Selam...
Nasılsınız, Temas ailesi?
Keyifli okumalar...
Telefonu kapattı ve avuç içine aldı. Yol arkadaşlarının bulunduğu alana doğru adımlarken, sıkıntı terleri döküyordu vücudu. Öyle ki her köşeden peşinde olan adam çıkıverecekmiş gibi hissediyordu. Kulağına gelen her hışırtıdan irkiliyor yüreği ağzına geliyordu. Korku ve endişenin verdiği tedirginlik midesinin kasılmasına neden olurken, akabinde bulantılar başlıyordu…
Şakası yoktu bu işin bir kere yaşamış ölümden dönmüştü. Bir defa daha aynı şeyleri yaşamamanın adam yakalanmadıkça garantisi yoktu. Oval alnından şakaklarına doğru dökülen ter damlacıklarını elinin tersiyle silerken kendi görüntüsüne çeki düzen vermeye çalıştı, ama bozulan moralini saniyeler içinde düzeltmek hiç de kolay olmayacaktı.
Birkaç defa burnundan nefes alarak ağzından verdi. Yaptığı nefes egzersizi bir nebze olsun işe yaramıştı lakin tedirginliğini ört bas etmeye yetmemişti. Elinde değildi hiç yoktan yaşadığı şeyler yaşam enerjisini ister istemez düşürüyordu.
Başını kaldırıp gökyüzüne baktığında gözündeki perdeyi bir kereliğine kapatıp açtı ve gökyüzünün derinliğinde kaybolmak istedi. Eline kocaman bir silgi alıp hafızasını silmek istedi. Pamuk yığınları gibi bir araya toplanmış bulutların üstünde olmak yeryüzüne hiç inmemek istedi. Keşke bu imkânlara sahip olsaydı ama ayakları yere basıyordu ve gökyüzünün özgürlüğü kendinden epey uzaktaydı.
Bütün bunları düşünüp hayal etmek bile yüreğinin yükünü hafifletmeye yetmişti. Naifçe gülümsedi. Gülümserken yanağıyla dudaklarının birleştiği alanda minicik bir gamze oluştu. Oluşan gamzede bir tomurcuk gül açtı. Şimdi yol arkadaşlarının yanına daha rahat gidebilirdi.
“Kusuruma bakmayın arkadaşlar, konuşmam biraz uzadı. İki de bir sohbetinizi yarıda kesip telefonla konuşmak zorunda kalıyorum ama bu maalesef benim isteğim dışında gelişiyor.”
Zarife Hanım, endişenin tohumlarını yüreğine ekerken sesinin nağmesinde durağanlık vardı. “Kimdi arayan?”
“İlker’di. Biliyorsun daha önce aradığında telefonun şarjı bittiği için konuşamamıştık ya. Merak etmeyin diye aramış. Herkese selamı var!” Konuyu kısaca özetlemiş herkesin merakını gidermişti İlkem Öğretmen.
Yere serili kilimin üzerinden kendisine yer beğenip otururken, “Evet, arkadaşlar nerede kalmıştık?” diye sorduğunda bir yandan da kafasının içindekileri ekarte etmek istiyordu.
Songül, sırıtarak konuşmaya başlarken hafızasının ne kadar güçlü olduğunu fısıldıyordu kulaklara. “Nerede kaldığımızı ben biliyorum. Kim anlatacak kısmında kalmıştık.”
İlkem, işaret parmağını genç kıza doğru salladığında, “Aferin kız, sende zehir gibi hafıza var he!” dedi hep bir ağızdan gülüştüler. He..he..he…
Zarife Hanım, kaşlarını havalandırıp gözlerini baygın baygın süzerek konuştuğunda, “Ben hepinizin büyüğüyüm ben kime söz verirsem o konuşacak.” dedi.
“Zarife’ciğim bakıyordum sende gençlerin rüzgârına kapılmışsın?” dedi İlkem…
Kadın, süzgün göz kapaklarını birkaç kez açıp kapatarak kırpıştırdıktan sonra, “Ne yapayım kızım, gençlerin arasında kaldıkça bende sizlere benzedim.” dedi.
Gençlere benzemek kadın için iyiye işaretti zira solgun ruhu canlanıyor demekti. “Zarife’ciğim, madem seçimi sen yapmak istiyorsun hadi kimi seçeceksen seç bakalım.”
Kadın, özgür ruhunu anın akışına bıraktığında bir süre bakışlarını dörtlünün üzerinizde gezdirdikten sonra durdu. “Ben en çok Ömür’ün ne yaptığını merak ediyorum. Bence onunla devam edelim.”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SICAK TEMAS
ActionElleri bornozun kuşağına giderken bütün uzuvları titriyordu. Hala gözleri kapalıydı. Kuşağı çözdü bir omuz hareketiyle bornoz bedeninden kayarak ayakları dibine düştü. Her dokunuş ruhunda sarsılmalara neden oluyor, parmak uçları göğüs çevresinde da...
