Bölüm Otuz Bir

55 3 2
                                        

"Otur artık Chae!" Seungyoon her ne kadar gıcık bir tonda emir verse de haklıydı, oturmalıydım. Ayaklarımın altından başlayıp beynime kadar ilerleyen bir ağrı vardı ve bir türlü aklımı toplayamıyordum. Önümü düşen saçlarımı geriye itiklerken konuştum. "Nasıl olabilir?"

"O soruyu sormayı çok önceden bırakmamış mıydık?" dedi Taehyun. O da haklıydı. Bu odadaki beş çocuk her şeyde haklıydı. Bendim aptal olan...

Çocukların yorgunca oturdukları salonu arkamda bırakarak, büyük masanın bulunduğu yemek odasına doğru yol aldığımda mecburen hepsi beni takip etmeye başlamışlardı. Üzgünüm çocuklar, bu gece size ve bana rahat yoktu. Tabi bu geceden sonra düşmanlarımıza da...

"Bütün kağıtları, defterleri nereye koyduk? Şuan aklım yerinde değil." diye söylenirken Mino'nun "Arabadan getireyim." dediğini duydum. Doğru, beni eve bırakırken her şeyi yanıma almıştım, babamdan sonra kendi evime geçeceğim düşüncesiyle. Tabi planlarım Nara'nın benden önceki koruma olduğunu öğrenmemle bozulmuştu. 

O ana kısa bir dönüş yaşadım anı perdemde.

Şeytan maskelinin benim yoluma gizliden taşlar koyması için Nara'ya baskı uygulamasına rağmen Nara'nın bir türlü şoktan çıkamadığı anlar geldi önüme. "Ona zarar veremem. O benim kızım." sözü kulaklarımı tırmalamıştı. "Üvey ama." demişti yine pis kahkahalı. "Kızım o benim, üvey de olsa kızım o. Seviyorum onu, yalvarıyorum acıtmayın onun canını." Ağlama sesleri samimiydi miydi Nara'nın? Beni gerçekten düşünüyor muydu, yoksa kapının ardında olduğumu anladığından bana oynuyor muydu? İçeri girecektim fakat maskeli son uyarısını yapıp gitmişti ve Nara'nın benim adım ile Dae Ho'yu sayıklayarak dua ettiğini duyduğumda odaya girmekten vazgeçmiş ve Mino ile Taehyun'un bulunduğu arabaya koşmuştum. 

"Getirdim!" diye ortaya atılan ses bombasıyla kendime geldim ve masanın etrafına yayılmış çocukların yanına ulaştım. Mino çantanın içindekileri masaya bir bir çıkarırken Seunghoon hafifçe sordu "Ne yapıyoruz Chae Neul?" Nara beni önemsiyor.

"Üçüncü evreye geçiyoruz." dedim kararlı bir şekilde. Bende herkesi önemsiyorum.

Hepsinin bana dönen bakışlarına aldırmadan Mino'nun boşlukta kalan eli sayesinde çantayı hükmüme aldım ve içindekileri masaya hızlıca döktüm. Evet, bu gece bütün soruları cevaplayacak ve artık üçüncü evrede ne oluyorsa onu yapacaktık. Kai, Chanyeol, Kris ya da her kimse artık bu kişi gelecek ve bize diğer görevi verecekti.  O zaman savaşmalıyım. 

~~~

Hikaye anlatır gibi anlatıyordum çocuklara zaten bildikleri şeyleri. 

"Beşli peşlerinde olan kızı yakalayabilmek için uzun ömürlü olmalılardı bu yüzden de 12 kişinin bir bedende yaşadığı kişiden yardım istediler ve böylece şuan size kadar gelen kehanet gerçekleşti. Beşli, hem kehanetin üzerinde olan kişilerin güçlerinin iyice güçlenmesini beklerken, diğer yanda da görevleri başarıyla tamamlamalarına engel oluyordu. Bu yüzden hiçbirimizi öldürmüyor sadece kuru tehditlerle caydırmaya çalışıyorlar." 

"Hepsi bir kız için olması çok salakça." dedi yüzünü buruşturmuş Taehyun. Doğru söylüyordu, "Bence de." diye ona katıldığımı belli ettim. "Aşk, yaşarken dünyanın en güzel hissi olmasına rağmen, bitince de en tehlikeli şeylere dönüşebiliyor." deyince Seungyoon, bizim ufak iş adamımız düşünceli bir yüz ifadesiyle sordu. "Yani şuan kızdan intikam almak için mi arıyorlar onu?" Başımı salladım, doğruydu.

Seunghoon'un pencere önündeki bedeninden ses geldi. "Gerizekalı bir kız yüzünden onca masum insan ölüyor." Elimdeki kalemi ona doğru salladım. "Peki ama neden o masum insanlar seçiliyor? Neye göre?" Güçler bize yol gösterebilir miydi?

Beşe BirHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin