(🎶 Very Sad-Single)
Alin, hamileliğin 9. Ayındaydı. Herkesi bir heyecan sarmıştı. Müjgan, mathilda, Alin'le beraber bebeğin odasını yapmışlardı. Koçer evinde oda boldu ve bir süre burada olacaklardı.
Çağatay bazen, Alin'in bu evlilik oyununa kendini fazla kaptırdığına inanıyordu. Fakat kendiside bu bebeğin heyecanındaydı o yüzden onun sık boğaz etmelerini göz ardı ediyordu.
"Koçerlere gelecek bir erkek bebek..."
İsim düşünmüşler fakat Alin iki isim arasında bir seçim yapamamıştı. Çako bu konuda karışmak istemiyordu çünkü isim seçmenin annesi olarak Alin'in hakkı olduğunu düşünüyordu.
Çetin Amerika'da Giray'sa LasVegas'taydı. Kartal daha sık uğrar olmuştu eve.
"Kavuşacağız, az kaldı.." dedi Alin karnını severken.
Ya Poyraz koyacaktı ya da Doruk.
Onu hep istedi, canına kıyma düşüncesi ona kabus dolu günleri hatırlatıyordu. Kucağına almasına az bir zaman kalmıştı, onu pamuklara saracak en iyi şekilde büyütecekti. Onun için her şeyi yapardı..
Bir pazartesi gecesi, sancıyla uyandığında, içindeki heyecanını bastırmaya çalıştı. Paniklemek istemiyordu ve işte kavuşma anı geliyordu.
Mathilda, Apar topar hazırladığı çantasını kaptı, Kemal arabayı kapıya getirdi ve Koçerlere haber saldı. Gece 3'te herkes hastaneye vardığında, Alin acılar içinde kıvranıyordu. Ters giden bir şeyler olduğunu anladı Nst'ye bağlandığında, bebeğin kalp atışları durmuştu...
"Hemen ameliyathaneyi hazırlayın, bebek anneyi zehirliyor.."
Alin'in kulaklarında, doktoru Melda' nın bu çığlığını duydu. Apar topar onu sedyeye alıp, Nst'den çıkarmışlardı. Koridorda Çağatay ona eşlik ediyordu. Kanaması vardı. Elini tuttu.
"Yanındayım.." dedi asansöre binerlerken. Doktor hemen ardından geldi. Ameliyathanenin kapısı açıldığında, Alin, sıkı sıkı tuttuğu eli bıraktı. Hıçkırıklarla içeri girdiğinde, Mathilda Kemal'e sarılıp ağlamaya başlamıştı.
"Neler oluyor anlamadım.." diyebildi Çağatay. Elleri buz gibi olmuştu...
Anne karnında bebeğin kalbi durmuştu.. Ölü doğdu.. Bu Alin için felaket dolu günlerin başlangıcıydı. Anneyi kurtarmışlardı. Doktor bu kötü haberi verirken, Mathilda çığlıklar içinde yere çöktü. Çağatay, elini başına götürdü. Beslediği umudu yok olup gitmişti çünkü bebeğin varlığına onun gelecek olmasına o kadar alışmıştı ki, bu haber onu yıktı.. İşte şimdi hiçbir şeyi toparlayacak gücü kalmamıştı.. Çok az kalmıştı halbuki, ona kavuşmaya...
Kendini bahçeye attığında, gözleri dolmuştu. Bir sigara yaktı. Arslan ve Kartal arkasındaydı.
Ne söyleyeceklerini bilemediler, o oda, kıyafetler, bütün bu hazırlıklar, hepsi onu karşılamaya o kadar heveslilerdi ki, şimdi ne yapacaklarını bile bilmiyorlardı.
Alin yarım saat sonra, ayılmıştı. Hala narkozun etkisindeydi. Annesine dönüp,
"Bebeğim.. o nerede ? " diyebildi.
Çağatay yanına oturdu. Bu zorlu görev onundu. Mathilda ağlıyordu. Alin gördüklerinin bir kabustan ibaret olmasını diledi.
"Allah aşkına, söyleme.." dedi tahmin ediyordu.
Çako olumsuz anlamda kafa salladı,
"Onu.. kaybettik.." Alin öyle bir çığlık atıyordu ki, bütün hastane koridoru bu sesle inliyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÇAKO
ChickLitSevdiği çocuğun düşüncesizliğinden, birinin sohbet grubuna attığı saniyelik hatadan sonra şimdi kaosa dönen o fotoğraf, bir kızın hayatını kabusa çevirmeye yetecekti.. Çeşitli zorbalıklara daha fazla dayanamadı Asu... Tek kurtuluşu okulunu değiştir...
