Epilog

59 2 0
                                        

Bir Yıl Sonra

Gümüş deresinin kıyısı, bir yıl önceki düğün gününden sonra ilkbaharın taze yeşiline bürünmüştü. Boy boy ağaçların dalları hafif bir rüzgârla sallanıyor, çiçekler yeni açıyor, kuşlar dallarda cıvıldıyordu. İlkem ve Rüzgâr, evliliklerinin ilk yılını geride bırakmış, kasabanın sessiz sokaklarında, eski bir çocukluk hatırası olan mesire alanına yürüyordu. Bu kez aralarında geçen sözlerin ağırlığı değil, huzur ve birbirlerine duydukları güven vardı.

İlkem, eşi Rüzgâr'ın elini sımsıkı tuttu. "Hatırlıyor musun burayı?" dedi. Gözlerinde bir gülümseme vardı, ama dudaklarının kıvrımında derin bir tatlı huzur.

Eşi Rüzgâr, gözlerini gökyüzüne çevirdi. "Evet... Her taş, her çimen, her ağaç bize bir şeyler anlatıyor sanki. Masum çocukluğumuz, geçmişimiz... Yalnız bugün sadece bizim hikâyemiz var."

İkili, Gümüş deresinin kenarındaki bankta otururken, elleri hala birbirine dolanmıştı. Sessizlik içinde birbirlerini dinler gibi baktılar. Yağmur sonrası toprak, taze bir umut kokusu yayıyordu. İlkem, başını Rüzgâr'ın omzuna yasladı. "Bazen geçmişin gölgeleri düşüyor aklıma," diye fısıldadı. "Her şey ne kadar hızlı gelip geçti lakin onları hatırlamak artık acı vermiyor bana. Sadece nereden nereye geldiğimizi hatırlatıyorlar."

Genç adam, hafifçe başını eğdi ve gülümsedi. "Evet, ve artık birlikteyiz. Kendi hayatımızı kurduk, kendi dünyamızı inşa ettik. Bundan sonra korkularımız değil, sevgimiz rehberimiz olacak."

Uzaktan Sude ve Ömür geliyordu. Sude'nin yüzünde her zamanki oyunbaz ama içten gülümsemesi vardı. Ömür ise kardeşi Songül'le sohbet ediyordu; Songül'ün elleri İlker'in ellerinde, ikisi gülüşleriyle etrafı ısıtıyordu. Kasabada herkes bir şekilde birbirinin mutluluğuna tanıklık ediyordu.

İlker, biricik aşkı Songül'e bakarken gözlerinde yeni bir ciddiyet ve derin bir şefkat vardı. "Biliyor musun," dedi İlker, "bütün yıl, seninle her anı paylaşmak, hayatın her küçük mucizesini görmek benim için en büyük şükür oldu."

Songül, gülümseyerek cevap verdi: "Ben de seninle birlikte yürümekten, geleceğe güvenle bakmaktan çok mutluyum... İnan bana daha önce hiç bu kadar huzurlu hissetmemiştim kendimi."

Gün ilerledikçe kasaba, küçük çocukların oyun sesleri ve kuş cıvıltılarıyla doldu. İlkem ve Rüzgâr, birbirlerine bakarken, tüm o fırtınalı günlerin, kaygıların, korkuların ve gözyaşlarının, bu huzur dolu an için bir köprü olduğunu fark ettiler. Her biri, geçmişin ağırlığını geride bırakmış, ama ondan aldıkları derslerle daha güçlü olmuştu.

İlkem, Rüzgâr'ın saçlarını arkasına atarken içinden geçenlere engel olamadı. Hayat böyle bir şeydi işte... Önce acıyı tanıyorsun, sonrası sevgiyi öğreniyorsun. Eğer doğru kişiyleysen, her şey daha güzel oluyor.

Rüzgâr, eşi İlkem'in gözlerine bakarken fısıltıyla konuşmuştu. "İyi ki... İyi ki birlikteyiz. İyi ki... Geçte olsa yeniden sen çıktın karşıma."

Kasabanın üstünde güneş, hafif bir sisin içinden parıldıyordu. Bizim dört arkadaş, elleri ve kalpleri birbirine kenetlenmiş bir şekilde, geçmişten aldıkları güçle geleceğe doğru yürüdüler. Bundan böyle geçmişten gelen hiçbir gölge onları korkutmuyordu; çünkü içlerinde hem sevgiyi hem de cesareti bulmuşlardı.

O gün, kasaba sadece eski hatıraların değil, aynı zamanda yeni umutların da tanığı oldu. İlkem, Rüzgâr, İlker, Songül, Sude ve Ömür; her biri kendi yolunda, ama birbirlerine bağlı bir şekilde, geleceğe umutla bakmayı seçmişti.

Bitti
Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.

Buraya kendinizden bir iz bırakın. Nokta dahi olsa geçerli.
Kimler okuyor aşırı derecede merak ediyorum.

Temas ailesi sizlerle aynı yolda yürümek güzel.

Şedetli Hazlar.

Sessiz Çığlıklar.

Müdürün Peçeli Kızı.

Gecenin Ucunda. Seri.

His Cehennemi.

Bal Bela.

Kitaplarıma beklerim. Birlikte yürüdüğümüz yol ayrılmasın. Seviliyorsunuz

SICAK TEMAS Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin