Uzun bir sohbetin ardından, yattıklarında saat gece 3'ü gösteriyordu. Asuman, neler olup biteceğini düşünmekten, belkide mutluluktan uyuyamıyordu... Sabah hava aydınlanırken, göz kapakları ağır gelmeye başlamıştı hafif ve mutlu bir uykuya dalıverdi. Mutluluğun yanı sıra korkuyorduda. Ona kavuşmaya engel bir şey çıkar mıydı ?
(Piano violin Ibu pertiwi)
Sabah kuşların cıvıltısıyla gözlerini araladı. İlk defa dingin uyanmıştı.
"Yeni hayatının ilk günü..." suratında kocaman bir gülümsemeyle yatağında gerindi.
Az uyumasına rağmen uykusunu almış ve dinçti. Sabah 10'u gösteriyordu.
Yatağından kalkıp salona girdiğinde, Alin kahve makinesinin başında ona gülümsüyordu. Hâlâ inanası gelmiyordu.
"Günaydın! Bize kahve demledim !"
Asuman Alin'e gülümseyerek yaklaştı ve sıkıca sarıldı. Alin'de ona.
Kahve fincanlarını alıp, güneşin tadını çıkarmaya bahçeye çıktılar ve salıncağa oturdular.
"Dün çok düşündüm. Marinadakilerle görüşeceğim, planlarım var. Dedemden kalan miras, Tekin'den kalanlar. Hesabımı bilmiyorum. Her şeyi öğreneceğim.
"Senin için orada ev bakıyor olacağım bende. Bunun içinde çok heyecanlıyım. Kafa dağıtmaya ihtiyacım vardı ve bu bile benim için bir şey.. Telefon numaranı almam lazım, seni görüntülü arayacağım..."
"Tamam, kahvelerimizi içelim, Tavernada kahvaltı edelim. Sen hotele geçerken, benimde buradaki ailemle bu planlarımdan bahsetmem gerek..."
"Anlaştık.. Bu arada buraya gelmemde Çetin'in de payı var.."
"O ne yapıyor, hala deli mi ?"
"Evet hala çocuk" dedi gülerek ve devam etti.
"Yurt dışunda dil eğitimi, sonrada gastronomi eğitimi aldı. Çağatay'ın restoranında oda."
"Anladım.. Onun ismini duymak bile beni heyecanlandırıyor"
"Az kaldı Asuman, bundan sonrası çok güzel olacak... Giray'ın buraya geldiğimden haberi var ve gece kaç kere aramış.."
"Öyle mi? Aranız daha mı iyi ?"
"Bilmiyorum ki Asuman. Seviyorum onu, affetmek istiyorum ama bu çok zor olacak.."
"Seni çok iyi anlıyorum.."
"Oraya gittiğimde kesin beni sorguya çekecek.."
"Lütfen...ona bir şeyler anlatırsan kesin Çağatay'a yetiştirir."
"Araları eskisi kadar iyi değil, ama merak etme. Sadece bilmesi gerekenleri söyleyeceğim. Ve tabi burnunu sokmaması gerektiğinide."
"Gelip konuşacağım, kendimi anlatacağım, bu zamana kadar her seferinde benim için o çabaladı şimdi sıra bende. Zor olacak biliyorum ama kendimi affettireceğim. Her şeye hazırım. Yüzüme bakmasın, benden uzaklaşsın farketmez. Artık onunla bir hayat istiyorum. Nasıl olursa olsun, ondan vazgeçmeyeceğim..."
Tavernada hep beraber kahvaltı yaptıktan sonra, artık veda vakti gelmişti. Bu akşam Alin'in uçağı vardı. İstanbul yolcusu... O uçakta, olmasına az kalmıştı Asu'nun. Bir an önce Çağatay'a kavuşmak istiyordu. Bu kadar dayanabilmesi bile bir mucizeydi. Mecburiyet ve ona bir şey olacak korkusuydu bu. Gerçekten artık ona gidebilecekti ve buna inanası gelmiyordu...
Alin, hiç açmadığı sırt çantasını alıp aşağı indi. Arabada Asu onu bekliyordu. Sıkıca sarılıp birbirlerine kısa süreliğine veda ettiler. Asu Alin'i bırakıp Tavernaya döndüğünde saat akşam 7'yi gösteriyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÇAKO
ChickLitSevdiği çocuğun düşüncesizliğinden, birinin sohbet grubuna attığı saniyelik hatadan sonra şimdi kaosa dönen o fotoğraf, bir kızın hayatını kabusa çevirmeye yetecekti.. Çeşitli zorbalıklara daha fazla dayanamadı Asu... Tek kurtuluşu okulunu değiştir...
