Selam, değerli dostlar.
Ruhunuzun derinliklerine dem vurmak için tekrar sizlerleyim.
Keyifli okumalar diliyorum.
Koridor boyunca adımlarken ayakları bir ileri iki geri gidiyordu. Son günlerde yaşadığı olaylar onu tırsak biri haline getirmişti. Kapı arkasına gelince durdu. Bu kez kimin geldiğini sormayacak direkt kapı merceğinden bakacaktı. Başını kapıya yaklaştırdı bir gözünü kısıp diğer gözünü kapı merceğine dayadı. Merceğin radarına giren görüntü içinin ferahlamasına neden oldu.
Metalik kapı kulpunu kavradığı gibi aşağıya doğru bastırıp açtı kapıyı. Bakkal çırağı Murat, kapı önünde hazırola geçmiş gibi duruyordu.
Bakkal çırağı Murat, elindeki ekmek poşetini uzatıp "Hocam ekmek getir..." diyemeden İlkem, ekmek poşetini aldı ve kapıyı kapattı. Kapıyı çırağın yüzüne kapatınca dudaklarına hafif bir gülüş peyda oldu. 'Hay Allah,' diyerek kapıyı tekrar açtı. Zavallı çocuk hâlâ kapı önünde duruyordu.
"Kusura bakma Murat 'çığım bugünlerde biraz dalgınım. Bir dakika bekler misin, ekmeklerin parasını getireyim."
On dört yaşlarında ya var ya yok bakkal çırağı Murat, bir kabadayı tavrıyla. "Sorun yok hocam, beklerim!" dedi.
İlkem Öğretmen, vestiyerin önüne geldi bozuk para kavanozuna elini daldırdı. Kavanozdan bir avuç dolusu bozuk parayı aldı ve evecen adımlarla kapı önüne geldi. Avuç dolusu bozuk parayı çırağın uzanan avucuna bırakırken, "Murat'çığım ekmek parasını al gerisi senindir." dedi.
Murat, avucuna bırakılan paraları görünce mutluluktan gözleri parladı. "Teşekkür ederim hocam," diyerek merdivenleri ikişer üçer atlayarak indi. Merdivenleri atlaya zıplaya inen Murat'ı gözden kayboluncaya kadar izledi. Evin içerisine girmeden önce etrafı kolaçan etmeyi de ihmal etmedi. Gözüne herhangi bir tuhaflık çarpmayınca rahat bir nefes aldı.
Elinde değildi dün gece yaşadıklarından sonra leblebiden nem kapar hale gelmişti. Şimdi elinde tuttuğu bu zarf her şeyin anahtarı olabilir her düğümü çözebilirdi. Zarfı açmak için sabırsızlanan ellerini ancak mutfağa gelinceye kadar durdurabildi. Ekmek poşetini mutfak masanın üzerine bıraktı ve hemen zarfı açmaya başladı.
Zarife Hanım, omlet yapmak için yumurta çırpıyordu. Yaptığı işten başını kaldırmadan sordu. "İlkem kızım, neden kapı iki kez çaldı?"
İlkem Öğretmenin heyecandan eli ayağı titriyor annesini duymuyordu bile. Zarfı parçalara ayırarak sonunda açmayı başarmıştı. "İnanamıyorum," diyerek bir çığlık atarken Zarife Hanım, kızının çığlığıyla irkildi. "Ay, ne oldu kızım ya neden çığlık atıyorsun? Vallahi ödümü kopardın," diye sorarken elin göğsüne bastırıp sakinleşmeye çalıştı.
İlkem, şaşkınlıktan bir karış açık kalan ağzını kapatmak için eliyle dudaklarına bastırırken "İnanamıyorum ya tayin dilekçem kabul edilmiş ve doğduğum kasabaya tayinim çıkmış. Anneciğim sonunda isteğim oldu," derken gidip annesine sarıldı. Belki buruk bir sevinçti bu ama kurtuluşu gitmekte görüyorlardı işte. İki kadının sarılması sona erdiğinde İlkem kendini masa başındaki sandalyeye atmış annesi tekrar kahvaltı hazırlığına koyulmuştu.
Anne kızın kaçış planları yürürlüğe girmeye başladığı için çok mutluydular. Tabii bilmiyorlardı ki mutluluğun ömrü kısa olur. Onlar şimdilik mutluydular ve bu mutlulukla yetinmek istiyorlardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SICAK TEMAS
AcciónElleri bornozun kuşağına giderken bütün uzuvları titriyordu. Hala gözleri kapalıydı. Kuşağı çözdü bir omuz hareketiyle bornoz bedeninden kayarak ayakları dibine düştü. Her dokunuş ruhunda sarsılmalara neden oluyor, parmak uçları göğüs çevresinde da...
