22-BENİMSİN

9.5K 369 20
                                        

Neyi halletmeyi planlıyordu? Faruk'un derdi neydi? İlk önce yanıma gelip bana beni sevdiğini söylüyordu. Daha sonra ise beni kaçırtmasında Kübra'ya yardım ediyordu. Şuan nasıl bir belanın içerisindeydim bilmiyordum ama giderek en dibe batıyordum. 



Kaya'ya delici bakışlarımı atmaya devam ederken bu halimden sıkılmış bir şekilde oflayıp kaşlarını çattı ve konuşmaya başladı. "Rahatlar mısın artık? Halledeceğiz diyorum. Seni bilmem ama ben varsam kesin hallederiz." 



Kendimi son anda kontrolüm altına alıp gözlerimi devirmemeleri için tutmuştum. Canı sıkıldığında egosunu tatmin etmek hoşuna gidiyordu sanırım.

Bugün o kadar çok yoğun düşünmüştüm o kadar çok ince ayrıntı düşünmüştüm ki başım feci şekilde ağrıyordu.  "Uyumak istiyorum." dedim sadece gözlerimi gözlerinden bir an bile ayırmadan.  Onun ise gözleri git gide aşağıya doğru ilerlerken gözlerimi irileştirip nereye baktığına bakıyordum. Çok geçmeden ellerini pantolonumun kemerine getirince ellerini üzerimden çekmesi için ellerini tutup çekmeye çalıştım ama bu işe yaramadı. 



"Benim pantolonum ve onu geri istiyorum." Kalbim hızlıca atmaya devam ederken elleriyle kemere attığım düğümleri çözmeye çalışıyordu. Ellerimi ellerinden ayırdığımda çözemediği düğümlere sinirlenip konuşmaya başladı. "Ben bu kemere dünyanın parasını vereyim gelsin bir çirkin ördek yavrusu umursamazca onu düğüm yapıp buruştursun."  Çirkin ördek yavrusu? Bana ilk karşılaştığımızda söylediği şey. Küçük bir tebessüm yüzümde belirirken onun yüzünü incelemeye başladım. Söylediği şeyden sonra gözlerini gözlerimde buruşturup yamuk gülüşlerinden birisini göndermişti bana. 



Sonunda kemeri çözdüğünde pantolon bacaklarımdan süzülüp  yere düşmüştü. Bu hareket yüzümün kızarmasına sebep olurken elimle yüzümü kapatmamla eş zamanlı olarak bacaklarımı pantolonun paçalarından sıyırmıştım. Hızlıca odadan dışarıya çıkıp merdivenleri hızlıca atlatıp odama girdim. 
Yüzümde sanki bir kalp atıyordu ellerimi iki yanağıma da getirdiğimde ateş gibi yandıklarını fark ettim. Kapıya dayadığım bedenimi harekete geçirip banyoya doğru yöneldim.  




Hemen suyu açıp avuç içime akıttım daha sonra yüzümle soğuk suyun birleşmesine izin verdim. Suyun buhara dönüşmediğine şaşırmıştım doğrusu. Yüzümü havluyla kurulamadan kendimi yatağa atmıştım. Olanlar yüzünden hemen uyuyamasam da bir kaç dönüş sonrası uyuyabilmiştim.




-


Odanın herhangi bir yerinden gelen ritmik seslerle gözlerimi aralamıştım. Odanın kapısı çalıyordu ve aynı zamanda birisi bir şeyler mırıldanıyordu. "Kalk hadi kahvaltı yapıp çıkacağız. Bugün hallolması gereken çok şeyler var." Ses vermeyince konuşmaya devam etti. "Heeeyyy. Kime diyorum ben uyanmadın mı hala?" Kapıyı daha da sert çalarken ellerimle gözlerimi ovuşturdum. Kuruyan boğazım ses çıkarmamı engelleyecek olsa da konuşmaya çalışmıştım. "Uyandım tamam sakin ol. Geliyorum." Ahh. Sesimin durup dururken kısılması da ne demek oluyordu?



Ayağa kalkıp üşengeç üşengeç kapıya doğru ilerledim ve kapıyı açtım. Boş bakışlarım Kaya'nın gözlerini bulurken Kaya cin görmüş gibi bana bakıyordu. Elini kaldırıp kafamı göstererek "Böyle dışarıya çıkmasan iyi olur. İnsanları korkutmamalısın." son bir kez korkunç bakışlarını üzerimde gezdirdi ve gitti.




Hemen hareket edip banyoya doğru yol aldım. Aynanın karşısına geçtiğimde cırlamamak için kendimi zor tutuyordum. Bu hal de neydi? Gözlerimin altı mosmordu ve  saçlarım olması gerektiğinden daha fazla dağınık üstelik kabarıktı. 

Hemen elimi yüzümü yıkayıp odaya doğru ilerledim. Saçlarımı toplamam gerekiyordu. Çekmeceleri karıştırıp toka aramaya başladım. Bir çekmeceyi açtığımda içinde makyaj malzemelerinin olduğunu gördüm. Bunları bulduğum iyi olmuştu. Çekmeceyi biraz karıştırdığımda kenarında toka olduğunu gördüm. Hemen tokayı alıp saçlarıma ev topuzu şeklini verdim ve hemen bir eyeliner, kapatıcı,rimel ve gül kurusu bir ruj çıkardım. Odanın sol tarafında duran aynaya yaklaşıp makyajımı yaptım ve aşağıya indim.





Mutfağa girdiğimde Kaya kahvaltısını yapmış masada öylece duruyordu. Karşısındaki sandalyeye yerleşip hızlıca bende yemeye başladım. "Ne yapacağız bugün?"  yemek yemekten sonra bana kalan zaman diliminde bu soruyu sorduysam ne olmuş? 




"ÇER'LER e gideceğiz." ÇER'LER?  Daha önce hiç öyle bir mekan-cafe-sokak adı duymamıştım. Kaşlarım çatılırken tekrar konuşmaya başladı. "Bar'a geldiğin yer Defne. Faruk dinÇER, Kaya hanÇER ya hani." dedi ve samimiyetsiz bir gülüş takındı suratına. Bu daha çok 'Şimdi anladın mı seni geri zekalı!' demeye benziyordu. Kaşlarım hayretle yukarı kalkıp tekrar aynı yerine indiğinde çatalımı elimden bırakıp ayağa kalktım. 



"Tamam. Hadi bana günlük elbiseler ver ve çıkalım." Kafasını aşağı yukarı salladıktan sonra ben, bana ayırıla odaya doğru çıkıp Kaya'nın gelmesini bekledim.  Az bir bekleme süresinden sonra Kapıdan içeriye girdi ve önüme çiçekli uzun bir elbise uzattı. "Aslında hava sıcaktı. Kısası daha iyi olabilirdi." Öldürücü bakışlar attığında boğazımın altını silip konuştum "Yani tabi buda güzel sevdim bunu. Evet."  Derin bir nefes alıp dışarıya çıktığında arkasından dil uzatıp verdiği elbiseyi giydim. 




Aşağıya indiğimde yanımda olan ayakkabıların elbiseme uymuş olmasına sevinmiştim.Aklıma takılan şey bunları nereden buluyordu? Kapıdan dışarıya çıktığımızda arabaya doğru ilerlemeye başlamıştık. Ben sürücü koltuğunun yanındaki koltuğa oturduğumda Kaya çoktan arabaya binmişti. 



Kısa geçen yolculuk sonucunda Önceden Faruk ile geldiğim yerin önünde olduğumuzu fark ettim. Buraya tekrar neden gelmiştik. Üstelik burada Kaya'nın arabasından inmem onlar için sorun olmayacak mıydı? İyide bunu Kaya düşünmüyorsa ben niye düşünecektim ki? Rahat rahat Kaya'yı takip etmeye devam ettim.  



Kaya Güneş Bar'a girerken bende sıkıla sıkıla tekrar o lanet yere girmiştim. Girmiştim girmesine ama burada hiç kimse yoktu Tabi Kübra ve Faruk  hariç. Kübrayı gördüğümde üzerine atlamak istesem de içimde beni durduran bir şeyler vardı. Faruk konusunu zaten hiç açmıyordum. 


Faruk arkasını dönüp beni gördüğünde yüzünde sırıtış belirip koşarak bana sarılmıştı. 




"Kelimelerine dikkat et Faruk! Senin ne kadar iğrenç birisi olduğunu öğrendiğim için onu mu suçlu tutuyorsun! Yaptın bir şey bari sesini çıkarma."  Sonunda içimde rahatlamaya dair belirtiler vardı. Ama bu daha hiçbir şeydi. Darbe yemiş gibi sarsılan Faruk şaşkınlıkla konuşmaya başladı. "Vay be. Ama şunu unutma Defne hanım. Benimsin ve ben seni bırakana kadar hiçbir yere gidemezsin. Zorla da olsa yanımda kalacaksın." dedi ve bileğimden tutup beni kendine yapıştırdı. 



