SEVGİLİ OKUYUCUM,
Öncelikle hoş geldin. Sen bunu okurken bu hikaye kaç okuyucuya ulaşmış olur, ben kaçıncı bölümde olurum bilmiyorum. Şu anda 1.7k okumamız var fakat bir gün büyüyeceğini ve kocaman bir aile olacağımızı hissediyorum. Umarım olur.
İlk bölümler belki biraz daha klasik olsa da hikayenin özgün olması için çaba harcayacağımdan hiç şüpheniz olmasın. Bu hikayede kadının aşağılanmasına ve kadının en büyük düşmanının da kadın olmasına izin vermeyeceğim. Her şeyin sebepler ve sonuçlarının olduğunu da es geçmeyelim.
Sizden tek isteğim, okurken tüm emeğime karşılık oy vermeniz ve yorum yapmanız. İnanın sizi sürekli takip ediyorum ve verdiğiniz bir oyda bile inanılmaz mutlu oluyorum. Saatlarce süren yazma işlemine karşılık birkaç saniye sadece...
İlk on bölümü geçiş olarak da nitelendirebilirsiniz. Bu yüzden zaman geçişleri olacak. Asıl hikaye ondan sonra başlıyor da denilebilir. Şimdiden iyi okumalar!
Başlangıç tarihinizi buraya bırakabilirsiniz!
Sia - Breathe Me
-
Bazı anlar vardı, basit ve sıradan bir anıymış gibi görünürdü fakat sonrasında hayatımızın temelini sarsacak kadar yıkıcı bir etki yaratırdı. Biz o anlarda bunun tam olarak farkında olamasak da zamanla mecburen de olsa öğrenecektik. Bir rüzgarı andıran o dakikalar ilerleyip saatleri, günleri; rüzgar da büyüyecek ve bir kasırgayı oluşturacaktı. Bu kasırgadan nasıl kurtulacağımızı ise yalnızca biz biliyor olacaktık.
Kurtulabilirdik, eğer bilmek yetiyor olsaydı.
Ben kendimi kurtarmak için çabaladıkça daha da dibe batmış olsam da hayatımın merkezini oluşturan insan sonsuzluğa gömülmüştü. Beni, sonsuz bir kaybın içine hapsetmişlerdi.
"Bunun doğru bir fikir olduğunu düşünmüyorum," dedi en yakın arkadaşım Emily. Bir yandan da Önümüzdeki kruvasanları kahve eşliğinde yiyorduk. Yemeye çalışıyoruz da diyebilirdik çünkü yaşadığım stres dolu günlerden sonra, oturup bir şeyler yiyecek halim kalmamıştı.
Bakışlarımı karşıda İngiltere'nin en güzel manzaralarından birinde dolaştırdım. Manzara, insanın ruhunun en derinlerinde sakladığı o iç sızlatan anıları gün yüzüne çıkarıyordu.
"İlk duyduğumda ben de buna bir süre uzak baksam da zamanla aslında içten içe bunu arzuladığımı fark ettim," dedim gözlerimi ona çevirirken.
"Bak canım. Ben, ne yaparsan yap yanındayım ama sana bir zarar gelmesini istemiyorum." Ses tonu, benim için yaşadığı endişeyi gün yüzüne çıkarıyordu.
Başımı yana doğru yatırıp ona sıcacık gülümsedim. "Endişeni anlıyorum ve senin de beni anlamanı istiyorum. Liam öleli neredeyse iki ay oldu ve ben o öldüğünden beri hiçbir şey yapamadım. Bunu onların yanına bırakmak istemiyorum."
Anlayışla başını salladı. İngiltere'nin puslu havası da içime bir anda kasvet çökerttiğinde ruh halimin ne kadar değişken olduğunu fark ettim.
Emily tekrar söze girdiğinde bunun ne kadar tehlikeli olduğunu ve çok dikkat etmem gerektiğine dair birtakım nasihatlerde bulundu. Daha sonra bu güzel manzaralı Cafeden çıktık. Yağmur tekrar yağmaya başlamıştı. Tabi Batı Avrupa'nın bu değişken havasına aşina olduğumuzdan ikimiz de yanımızdaki şemsiyeleri açmıştık.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Senden Kalan
Ficção GeralDaha önce hiç görmediğime emin olduğum bu adamlar evime bir anda daldığında bir el hâlâ ağzımın üstüne kapalıydı. "Bay Benson size selam gönderdi," dedi elindeki silaha susturucu olduğunu düşündüğüm şeyi takarken. Duyduğum soyisim beynimde adeta bi...
