25-DUYGUSUZ

7.1K 387 30
                                        

Merhabaa. Vakit buldukça düzenli olarak geceleri yazmaya karar verdim. Telefondan yazdığım ve uykum olduğu için yazım hatalarımı lütfen görmezden gelin.

Yorumlarınız emeğimin karşılığı kadar değil lütfen okuduğunuza dair bir belirti gösterin

Yorum&oy

Kaya'nın söylediklerinden sonra gözümün önünden beni öptüğü anlar geçmişti. Film şeridini bozan şey ise elimde hissettiğim baskıydı. Kaya elimi tutmuştu.

Göz göze geldiğimizde gözünden okuduğum kadarıyla 'gidelim' diyordu. Tam harekete geçip gideceğimiz sırada Faruk konuşmaya başladı. "Ne yani? D-defne benim. Üvey kardeşim mi?" Faruk'un gözlerinin dolduğunu uzağında olmama rağmen görebiliyordum.

Bu beni de çok sarsmıştı. Demek ki annem ve Yıldız DİNÇER arasında bu yüzden negatif bir enerji vardı.
Ve daha önemlisi, babam Faruk'un annesi yüzünden bizi terk etmişti.

Benim gözlerimin de dolmaya başlayacağı sırada bileğimdeki el bileğimi daha sıkı kavrayıp beni kendine çekmişti. Kaya'nın konuşmasına izin veremezdim. Eğer konuşursa Faruk un kırık olan kalbi daha da çok kırılabilirdi ki bunu istemezdim. Ben nasıl kötü hissediyorsam Faruk bilmem kaç katı kötü hissediyordu.

Kayaya izin vermeden ben konuşmaya başladım. "Faruk. Yaptığın onca kötülükten sonra hiç bir şey demedim demeyeceğimde. Bugün bunu öğrenmek benim içinde kötü oldu." gözlerimi kapattım ve dolu olan gözlerimden yaşların akmasına izin verdim. "Babamın annen yüzünden bizi terkettiğini, yüzünü bir kez bile olsun göremediğimi, öğrenmek benim içinde kolay değil. Ama senin beni sevdiğini ele alırsak, sen beni sevmiyorsun. Sadece takıntı haline getirdin. Çünkü kimse sevdiğini kendi elleriyle kaçırtmaz."
Derin bir nefes alıp tekrar konuşacaktım ki Faruk un kükremesini duydum.

"Zorunda kaldım lan!!! Zorunda kaldım! Siktiğimin işini yapmasaydım ailem elimden gidecekti! Haa. Sen kendini benim gözümden takıntı olarak mı görüyorsun? Tamam o halde. Takıntımsın ulan. En Âla takıntımsın. İstersen kızım istersen annem ol. Peşini bırakmayacağım Defne! O kadar tez pes etmeyeceğim!"

Yutkundum. Kaya'nın boğa gibi nefes alışverişlerini duyabiliyordum. Bileğimdeki elini çekmesi eline bakmama neden olmuştu. Eline baktığımda elde kan dolaşımının gerçekleşmediğinden adım gibi emindim.

Elini o kadar sıkı bir yumruk yapmıştı ki o yumruk birinin suratına inerse surat denen bir şey kalmazdı ortada.

Korkudan hıçkırığıma engel olamamıştım. Birden üzerime buzlu su dökülmüş gibi hissettim ve hemen ardından derimin üzeri nokta nokta olmuştu.

Bakışlarımı larmak ucuma indirdiğim anda bir darbe sesinin kulağımı doldurmasıyla eş zamanlı olarak kafamı kaldırdım. Gördüğüm tabloyla çığlığıma engel olamamıştım. Ellerimi kulaklarımla buluşturduğumda geri geri doğru yürümeye başladım.

Sırtım camdan duvara değdiğinde durdum ve sırtımı arkaya dayayarak yere çöktüm. Hala ellerim kulaklarımda, Kaya ve Faruk'un acımasızca dövüşlerinin seyircisi olmuştum.

O kadar korkunçlardı ki. Kaya nın çatılan tenine tezat bir şekilde siyahın en koyu tonu olan kaşları, kasılan çene kasları, elini yumruk yaptığından tişörtünü sıyıran kasları.

İkisini de daha önce hiç böyle görmemiştim. Aslında onlar önceden hiç kavga etmemişlerdi zaten. Bir sebepten dolayı kavga etmediklerini biliyordum. Ama şimdi? O acımasızca atılan yumruklar o kadar çok gerçekçi ve korkunçtu ki ellerimi daha fazla kulaklarıma bastırdım

Kaya'yla bir anlığına göz göze geldiğimizde içerisinde bulunduğum hali görmüştü ve bu onun sendelemesine hatta yumruk yemesine neden olmuştu. Yere yığılan Kaya bir kaç yumruk sonrası Faruk'u üzerinden atıktan sonra ayağa kalkmış ve yerde yatan Faruk'a tekme atmıştı.

Tedirginlikle yanıma yaklaşınca kulaklarımdaki ellerimin üzerine ellerini koydu ve duyabileceğim bir tonda "iyi misin?" dedi.

İyi olmadığımı ikimizde biliyorduk. Ama buradan uzaklaşmak istiyordum ve hemen ayağa kalkıp kafa salladım. Elimden tutup beni bu lanet yerden dışarıya çıkarmıştı.

Arabaya bindiğimizde yolculuk sessizdi. Tabi benim ağlayışım ve içten içe hıçkırıklarım haricinde.
Kaya bundan rahatsız olduğunu belli edecek bir şekilde arabayı durdurmuştu. Kafamı ona çeviril gözlerimi sildim. "Tamam özür dilerim. Kafanı şişirdim. Beni sadece evime götüremez misin? Yordum. Bu kadar şey yaşamak bana iyi gelmedi. Sana çok yük oldum. Biliyorum. Bunu nasıl ödeyebilirim hiçbir fikrim yok." dudaklarımı kıvırdım ve başından beri gözlerinin dudaklarımda olduğunu fark ettim. Hemen dudaklarımız düzelttim ve tekrar konuştum. "Beni bırakamayacağını söylersen anlarım. Zaten benimle çok uğraştın. Sen Kaya HANÇER'sin bu sana ters sanırım."

Sustuğumde hala gözleri dudaklarımdaydı. "Ses duyuyor musun?" dedi sonunda gözlerini dudaklarımdan ayırıp gözlerime diktiğinde. Bir ses bulmaya çalışmıştım ama burası çok sessizdi.

Kafamı olumsuz anlamda salladığımda kafasını bana yaklaştırdığında kulağını ağzımın önüne getirdi ve daha sonra yüzünü bana çevirdi. Dudaklarını dudaklarımın hızasına getirince nefesini dudaklarıma üfledi ve konuştu. "Dudakların. 'Öp beni!' diyor duymuyor musun?" dedi ve dudaklarımı öpmeye başladı. İlk önce nazikçe öpmüş olsa bile daha sonra daha sert öpmeye başlamıştı bu beni de tahrik ederken ona karşılık verdim. Pek beceremediğimden dudağını ısırmıştım ama daha sonrasında Kaya inleyince kendime gelip kafamı ondan uzaklaştırdım.

"Senin yüzünden banyo yapmak zorunda kalacağım! Sadece sessizce öyle dursaydın olmaz mıydı? Ne diye dudağımı ısırıyorsun ki?" dediğinde yerin dibinde bir çukur açıp içerisine girmek istedim. Domates olduğuma emindim.

"Gerizekalısın işte! Çalıştır şu arabayı gitmek istiyorum. Öpmeseydin! Ben mi dedim gel öp diye? Götünden, ses duydum diye uydurup öpüyorsun sonra..." derin bir nefes aldım ve verdim.

"Şuan benim arabamda bana emir verdiğinin farkında mısın küçük hanım?" dedi hayretle kaşları havada olan Kaya. "Benim mekanım hatta benim olan her yerde yaptıklarımdan sorumlu olmam. Şuan seni öptüysem öylesine. Unutma. Ben duygu hissetmem. Duygusuzum. O yüzden olabildiğince uzak dur ama bir o kadar da yakın ol bana."

KARANLIK TEKLİFHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin