14. Bölüm: "HASTA"

3.8K 186 6
                                        

Merhaba, bölümün tamamını şimdi bir oturuşta yazdım ve biraz yoruldum. Bekleyeniniz varsa diye hemen yayınlıyorum ama eğer yazım hatası varsa mazur görün. Müsait olduğumda tekrar dönüp hataları düzelteceğim. Emeğime karşılık oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın. Sizi çok seviyorum, iyi okumalar.

Nova norda- Beni biraz

-

Gece alarmım çaldığında saat  03.00 sularıydı. Bu alarmı, William'ın ateşini tekrar kontrol etmek için kurmuştum. Alarma gözlerini açan Lisa'yı biraz pışpışlayıp geriye uyuttuktan sonra yataktan doğruldum.

Bir elimle gözlerimi kaşıyordum, uyanmak biraz zor olmuştu çünkü yorulmuştum. Yolculuğun olduğu gün yaşanan her şey üst üste gelince derin bir uyku ihtiyacı çekiyordum. Yine de bunu yapmayı William'a borçluydum. Ona çok şey borçluydum. O yüzden bu yaptığım belki de ödemem gereken kefaretlerin yanında devede kulak kalırdı.

Odadan çıktıktan sonra karanlık koridorda sessiz adımlarla William'ın odasını buldum. Odasının yerini ezbere biliyordum artık. Edindiğim acı tecrübeler bana yalnızca bu odanın yerini ezberletmişti.

Odasının kapısını sessizce açıp içeriye süzüldüm. Oda karanlıktı, ilerlememi sağlayan şey; camdan süzülen ay ışığıydı.
William uyuyordu. Yatağın örtüsünü boynuna kadar çekmiş olduğundan onun hâlâ üşüdüğünü anladım. Yanına ulaştığımda alnında duran bez parçasına gitti önce elim. Alnının ısısıyla birlikte eski soğukluğunu kaybetmişti.

Bezi, komodinin üzerinde bıraktığım su kabının içine koydum. Elim William'ın alnına gitti. Önce bezden kalan su damlarını sildikten sonra avcumu alnına yaslayıp sıcaklığın normal olup olmadığını kontrol ettim. Hâlâ biraz sıcaktı. Emin olmak için elimi alnından çekip yanaklarına kısaca dokundum. Sıcak.

Hâlâ uyuyor olması bir fırsat olsa da iyi olmadığının bilincindeydim. Önce boğazına kadar çektiği örtüyü açtım. Çıplak göğsüne bakmadan örtüyü beline kadar çekmiştim. Bunu yapmamla önce uykuda kaşları çatıldı, üşüyor olmalıydı. Daha sonra gözleri açıldı. Bakışları yatağın kenarına oturmuş beni bulduğunda kaşları hâlâ çatıktı.

"Sen gitmemiş miydin?" diye bir soru sordu uykulu sesiyle. Saatin kaç olduğunu görmek için elini komodine uzattı. Bakışları hâlâ üzerimdeydi.

"Saat üç," dedim o henüz telefona bakmadan. "Gitmiştim, alarm kurdum ateşini kontrol etmek için."

Anlamsızca yüzüme baktı. Bunu neden yaptığımı merak ediyor olmalıydı. Acaba bana o video gelmeseydi de onunla bu şekilde ilgilenir miydim? Yanıtını asla bilemeyecektim. Çünkü o video gelmişti, zamanı geriye almak imkansızdı.

"Neden ilgileniyorsun benimle?" diye sordu. Sesinde herhangi bir alay yoktu. Uykudan mıydı ateşten mi bilmiyordum ama uzun zamandır bana karşı böyle ciddi bir ses tonu kullanmamıştı.

"Hâlâ ateşin var, bir duş alman gerekiyor." dedim. Sorusuna yanıt vermeyecektim. Ne diyecektim ki? Vicdanım yalnızca böyle susuyor mu?

"İyiyim," dedi. "İlaç iyi gelmiş olmalı." Sorusunu yanıtsız bırakmamı pek takmamıştı.

"Değilsin," diye çıkıştım refleksle. Elim tekrar alnını buldu. Elim sıcak alnına değince "Bak hâlâ ateşin var." dedim ona.

Senden KalanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin