40.Bölüm: "MİLAT"

2.8K 150 51
                                        

Uzun aradan sonra herkese merhaba dostlarım.

Öncelikle sizi çok fazla özledim. Hayatımda yaşadığım değişikliklerden sonra maalesef böyle uzadı yoksa inanın çok kısa sürede yayınlayacaktım bu bölümü.

Daha fazla uzatmadan bölüme geçelim.

Motive  ve hâlâ buradaysanız sizi görebilmem için oy vermeyi, yorum yapmayı lütfen unutmayalım çünkü hepinizi tek tek hatırlıyorum ve umuyorum ki hâlâ buradasınızdır.

Sizi seviyorum.

                               -
Kapanan kapı sesinin ardından yavaşça aralanan zihnimle birlikte uykudan sıyrıldığımda, kollarım arasında uyuyan ufak kızımı fark ettim.

Arka fonda hâlâ oynamaya devam eden çizgi film ve sönmüş ışıkla birlikte tam olarak bir uyku havası mevcut durumdaydı. Ve biz de akşam saatlerinde olmamızdan dolayı salondaki koltuklarda sarılarak uyumuş ve kalmıştık.

Aylardan nisana gelmemizle birlikte bahar yorgunluğundan ve benim hamileliğimden ötürü  her yerde sızma potansiyeline sahiptim.

Ve kapanan kapı eşliğinde birkaç adım sesiyle birlikte görüş açıma William girdiğinde gelenin tabii ki de o olduğunu anladım.

Hâlâ yatar pozisyondayken göz göze geldiğimizde, karanlıkta yüzünü tam seçemesem de kapının eşiğinde durduğunu ve bize doğru baktığını anladım.

Bugün hayli geç gelmişti eve.

"Uyuyakalmışız burada," diye mırıldandığımda hafifçe doğruldum ve Lisa'nın başını sarsmadan kolumdan kaldırıp yastığa geri koydum.

William onu birazdan odasına taşırdı nasıl olsa.

William'ın hâlâ orada öylece dikildiğini görünce kaşlarım çatılsa da üstümüzdeki örtüyü de Lisa'nın üstüne yine serip ayaklandım.

Karnım artık hareketlerimi iyice kısıtlayacağı bir boyuta ulaşmıştı.

Yavaş hareketlerle William'ın yanına ilerlerken "Neden girmiyorsun?" diye sormuştum.

Sonunda hemen önünde göz göze geldiğimizde gördüğüm şeyle kaşlarım daha da derin çatıldı. Ve ardından sesim istemsizce dozajını aştı.

"Ne oldu sana!"

Kaşından hafifçe süzülen kan hamilelikten olsa gerek içimi kaldırdığında "Şşt," diye mırıldanarak elini belime at. "Uyandıracaksın çocuğu."

"Kim yaptı?" diye sordum avucumu yanağına yaslayıp yüzünü kendime doğru çevirirken. Hasar tespiti içindi.

"Önemli değil," dediğinde belimdeki eliyle beni kendisine karnımın izin verdiği ölçüde çekti. Biraz tuhaf bakıyordu ve garip bir haldeydi.

"Ne demek önemli değil," diye söylenirken yüzünü biraz daha yakından incelediğimde kaşındaki kandan, elmacık kemiğindeki morluktan başka herhangi bir şey gözüme çarpmamıştı. "Kiminle kavga ettin?"

Gözlerini kaçırdığında bunu söylemeyeceğini idrak edebilmiştim.

"Yatırayım yatağına onu ben," diyerek konuyu değiştirdiğinde hafifçe geriye çekilip ona izin verdim. "Onu yatırıp ilk yardım çantasıyla gel de temizleyelim, mikrop kapmasın yara." Bunları söylerken elimle hayli büyümüş karnımı tutmuş ve endişeyle onu izlemeye başlamıştım. Dudakları hafifçe kıvrıldığında çoktan Lisa'nın yanına varmış ve profesyonelce kucağına almıştı.

Senden KalanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin