hiçlik hissediyordum

3 0 0
                                    

babasının yanında çalışıp onu yemek yedirmeye götürecektim? Gururum cam kırıkları gibi
hayatımın bir köşesine dağılıp duruyordu.


"İtirazlar, bahaneler istemiyorum Atlas. Üç gün için de seni dükkanımda çalışır vaziyette görmek
istiyorum. Bende ne zamandır dürüst, sağlam, kendine güvenen, sorumluluk sahibi birini arıyordum.
Bak sen şu tanrının işine seni bana gönderdi."


Ne diyebilirim ki? Satsan bir kuruş etmeyecek kadar silik bir erkeklik gururu ile mi karşı çıkacaktım?.
Hem şu an gururum mu önemli olandı? Önemli olan kardeşimin geleceğiydi.


"Atlas lütfen inat etme de gel işte. Hem evde yemek yapmana bile gerek kalmaz annem yemek yapıp her
öğün getiriyor dükkana."


Şevval’in bu neşeli ses tonu beni şaşırtmıştı. Ne yani hiç mi soğumamıştı benden? Nasıl bu kadar
heyecanlı oluyordu?. O an bir karar verdim. Sadece kendim için değil ben yaren ve Şevval için de hatta
İsmet amca için bile bir karar aldım.


“Yarın değil ama ondan sonraki gün başlasam olur mu İsmet amca? Yarınsınavım var da.”


Kafasını anlayışla sallayıp,


“Tabi olur evlat nasıl istersen.” deyip ardından “Bir şeye ihtiyacın olursa mutlakasöyle çekinme sakın
tamam mı?’’ diye ekledi.


Utancımdan bakışlarımı tekrar ayaklarıma indirdim ve,
“Çok teşekkür ederim İsmet amca.” dedim kısılmış sesimle. Gözlerimi ayaklarımdan çekip Şevval’e
çevirince göz göze geldik. Nedenini anlamadığım bir şekilde gözlerinde daha önce görmediğim bir şeyler
gördüm. Kötü değildi sadece garipti. Sanki içimde çok derinlerde olan bir şeye dokunmuş gibiydi. Sanki
ruhumuzdan sarkan başıboş iplik parçaları birbirine bağlanıp kör düğüm olmuş gibiydi. İsmet amcanın
yalandan öksürme sesi ile gerçekliğe tekrar döndüm. O an elimi kolumu nereye koyacağımı şaşırıp
sıkıntıyla bi elimi enseme attım. Şevval de utanmış olacak ki hafiften kızaran yanaklarını gizlemek için
saçlarını iyice önüne getirdi. Daha sonra hızlıca bana bir bakış atıp,


“Görüşürüz kendine dikkat et.” deyip arkasını dönüp yavaşça uzaklaştı. İsmet amcanın afallamış yüz
ifadesi gözümden kaçmamışt ama hemen kendini toplayıp,


“Atlas görüşürüz evlat dediklerimi unutma sakın bekliyorum.” deyip her daim zaten düzgün ve kusursuz
olan kravatını ve gömleğinin yakalarını sanki düzgündeğilmiş gibi büyük bir dikkatle tekrar düzeltip
ellerini cebine koydu.


“Tabii İsmet amca aklımda görüşürüz.” dedim.


Kafasıyla onay verip Şevval’in ardından yürümeye koyuldu. Amaçsızca gidişlerini izledim öylece.
Yürüdüler, daha da küçüldüler en sonunda başka bir sokağa sapıp gözden kayboldular. Eve dönmem
lazımdı ama kolumu kaldıracak dermanı bile bulamıyordum kendimde. Sanki ayak bileklerime ve
omuzlarıma tonlarca ağırlıkta zincirlerdolanmış gibiydi. Memnun olmam gerekirdi sonuçta iş arıyordum
ve fırsat ayağıma gelmişt ama ben memnuniyetten ziyade bir hiçlik hissediyordum ve içimdeki bu hiçliğin
içinde kayboluyordum. Her karışı simsiyah ve penceresiz, kapısız bir odada koşuşturup durmak gibi
hissettiriyordu. Artık amaç önemini yitirip işkence olmaya başlamıştı. Kafamdaki düşüncelerime
mırıldanarak lanet okuyup arkamı döndüm ve yürümeye başladım. Kısa bir süre sonra evin olduğusokağa
girdim. Her zamanki gibi futbol oynayan çocuklar ve dedikodu yapan teyzeler vardı bu yüzden dikkatimi
çekmediler. Ama benim aksime son olaylaryüzünden onların dikkatini çekmiş olacaktım ki aralarından
birinin beni görmesiyle sanki görmüyormuşum gibi birbirlerini kollarıyla dürtüp fısıldalaşmaya başladılar.
Önlerine kadar gelmemle fısıltıları da kesildi ters bir bakış atıp yürümeye devam ettim. Apartmanın

KÜLHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin