya aniden giren kız ile ayrılmışlardı. "Böldüm mü böldüm mü, sorun yok önümde sevişebilirsiniz."
"Esra." Baran'ın gür sesi tüm evde yankılanırken kardeşi dil çıkartıp Arel'in yanına gelmişti.
"Arel, bana bakıp düzgünce iyi olduğunu söylemeden bu odadan çıkmam sizde sevişemezsiniz abicim." Baran dişlerini sıkarken, Arel bu hallerine gülüyordu.
"Ben iyiyim.." Barana baktı ve devam etti. "...Yani artık iyiyim." arkadaşı gözlerinden kalp çıkarak onlara bakarken kocaman gülümsüyordu. Arkadaşına sımsıkı sarıldı ve geri çekildi. "Abimi süründür azıcık olum hemen yelkenleri suya indirmişsin.
"Ben 3 yıldır sürünüyorum zaten şerefsiz."
"Kıyamam ben sana, neyse annem Arel güzel bir duş alsın en sevdiği yemekleri yapıyorum biricik damadıma gelip yesin dedi. Ha birde bu evde tek bir inleme sesi duymayacakmış." Esra hemen söyleyip odadan koşarak çıkarken Baran sertçe kapısını kapatmış ve yine gelmesi düşüncesi ile kilitlemişti.
Arel'e doğru yaklaştığında yanaklarını kavrayıp dudaklarına gömüldü, çölde susuz kalmış gibi öpüyordu dolgun dudakları. Baran, sevdiğinin alt dudağına işkence ederken, Arel aynı şeyi onun üst dudağına yapıyordu. Dudağının üzerinde gezen dil ile kısa olan inleyince kapıdan ses gelmişti.
"Üzgünüm aşk kuşlarım ama ben de annemin askeriyim, napacaksınız." Baran çıkıp kardeşini öldürecekken Arel kolunu kavramıştı. Sabahtan beri güzel yüzünde ilk defa bu kadar gerçek bir gülümseme vardı.
"Sen aşağıya in, bende yıkanıp gelirim aşkım." son kısmı fısıldayarak söylediğinde Baran içinden bir şeylerin aktığını hissetti. Olduğu yerde dururken Arel sırtından iteleyip onu odadan çıkartmıştı. Kapıya sırtını yaslayan Arel gülümserken diğer tarafta yine kapıya yaslanan ve gülümseyen adamdan habersizdi.
Baran kendini toparladı ve kapıda dikilen kardeşinin üzerine yürümeye başladı. "Kızım sen salak mısın, neden bölüyorsun lan bizi?"
"Annem dedi, ben annemin gazabına uğrayamam abicim. Hem biz şu Cansu meselesini ne yapacağız?"
Baran bu konuda çoktan ne yapacağını kafasında kurmuştu, kardeşine baktı ve konuştu. "Tanıdığın iyi bir avukat var mı?" kardeşi hukuk okuyordu ve bu durumda en çok işe yarayan kişi olacaktı.
"Tabii ki biliyorum aslanım bana bunlarla gel."
"Yürü be geri zekalı bunun intikamını alacağım." Esra yüzünü buruşturup söylendi. "Sevgilim olmadığı için alabileceğin bir intikam da olmayacak."
Baran ona gülüp merdivenlerden inerken aklı hem evinde olan sonunda kavuştuğu genç adamdaydı hem de onu bu hale getiren iğrenç insanlarda. İntikamını alacaktı, Arel'in döktüğü her gözyaşı için onu ağlatanları ağlatacaktı. Yüzünde alay dolu gülümsemesiyle tanıdık numarayı tuşladı...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ORMAN YANGINLARI
FanfictionAblamın evleneceği erkeğe deli gibi aşık olmamla başladı hikayemiz
