8-YENİ ÜYE

11.2K 464 40
                                        

Bu ukalalık nereden geliyordu bilmiyordum. Böyle yaparak ne yapmaya çalışıyordu bilmiyordum. Bildiğim sadece bir şey vardı; ona aşırı derecede kıl olduğum.

Günün, derslerden bana kalan tarafını Kübra ile delicesine Her an kalkıp  birbirimizi dövecekmişiz gibi bakmayla ve bizimkilerin esprileriyle geçirdim. 

Son dersin dramından kurtulduğumuzun habercisi olan zil beni yarı uykudan uyandırmak için yeterli bir güçteydi. Öğretmenin henüz dersi bitirmedini aldırış etmeden çantamı omuzlarına geçirdim. Tam ayağa kalkacakken öğretmende dersi bitirmişti zaten. Burcuların oturduğu tarafa doğru 'iyi akşamlar' deyip kapıdan dışarıya çıkmak için hareket ettim beni durduran bir çift el ile ellerin sahibine doğru döndürdüm bedenimi. Bana sinirli gözlerle bakan bir çift göz gördüm tam karşımda bu gözlerin sahibi de tabiki Kübraydı. 

Gözlerimi devirmemek için kendimle savaşa girmiştim adeta."Yine zoruna giden bir şeyler mi yaptım yoksa?" Sinirlerini okşuyordum ve bu da benim hoşuma gidiyordu. Çenesi kasılması görebiliyorum bunu çok geçmeden cevap verdi.

"Sen çok olmadın mı sencede?" Dedi sadece. Kendini tutuyordu. Peki ama neden? Bir başkası olsaydı çoktan bin parçaya ayırmaz mıydı beni? Heh. Tabi bu da Caner'in anlatımıydı.

"Yok bence çok olmama daha çok var. Peki sen her zaman  karşıma böyle çıkarak çok olmadı mı Kübracım?" Adeta gözlerinden kan fışkıracakmış gibi gözüküyordu  ama cevabı da pek gecikmedi.

"Sen daha çok 'Çoklar' göreceksin" Kendinden fazlasıyla emindi. Bu da beni çok şaşırtmıştı.

"E görelim o zaman." Cevabını beklemeden kapıdan dışarıya çıktım. Geriye baktığımda arkası bana dönük bir şekilde elini yumruk yapıp masaya hafifçe vurduğunu gördüm. Harika. Demek ki birilerini sinir edebiliyormuşum. 

Hızlı  adımlarla eve doğru ilerledim. İçimde tuhaf bir korku vardı annemin anlattıklarından sonra sanki her an birisi çıkıp beni kaçıracakmış gibi hissediyordum. Kısa  bir süre sonra eve vardığımda direk odama çıktım.  Üstüme  rahat bir şeyler  geçirdikten sonra banyoya ilerleyip elimi yüzümü  yıkadım. Odama geçip yatacaktım ki Mehtap abla yemek yemem için beni aşağıya  çağırdı. Tekrar toparlanıp merdivenlerden aşağıya  doğru inmeye  başladım. Mutfağa girdiğimde özenle  hazırlanan  yemekler, masanın  süslenmiş  hali, masanın  orta yerinde bir çiçek. Bu da neyin nesiydi böyle?

"İyi de mehtap abla sadece sen ve ben yiyecektik ne bu süslemeler? Görende kaynananım sanacak." Mehtap abla bana doğru döndüğünde  üstten aşağı  beni süzerek yüzünü  buruşturdu. Bende onunla  beraber üstümde  ne olduğuna bakarken hiçbir şeyin olmadığını  fark edince."Aaa yeter. Ne oldu Mehtap abla anlatacak mısın?"

"Sana demediler mi?" Neden bahsediyordu? "Dememişlerse bir bildikleri var demek ki. Akşama özel bir yemek var gidip güzel şeyler giysen iyi olur." Soru soracaktım ama Mehtap ablanın  bakışları 'Ne soru istiyorum ne de itiraz' der gibiydi. 

Mecbur kalarak tekrar merdivenlerden yukarıya doğru ilerledim ve odama girdim. Dolabımı  karşısına geçtim ve deri eteğimi çıkarıp üstüne beyaz üzerinde pembe turuncu çiçekleri olan bir sıfır  kol gömlek giydim ve ayaklarıma da toz pembe bir babet geçirdim. Hazır olduğumda  odamın kapısına  doğru ilerledim o sırada  da kapı  çalmıştı. Ben merdivenlerden aşağı  inerken Mehtap abla da o sırada  kapıyı  açtı. Karşımda duran tablo karşısında merdivenlerde öylece kaldım. Neydi bu? Annemin yanındaki adamda kimdi? Pek adam denilecek yaşta değildi hatta benle yaşıt gibiydi. Peki bunun annemin  yanında  ne işi vardı? 

Beynim yavaş yavaş içinde biriken buzları  eritirken yürümeye  devam ettim. Neden hiç kimse bana bir şey demiyordu? Annemin yanına  gittiğimde  bana nazikçe güldü.  Bu neyin gülüşüydü? Az sonra bir şey  olacak ve bana girecek olan şeyin 'iyi girmeler' piç sımaylisi miydi bu?

KARANLIK TEKLİFHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin