#veda 2

46 3 2
                                        

Yunanistan...

Ve Tekin yendiği hastalığa tekrar yakalanmıştı. Kemoterapi başlamış ve Asu yine aynı kabus dolu günlere geri dönmüştü. O tedavi Tekin'e ağır geliyor ve sürekli uyuyordu. En son Çağatay'la tavernada karşılaştıkları günden beri 5 ay geçmişti. Kanser hücresi, hızla ilerlemeye devam ediyordu..

Garon ve Nayiri, Asuman'ı yalnız bırakmıyorlardı. Tekin'in Marinadaki işlerini hallediyorlar akşamları sık sık ziyarete gidiyorlar ve Tekin dinlenmeye çekildiğinde Asuman ile dertleşiyorlardı.

Asuman, Tekin'in bu durumunu tekrar Santos ve Yanni'ye bildirmiş, sahnelere ara vermişti.

Tekin yine bebekler gibi bakıldığı döneme geri dönmüştü ama içinde bu sefer başaramayacağına dair bir his vardı. Kusmalar, tedavi ilerledikçe artmaya başladı. Saçları döküldü ve tekrar iştahsızlık, kilo kaybı baş gösterdi.

Asu, güçlü gözükmeye çalışıyordu ama çok yorgundu. Onun yanında ağlamamak için kendini zor tutuyor, o odasına çekilince, Garon ve Nayiri ile baş başa kaldıklarında, göz yaşlarına hakim olamıyordu..

"Bir kere başardı Asuman, tekrar başaracak. Hem kendi moralimizi, hem onunkini yüksek tutmamız lazım biliyorsun.." dedi Garon. Asu kafa salladı. Derin bir iç çekti. Onun kafasını dağıtmak için gezip dolaştıkları anlar geldi gözünün önüne. Ama şimdi odadan odaya geçecek hali yoktu bu adamın.. Omuzları çökmüş, iki büklüm bir halde, suratında yürürken bile acı çekiyormuş gibi bir ifade vardı. Zayıflıktan elmacık kemikleri belirkinleşmiş, göz çukurları çökmüştü.

O hafta, Garon ve Nayiri Marina'daki işlerini halletmiş, tavernaya birkaç kasa teslim etmek için yola çıkmışlardı. Öğle yemeklerini orada yiyip, ardından Asuman'lara uğrayacaklardı.

Santos onları kapıda karşılamıştı.

"Pedro oğlum, bagajdaki kasaları taşır mısın?"

"Geliyorum Santos.."

"Görüşmeyeli nasılsın Santos ?" Dedi Nayiri.

"İyiyiz, sizi sormalı. Asuman nasıl... Tekin bey ?"

"İyi olmaya çalışıyorlar, tedaviye devam ama sancılı bir süreç.." dedi.

"Geçin geçin oturun beyler" dedi Yanni.

"Bize birer levrek lütfen, ortayada salata.."

Elena mutfakta işlenirken, Yanni ise diğer müşterilerle ilgileniyordu..

"Ne olacak bilmiyorum, bi umut besliyoruz ama gün geçtikçe daha kötü bir hal alıyor.."

"Lütfen Garon, kötüyü çağırma.."

"Bazen yetiştirme yurdundaki hallerimiz geliyor aklıma, oradan gece takılmak için kaçışlarımız, müdüre yakalanmalarımız, kısaca Demir Sungur...

"Demir Sungur mu ?" Dedi Yanni salatayı masaya koyarken..

"Oda kim ?"

"Bizim Tekin Ayaz.."

"Nasıl yani.." Yanni bembeyaz olmuştu.

"Biz üçümüz yetiştirme yurdundan arkadaşız. Nayiri, ben ve Tekin.. Tabi en şanslımız Tekindir.. Onu zengin bir aile olan Korhan Haznedar evlatlık aldı. O zamanlar Demir Sungurdu. Aile onu evlatlık alıp sahip çıktından sonra ismini değiştirmişti..."

ÇAKOHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin