10-Araştırma

10.6K 433 67
                                        

Bütün şok bedenimi sardığında bir kaç kolun beni tuttuğunu hissedebilmiştim. İlk önce nerede olduğumu anlayamamış olsam da daha sonra beni deri bir koltuğa oturttuklarını fark ettim. Bağırdığım için müdür beni duyup odasına getirmiş olmalıydı.
Müdür bana telaşlı gözlerle bakarken ağzımdan çıkan "Su" kelimesiyle hemen nöbetçi öğrenciyi kantine yollattırmıştı.

"İyi misin kızım? Ders vaktinde neden okul içinde dolandığının hesabını sana şimdi sormayacağım." Sormuş kadar oldunuz zaten Moruk Bey. Gerçekten de şuan düşündüğü bu muydu? İnanamıyorum. Bir kaç dakika daha bekledikten sonra kapıdan içeriye birisi girmişti ama kapı yan tarafta olduğu için kafamı o tarafa döndürmek bana çok büyük bir iş olarak gözüküyordu. O yüzden hareket etmeyip kapıdan içeriye girenin nöbetçi öğrenci olduğunu düşündüğüm kişinin bana suyu uzatmasını bekledim.
Evet bekledim ama öyle bir şey olmadı. Kafamı nihayetinde yana doğru çevirdiğimde Kaya bana suyu uzaktan uzatmış bir şekilde duruyordu. " Ne bakıyorsun suyu da ben mi içireceğim sana. Bir iyilik yapıp kapağını açabilirim. Evet evet sanırım bunu yapabilirim."
Ben onun burada ne işi var diye düşünürken o şişenin kapağını açmış bana uzatmıştı. Onu bekletmenin kötü bir fikir olacağını düşünüp şişeye uzandım. Sinirden ellerim titriyordu içtiğim suyun yarısı ağzımdan aşağıya yol bulurken diğer elimle akan suları temizliyordum. Midemin alacağı su kapasitesini doldurduktan sonra şişeyi hemen önümde duran masaya bıraktığımda kafamı yukarıya doğu kaldırdım ve Müdürle karşı karşıya geldim.

"Siz ikiniz! neler karıştırıyorsunuz! Hemde ders saatinde!" Heh. Şimdi kesinlikle sıkıntılarım tamamlanmış oldu. Bu tamamen eksikti zaten. Ne bekliyordum ki 'Aaa boş dersiniz mi vardı gelin o zaman beraber bir çay içelim. Hatta ağacın arkasında hep beraber sigara yakıp içek.' demesini mi? Ben bütün bunları düşünürken Kaya bir zekilik yapıp konuşmaya başlamıştı.

"Hocam, Ders boştu. Arkadaşla bir araştırma ödevimiz vardı. Şey dersinden he şey ya nasıl bilmezsiniz." Lanetler olsun! "Heh Biyoloji. Evet kesinlikle Biyoloji." Derin bir 'Oh' çektim ve bu yalanı yeyip yemediğini kontrol etmek amaçlı müdüre doğru döndüm. Tek kaşını kaldırmış Kaya'ya bakıyordu. Yüzümü Kaya'ya doğru çevirdiğimde ' Yardım etsene' bakışları attığını gördüm ve hemen devreye girdim. "Evet Hocam. Kaya haklı. Bitkiler hakkında bilgi topluyorduk. Hatta sınıfa çıkıp Biyoloji kitabımı almaya giderken ayağım kayıp yere kapaklandım. O yüzden öyle bağırdım yoksa bağırmam neden bağırayım." Müdür biraz daha inanmış olacaktı ki bizi bırakıp sınıfa çıkmamızı ve bir daha ders saatinde böyle saçmalıklar yapmamamız gerektiğini söyledi. Tam kapıdan çıkacakken arkamızdan bir kez daha seslendi. Sanki hiç konuşmamış gibi.
" Üstelik yaptığınız araştırmanın sonucunu da görmek isterdim en yakın zamanda." Ne? Şaka mısın abim sen? Müdür dedik bağrımıza bastık. Sanki biyoloji hocası mübarek.

Son anda daha başka bir şey demeden kendimizi kapıdan dışarıya attığımızda zil çalmıştı. Kaya merdivenlerden yukarıya çıkacakken kolundan tutup durdurdum.
"Ne yapacağız şimdi. Sen açtın bu işi başımıza bir çözüm yolu bul şimdi." dediğimde tam karşıma gelip durdu ve konuşmaya başladı.
"Bu işi başımıza açanın ben olduğuma emin misin? Salak gibi bağırmasaydın koridorda. Hemde müdürün odasının yanında. Ne de cesaretli bir kız ile karşı karşıyayım şuanda. Üstelik iyilik yapıp suyu ben getirdim. Şimdide bütün bu olanları benim başıma mı yüklüyorsun?" Evet haklıydı hemde sonuna kadar.

"İyi de ben mi dedim sana araştırmamız var de diye. Hem öyle bile olsa bir kerecik daha yardım edemez misin bana?" Dediğimde bana yakınlaştı ve sırtımın duvara değdiği anda bir elini kafamın hemen yanında duvara sabitledi ve kafasını daha da çok yakınlaştırdı. Kalbim anlam veremediğim bir şekilde hızlı atarken konuşmaya başladı. Sıcak nefesini dudaklarımda hissediyordum.

KARANLIK TEKLİFBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin