Tecavüze uğramış bakire bir kızın korkusu var içimde,

5 0 0
                                    

Vücudumun bütün hücreleri durmadan zihnime bu anı kazımak ve ölünceye kadar unutmamam için
adeta haykırıyordu. Ben sandım ki onlarla giderse daha güvende olur. Orada ona sıcacık oda, yeni ve
tertemiz çarşaflar verecekler. Her öğün birbirinden leziz yemekler yiyecek küçük kardeşim. İstediği
zaman gidip o hiç yapamadığı sıcak su ile banyo yapabilecek, tertemiz kıyafetleri olacak, ona zorbalık
yapılmayan bir okula gidecek ve okulunu bitirip avukat olacaktı. Bir daha asla küf kokan bir evde
yaşamayacaktı ve bir daha babası tarafından dayak yiyen bir kız olmayacaktı.


İyi ki ölmüş diye fısıldıyordu kulaklarıma bir ses;


"İyi ki o pis ayyaş öldü de kardeşin feraha kavuştu."


Sahi ne yapıyordur şu an acaba, huzurlu mudur? Hiç yakın arkadaşı olmamıştı. Bizim bizden başka ne
arkadaşımız vardı ne de kimi kimsemiz…


Çok utanıyordur şimdi o benim bal saçlı güzel kızım. O sabahları ışık saçan gözlerin şimdi nasıl
bakıyor insanlara. Sanki karşımda o varmış gibi içimdekileri dile getirdim. ‘Korkma tamam mı?
Orada güvende olacaksın. Bu evde olmayan her şeyin o yeni yuvanda olacak. Beni de merak
etme, güzelce bitir okulunu. Kendi adaletini kendin yarat balım. Benim saf kalplim, küçüğüm, bu
dünya senin kalbindeki iyiliği hak etmiyor.’


Bu duvarlarda asılı olan resimlerde ortaokul mezuniyet günü fotoğrafındaki
gülen kız gitmiş, yerine bana babama baktığı gibi sevgisiz ve nefret dolu gözlerle bakan bir kız vardı..


‘Ben babam gibi olmayacağım miniğim, ben asla onun gibi değilim. Lütfen bana öyle bakma, benden
nefret etme olur mu? Benim senden başka kimsem yok, olmasın da. Sen bana bu dünyada kimsenin
elde edemeyeceği en güzel şeyleri verdin. Bana annelik yaptın, giysilerimi yıkadın, derslerimi
bitirmeden uyuya kaldığım geceler de ödevlerimi sabaha kadar uyumayıp sen bitirdin. Sen bana
babamın vermediği o aile sevgisini verdin, seni çok özlüyorum.’


Yüzümde buruk bir ifadeyle kelimeler firar et dudaklarımdan.


Ellerimdeki kurumuş kan lekelerine baktım. Tecavüze uğramış bakire bir kızın korkusu var içimde, bir
adamı öldüren saf bir çocuğun telaşı var üzerimde. Zihnimde saatler önce küvette yatan babamın
hayali geldi gözlerimin önüne. Boynumdaki kesiğin yer açtığı yarayı gördüm. Ardı ardına canlandı
zihnimde ölümünün sahneleri. Yine titremeye başladı ellerim, gördüklerini kabul etmek
istemezcesine titriyordu vücudum...


Bedenim zihnimdekileri inkar ediyordu. Bütün duygularım birbirine karıştı. Öfkem acıma kafa tutarken,
endişem korkunun üzerine gidiyordu. Kafayı yemiş olmalıydım. Bunlar gerçek değildi ve ben çok uzun
süredir kabus görüyordum. Hissettiklerim koca bir yaraydı boğazımda ne zaman yutkunmak istesem acısı ile
kendilerini belli ediyor ve biz buradayız diyordu adeta. Kendime gelmemi sağlayan bir köpeğin havlaması
oldu, ardından da bir grupinsanın kahkaha sesleriyle artık tamamen iç dünyamdan sıyrılmıştım. Ve hala
salonun ortasında oturan kendimi buldum. Ayağa kalkıp perdeyi araladım. Vakitbayağı geç olmalıydı. Güneş
yerine geceye bırakmıştı bile çoktan. Ay ise bütün ihtişamı ile karşımda duruyor ve bütün kainat
aydınlatıyordu. Perdeyi çekip salondan çıkmak için arkamı dönmüşken köşedeki eski koltuğu gördüm.
Üzerinde ise belirli yerlerinden sökülen babamın battaniyesi vardı. Bir gün eve sarhoş geldiği sırada kız
kardeşim uyumamış ve babamıza beklemişti. Oise salona gelip eliyle Yaren'i itmişti. Bir an o sahne canlandı
gözlerimin önünde… "Çekil şurdan." deyip kardeşimi iteklemiş daha sonra ise her zamanki yeri olan
köşedeki koltuğa yığılıp kalmıştı. Yaren'in aldığı derin nefeslerin sesini duymuştum. Başımı ona çevirdiğimde
ise elindeki battaniyeyle babamın yanınayaklaşıp ona hissettirmeyecek kadar yavaş ve hafif bir şekilde
üzerini örtmüştü. Gözlerinden düşen bir iki damla yaş babamın açıkta kalan eline düşmüştü.
Hemen kendini düzeltip ben fark etmeyeyim diye,


"Senin uyurken üstünü örtme ve alışkanlığını kimden aldığın belli abiciğim."demişt gülümseyerek.

KÜLHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin