İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

Bölüm Otuz İki

56 3 6
                                        

Gözlerimi açmasam da rüya aleminden ayrıldığımı fark etmiştim. Duyularım dünyaya alışmaya çalışırken burnumun değdiği şeyden gelen hafif ter kokusunun güzelliğine açtım gözlerimi gülümseyerek. 

Sung Ja'nın uyurken salgıladığı saç diplerindeki ince terin kokusu, beni gülümseten ilk şeydi. İkincisi ise onun varlığıydı. Kafamı, bana sırtını dönmüş Sung Ja'nın ensesinden çekerken, son bir derin nefes çektim.  Aynı bebek gibi kokuyordu.

Kollarımı ve bacaklarımı da sıkıca sarmış olduğum yakışıklı adamımın bedeninden çektim ve yatakta oturur pozisyona geçip yarı çıplak bedenini izledim. Gözleri hafifçe kıpırdanıyordu, ne rüya görüyordu acaba orada? 

Ben var mıydım rüyasında?

Dün gece gelince aklıma kıkırdadım. Başımı sağa sola sallayarak kızaran yanaklarıma soğuk hava dalgası yapmaya çalıştım. Kıkırdamam devam ederken Sung Ja'nın bana döndüğünü fark etmemiştim. 

Eliyle gözünü kaşırken bana bakıyordu, şaşırmış gibi? Başımı sallamayı yavaaaşça durdurdum ve önüme gelen renkli saçlarımı yüzümden çektim. 

"Bayan farklı olduğunu her saniye kanıtlıyorsun."

Elimde olmadan tekrar kıkırdadım. Hızlıca onun üzerine attım kendimi ve yüzümü yüzüne olabildiğinde yakın tuttum. "Sende beni her saniye daha da mutlu ediyorsun."

Yarım saat sonra hala yataktaydık fakat o benim fotoğraf albümlerime bakıyor bense ona bakıyordum. Aslında kahvaltı hazırlamak ve yatağa getirmek istiyordum fakat yemek becerilerim ortadaydı. Bu yüzden ayaklandım ve üzerime salaş bir elbise geçirirken -dün gece bayaaağı yakınlaşmıştık, o yüzden yanında giyinmekten utanmıyordum- konuştum. 

"Çok güzel bir kafe biliyorum. Orada yemek yesek?"

Kafasını fotoğraflardan kaldırıp bana çevirdi

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Kafasını fotoğraflardan kaldırıp bana çevirdi. AMAN ULU GÜÇ! Ne güzel bir varlık yaratmışsın sen. Üzerine geçirmiş olduğu beyaz tişört onun üzerinde dünyanın en güzel kıyafeti gibi geliyordu.

Ya da ben fazla aşıktım.

"Doydum ben şuan." dediğimde gülerek başını yatağa gömdü. Bende kendimi dolabımın içine hafifçe bıraktım kalpten gözler fışkırtarak.

~~~

Oturduğum masadan beni kucaklayarak alırken "Voaah ne kadar da güçlü!" diyişime gülen Sung Ja az kalsın beni düşürecekti. Bacaklarımı ve kollarımı ahtapot gibi ona sararken o beni mutfağımdaki sandalyeme oturtmaya çalışıyordu.

"Güldüğün ilk an beni bırakacaksın anlaşılan." dedim yüzümü buruşturup ahtapot şeklimi insan formuna döndürürken. Önlüğünü çıkaran Sung Ja tekrardan güldü ve kendini sandalyeye bıraktı. 

Dışarı çıkma teklifimi reddetmiş ve bana kendi elleriyle kahvaltı hazırlamıştı. Evde olmayı daha çok sevdiğini söylemişti. Tabi ki bana yemek yapan Sung Ja her zaman bulunmadığından bayıla bayıla kabul etmiştim.

Beşe BirBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin