-10-

64 14 21
                                    

"Ashley, iyi misin? Neden bu kadar soluksun?" Verdiği tepki garibime gitmişti. İlk önce sinirle bu adamın burada ne işi var benzeri tepkiler beklemiştim. Damian'a bakmak için arkamı döndüm. Dönmemle kalbim hızlanmıştı.

Damian burada değildi.

Gözlerime inanamıyordum.

"Her şey yolunda mı? Seni aradım, ama cevap vermedin. Odaya daldığım için özür dilerim." Gözlerimi kısarak arkama döndüm. "Hayır, hayır..." bana kısık gözlerle baktı. Neşeli haline nazaran şuan endişeli ve ciddi duruyordu. "Her şey yolunda mı?" Onu onaylayan bir ses çıkardım. "Tamam, sadece merhaba demek istemiştim. Çok yorgun gözüküyorsun, biraz dinlenmelisin." Yine ben hariç herkes beni düşünüyordu. "Dinleneceğim." Chris ile aramda sessizlik olduktan sonra Chris odadan çıktı. Biraz kendimi toparlamaya çalıştım. Üzerimdeki elbiseyi çıkarıp daha rahat şeyler giydim. Tabii bunlar birkaç dakika sürmüştü. Sonra aniden telefonum çaldı. Masanın üzerinde titreyen telefonumu aldım. Charlotte arıyordu. Bu biraz garibime gitmişti. "Hey, evde misin?" Hattın diğer tarafından gelen neşeli sesi bile yüzümü buruşturmama yetmişti. Bu aralar neşeli olan her şey fazla gözüme batıyordu. "Evet, yeni geldim."

"Buluşmak ister misin?" Bana söyleyeceği bir şeyler olabilir miydi? Belki dışarı çıkmak iyi gelebilirdi. Hem bu sayede Charlotte'yi daha iyi tanıyabilirdim. "Olur. Parkta, saat yedi civarında buluşalım." Orada olacağını söyledikten sonra telefonumu kapattım. Saat altıyı on geçene kadar odamda oyalandım. Kısa bir duş aldıktan sonra kitap okumuş, izlediğim diziden birkaç bölüm bitirmiştim. Zamanı bu şekilde harcadıktan sonra buluşmaya geç kalmamak için ayağa kalktım. Dolabımdan siyah sıfır kol salaş bir üst ve mavi kot şort tulumu çıkarttım. Üzerime çıkardıklarımı geçirdikten sonra siyah converse ayakkabılarımı giydim. Dalgalı saçlarımı açık bırakıp dudağıma pembe parlatıcımı sürdükten sonra hazırdım. Telefonumu alarak evden çıktım.

Parka vardığımda saat altıyı elli geçiyordu. On dakika erken gelmiştim. Banka oturarak temiz havayı içime çektim. Charlotte gelene kadar huzurlanabilirdim.

Saat yediyi on iki geçiyordu fakat daha gelmemişti. Telefonumu çıkararak mesaj attım.

'Hey, tahmin et kim vaktinde geldi. :) -Ashley'

Her zaman geç kaldığımı biliyor olduğu için göndermemi anlaması gerekiyordu. Birkaç dakika sonra mesaj geldi.

'Neden bahsediyorsun? -Charlotte'

Bu da ne demekti? Onu beklediğime dair bir mesaj attığımda tekrar mesaj geldi.

'Beni nerede bekliyorsun? -Charlotte'

'Charlotte... parkta tabii ki. -Ashley'

'Neden bahsettiğine dair gerçekten hiçbir fikrim yok. -Charlotte'

Hava mı soğumuştu birden? Yoksa ben mi korkudan titremeye başlamıştım? Yada Charlotte benimle dalga geçiyordu.

'Charlotte, beni önceden aramıştın. -Ashley'

'Ashley sen iyi misin? -Charlotte'

'Ben seni aramadım. -Charlotte'

Daha fazla görmek istemediğim için telefonu kapattım. Bunlar ne demekti? Korkudan taş kesilmiştim. O anda, uzakta Charlotte'ı gördüm. Göğsümde delici bir acı hissettim. Hızla ayağa kalktım. Charlotte'ye mesaj attım.

'Charlotte, neler oluyor? -Ashley'

'Ashley, sen iyi misin? Ben evdeyim ve film izliyorum. Neden bahsettiğini bilmiyorum. Her şey yolunda mı?'

Telefonu tekrar kapattım. Aniden midem bulanmıştı. Arkamı döndüm ve sanki biri beni takip ediyormuş gibi parktan kaçtım.

Ashley, parktan kaçarken arkasında duran Charlotte'ı görmezden gelmişti.

UyanışHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin