"K-k-Kaya!" Ses tonumdaki şaşkınlığa karşılık Kaya bir şeyler söylememi bekler gibi yüzüme bakıyordu. Nihayet gözlerimi fotoğraftan ayırdığımda göğüsünde olan elimle fotoğrafı işaret ederek konuşmaya başladım. "B-bu" dedim yüzümü fotoğrafa doğru çevirdim. Daha sonra tekrar Kaya'ya döndüğümde bu sefer o konuştu. "Evet o. Sadece bir fotoğraf Defne! Sana içkiyi yasaklıyorum. Hala ayılamadın mı?"
Küçümseyici konuşmasından sonra gözlerim kendini devirmekten son anda vazgeçmişti. "Ama, Kolundaki-" beni durduran Kaya'nın beni üzerinden yatağın diğer bir tarafına atmasıydı. Kayaya sinir dolu bakışlar atarken o çerçeveyi alıp yere fırlattı. Çerçevenin camları tuzla buz olurken Kaya işaret parmağını havada sallayarak tehditkar bir şekilde konuşmaya başladı. "Bir daha asla ama asla benimle ilgili olan şeylerin detayına inme!" dişleri arasında kurduğu bu yoğun nefret kokan cümleyi tam gözlerimin içerisine bakarak söylemesi canımı acıtmıştı.
Kaya hızlıca odanın kapısına doğru ilerleyip kapıyı açtıktan sonra sertçe kapamasıyla vücudum birden titremişti. Kafamı hafifçe sağa sola salladıktan sonra cam kırıklarına baktım. Geri dönüp dönmemesi bile belli değildi. Ne olacağını bilmeden yatağın ortasında dizlerimi kendime çekmiş bir vaziyette oturuyordum. Çok geçmeden alt kattan gelen Kaya'nın kükremesini duydum. Daha fazla dayanamayıp odadan çıktım.
Merdivenlerin yarısına geldiğimde Kaya'yı görüyordum ama o arkası dönük olduğu için beni göremiyordu. Arkasına baktığımda bile nefes alış verişleriyle kalkıp inen omuzlarından sinirli olduğunu anlayabiliyordum. Kimle konuştuğunu göremiyordum ama Kayayı çok sinirlendirdiği belliydi.
"Bir daha böyle bir şey yapmayacaksın Kaya! Kuralları biliyorsun bunu yapman hayatını tehlikeye atıyor!" Yaşlı adamın konuşmasıyla Kaya ellerini saçlarına geçirdi. Saç diplerini çekiştirdikten sonra elini beline koyup konuşmaya başladı.
"Şunu aklına sok baba! Bu işe ben girmek istemedim! Sen zorla soktun. Bunu yapmak zorunda değilim." Sesindeki sinir, nefret artarken ben bile korkmaya başlamıştım. Odaya çıkıp çıkmamak arasında kalırken kalmaya karar vermiştim. Üstelik babasıyla böyle konuşması beni çok şaşırtmıştı.
"Olacak Kaya! Yapmak zorundasın. Yoksa defolup gidersin bu evden!" duyduklarımla boğazımda oluşan yumruyu yutkunarak geçirmeye çalıştım ama olmadı. Ne olacaktı? Neden bahsediyorlardı? Kafamdaki soru işaretleri için biraz daha durmaya karar verdim.
"Sende o sürtükler yüzünden annemi kaybettin. Sana benzemek zorunda değilim. Her gün başka orospuyla eve gelmek seni baba mı yapıyor? Sana baba demeye iğreniyorum." Kaya neler söylüyordu böyle! Sürtük? Annesini kaybetmesi? Kafamdaki boğucu döngüyü kesen şey kendini sessizliğe bırakan salondaki tok sesti. Kaya'nın babası olduğunu öğrendiğim kişi Kaya'ya tokat atmıştı. Kaya'ya tokat. Olacaklardan yüksek dozda korktuğum için vücudumdaki küçük çaplı titremeye engel olamıyordum. Bu görüntüyü görmüş olmam Kaya'nın hoşuna gitmeyecekti.
Kaya kafasını hafif yana çevirmiş bir şekilde dururken elini sıkıp yumruk haline getirmişti. Ben hala korkudan titriyorken ortam sessizliğini koruyordu. Bir süre sonra duyduğum ayak sesleriyle babasını görmüştüm. Bir an göz göze gelmiştik ve ben gözlerimi Kayaya çevirmiştim. Dimdik olduğu yerde duruyordu ama elleri hala yumruk şeklindeydi. Tekrar babasına döndüğümde arkasını dönüp konuşmaya başlamıştı. "Bu senin dün barda taşıdığın ve ortalığı ayağa kaldıran kızdı değil mi? Ah tabi bir de az önceki tokatın sebebi? Yaptıklarına değmeyecek Kaya HANÇER." Söylediği alaylı cümlelerden sonra korkum bin kart daha arttığında artık titrememe engel olamayacak kadar artmıştı. Adam gülerek kapıya doğru ilerledi ve evi terk etti.
Yutkunup Kayaya döndüğümde iki elide yumruk şeklini almış sinirle soluyordu. Hemen yanında duran vazoyu alıp merdivenlere doğru fırlattı. "DEFOL!" şaşırmanın verdiği etkiyle hareket edememiştim. Eline bir tane bira bardağı alıp onuda merdivenlere doğru fırlattığında o da param parça olduğunda merdivenden yukarı doğru hızlıca çıkıp kendimi Kaya'nın odasına atmıştım. Hızlıca kapıyı kapatıp arkamı kapıya dayadıktan sonra yere çömelmiştim. Akan göz yaşlarıma Kaya'nın atıp kırdığı camların sesleri eşlik ediyordu.
Bir süre sonra sesler kesildi ve korkuyla kapıya daha da çok yaslandım. Merdivenlerden çıktığının belirtisi olan ayak sesleri kalbimin ağzımda atmasına sebep oluyordu. Ayağa kalkıp ellerimle kapıyı bastırırken kapı kolunun oynadığını gördüm. "Çık şu kapının arkasından!" Kaya'nın gürlemesiyle ne yapacağımı bilememiştim. Kapının aniden açılmasıyla dengemi kaybedip yere düşmüştüm.
Sinirli bir şekilde odaya giren Kaya sert bir şekilde kolumu kavrayıp çekti. Ayağa kalktığımda henüz dengemi koruyamadan beni duvara doğru fırlattı. Acıyla ağzımda küçük bir inilti çıkarken Kaya bana doğru yaklaşıyordu korkudan ne yapacağımı bilemezken ellerimi yüzüme kapatıp ağlamaya başladım.
"Çek şu ellerini!" Söylediğini dinlemeyip ağlamam daha da hızlanırken tekrar kolumu tutup yüzümden hızlı bir şekilde çekti. "Bir daha bana söylediklerimi ikiletirsen çok kötü şeyler olur anlıyor musun?" Yüzüm aşağıya doğru eğik bir şekilde hiç bir tepki veremezken kolumdaki elini biraz daha sıktı. Kolumdaki acıyla kafamı kaldırıp yüzümü buruşturdum. "Sana anlıyor musun dedim." Sesi deminkine göre daha sert çıkmıştı ve bu beni korkutuyordu. Kafamı hafifçe aşağı yukarı salladığımda tatmin olmuş bir şekilde "Güzel" dedi.
Ellerini saçlarına geçirdiğinde ellerinin kanadığını gördüm. Nedense korkum tekrardan göz yaşı olarak bedenimi terk etmeye başladı. Ağladığımı gören Kaya daha da fazla sinirlenip omuzlarımı tutuğun da bedenimi sallamaya başladı. "Benim yanımda ağlamayacaksın!" ellerini omzumdan çektiğinde duvara yumruk atmaya başladı. Kendimi ağlamamaya zorladığım için ağzımdan kesik ve küçük küçük hıçkırıklar çıkıyordu. duvara baktığımda her tekrar duvara yumruk attığında kan lekeleri bir o kadar daha artıyordu. Tüm bu olanlardan sonra ilk defa konuşmaya çalıştım. Yumruk atan elini tutup "Dur." diyebildim belkide onun bile duyamayacağı ses tonuyla.
Elini elimden kurtarıp konuştu. "Ne? Acıyor musun bana? Bak Defne!-" Yere bakan kafamı hızlı ve sert bir hareketle yukarıya kaldırdı "-Bak dedim sana!" dedi ve işaret parmağıyla iki göğüsünün ortasındaki bir yeri işaret etti. "Ben acınacak birisi değilim. Anlıyor musun? Bana acıdığını biliyorum asıl acınacak durumda olan sensin sana bağırıp tokat atacak bir baban bile yok!" Ben büyük karanlık bir boşluğun içerisinde düşerken tekrar konuşmaya başladı. "He doğru vardı değil mi? Yanına bile gelmeyen baban?" ses tonu gitgide daha da iğrenç bir tona dönüşürken artık buradan gitmek istiyordum. Gerçekler bir tokat gibi yüzüme çarpıyordu. Haklıydı. Babam yaşıyordu ama hissetmiyordum. Hissedemiyordum.
Kaya'nın tüm bunları nereden öğrendiğini bilmiyordum ama tüm bu olanlardan sonra bir şey diyemezdim. Ben... Ona acımamıştım ki. "Sadece elin kanıyor diyecektim." dedim ağlamaktan kısılan sesimle. Daha fazla burada durmak istemediğimi anladığımda Kaya'nın yanından geçerek odadan dışarıya çıktım.
Babamı bana hatırlattığı için, bana bir sürü şey yaşattığı için, ağır kelimeler kullandığı için ondan nefret ediyordum. Onu asla affetmeyecektim.
Dış kapıdan dışarıya çıkacağım sırada bütün korkum içimde nefrete ve kine dönüşmüştü. Kapının koluna uzandığımda arkamdan Kaya seslenmişti."Bekle."
Yanıma geldiğinde beni kendine çevirip bir elini belime bir eline kafamın arkasına yerleştirip yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Alnımız ve burunlarımız birbirine değdiğinde gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı.
Tam onu itecekken o benden önce davranıp çekildikten sonra konuştu. "Burası başka bir evimiz gidebilecek misin? Gidemezsen bıraka bilirim."
"Bundan sonra senden gelen hiçbir şeyi istemiyorum. Benden uzak dur yeter." dedim ve gözlerimdeki tüm nefreti Kaya'ya enjekte ettikten sonra kapıyı açıp dışarıya çıktım.
Gözlerimden yaşlar süzülürken tolun üzerinden geçen taksiye el uzattım ve şansıma durmuştu. Göz yaşlarımla savaşırken taksiye doğru koşmaya başladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARANLIK TEKLİF
Novela Juvenilİçi serseri, eğlenmeye düşkün erkek dolu okulda tek saf kız olan Defne. Hikayenin beyaz kahramanı. Yaşadıklarından dolayı hasta numarası yapıp okula gitmeyi erteliyor. Peki bu ne kadar sürebilir? Başladığı yeni okulunda işler eski okulundan d...