"Kes şunu Faruk. Buraya bir şeyi konuşmaya geldik. Kübra hakkında." Kübra biraz tedirgin olsa da mimiklerini hiç değiştirmeden dinlemeye başladı. O sırada da Faruk bileğimi bırakmıştı. "Kaan gelip bana her şeyi anlattı. Deşifre oldun Kübra. Buradaki işin bitti. Artık bu Bar'a temizlikçi olarak bile giremezsin." 


İçimdeki gülme isteğimi birden Kübra'nın ağlamasıyla bastırdım. Derdi neydi bu salağın? "K-Kaya. Yalan söylüyor. B-bizi kıskanıyor işte nasıl anlamazsın bunu. Bizi ayırmaya çalışıyor. Öyle bir şey yok inan bana." Kayaya doğru döndüğümde sinirli bakışları ve kasılan çene kaslarıyla daha fazla dayanamayacağını anlamıştım. 




Arka cebinden çıkardığı fotoğrafları Kübra'nın yüzüne doğru fırlatıp "Yalan söylüyor öyle mi?" dedi. Yere düşen resimlere bakınca birisinde Kaan denilen çocuk ve Kübra'nın öpüştüğünü gördüm. Gözlerim şaşkınlıkla açılırken içimdeki kusma isteğini zar zor bastırabiliyordum. Böyle olmayı nasıl başarıyordu. 


"O Kaan'ı öldüreceğim. Aramızda kalması gerektiğini söylemiştim! Geri zekalı her şeyi mahvetti! Ama sizi rahat bırakacağımı zannediyorsanız yanılıyorsunuz." Kübra'nın sinirli çıkışından sonra hızlıca Bar'dan çıkıp gitmişti. 



"Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun? Defneyi mi alacaksın?" Dedi Faruk gülerek. Ben buradayken böyle konuşmaları rahatsız ediciydi. Sanki ben bir eşyamışımda aralarında pay edemiyormuş gibiydiler.



"Senden Defneyi almak mı? Defne senin değil ki Faruk. Hiçbir zaman senin olmadı. Olmayacakta." Kaya'nın bu çıkışı beni  şaşırtmıştı. Ondan böyle bir konuşma beklemezdim. 


Kaya'nın kolumu çekiştirmesiyle peşine takılmıştım. Arabaya doğru ilerlerken tutmuş olduğu Kolumu bırakmıştı. Hızlı adımlarla arabaya doğru ilerlerken şimdi nereye gideceğimizi merak ediyordum ama sinirli olduğundan konuşmamam ikimiz içinde daha iyi olabilirdi. 




İkimizde arabaya bindiğimizde Arabayı çalıştırıp sürmeye başladı. 


Aradan 1-2 dakika geçmeden arabayı durdurmuştu. Öylece karşı tarafa bakıyordu. Az önce susmam iyi olabilirdi ama şuan sanırım benim bir şeyler söylememi bekliyordu. Bedenimi tamamen Kayaya çevirdiğimde konuşmaya başladım. "Faruk'un dediği şeyler. Hani ben onunmuşum da falan filan. Ya beni bırakmazsa. Yani çok saçma bir şey ama ya hep karşıma çıkıp 'sen benimsin başkasının olamazsın' gibi klişe şeyler söylerse? Korkuyorum." 



Kaya sinirle bana dönmüştü. Konuşmamın iyi bir fikir olup olmadığını tekrar analiz ederken bir eli ensemde hissettim. Daha sonra ise dudaklarımın üzerinde bir dudak. 


Kaya. Beni. Tekrar. Öpüyordu. 



Dudakları dudaklarımın üzerinde yavaşça hareket ederken ayrılıp "Bak. Şuan Faruk'un dilinde onun olmana rağmen benimle öpüştün. Şuan seni öldüren birisi var mı?" dedi. Gözlerimin içine cevap vermem için ısrarla bakarken hala şoku atlatamadığım için bir şey demiyordum.



Cevap vermeyeceğimi anladığında gözlerini dudaklarımı götürüp tekrar beni öpmüştü. Ama bu diğerine göre daha kısa bir öpücüktü. "Cevap verene kadar seni öpeceğim."  Şuan yutkunabilmek yaptıklarım arasında en iyi şeydi.  Tam tekrar dudaklarıma yönelirken saniyeler kala "Yok" dedim en çaresiz ses tonumla. 


Bu sefer benim gözlerim onun dudaklarına kaydığında yamuk gülüşü üzerindeydi. Kafasını benden uzaklaştırıp burnumun üzerine vurduktan sonra konuşmaya başladı. "Sakinleş. Hamile kalmayacaksın." 










KARANLIK TEKLİFHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin