Gecenin yarısı, yağmurlu havada dışarı çıkmak hangi akıllının yapacağı iş? Tabi ki benim.
Yağmurda ıslanmayı seviyorum, ama benim inadıma gündüz değil, gece yağıyor. Yani suç ben de değil!
Hasta olacaktım belki, ama umursamadım ve bahçede ki pufun üzerine oturdum. Aklıma aniden gelen şey ile sırıttım ve sessizce eve girdim. Hemen odama girdim ve telefonumla arabanın anahtarını aldım. Sonra aynı sessizlikle odadan çıktım.
Nişanlımın yanına gitsem bir şey olmazdı bence. Hızlıca evden çıktım ve arabamın önünde durdum.
Telefonu açtım ve yazmaya başladım.
Ben; Yiğit, kalk lan!
Mesaj sesine uyanırdı inşallah. Telefon yağmurdan dolayı ıslanıyordu. Bozulursa kendimi yırtardım. O kadar para verdim ve lokanta da çalıştıktan sonra, paranın kolay kazanılmadığını anladım. Her işin kendine göre bir zorluğu vardı.
Arabanın kilidini açtım ve hemen içine girdim. Beş dakika sonra telefonum çaldı. Mesaj atmak yerine, aramayı seçmişti. Seviyorum bu çocuğu. Daha fazla bekletmeyip hemen aramayı cevapladım.
"Ne oldu?" dedi direkt. Sırıttım ve arabayı çalıştırdım.
"Uyuma sakın, size geliyorum." dedim ve bizim evin önünden çıktım. Telefondan hışırtılı bir ses geldi. Galiba yataktan kalktı. Ben de telefonu hoparlöre aldım ve yan tarafa attım. Ardından hemen silecekleri çalıştırdım.
"Rüyanda mı gördün beni?" dedi. Sesi keyifli geliyordu. Ben geliyorum yani, tabi keyifli olacak. Tamam gece gece kendimi çok şey etmeme gerek yok. Sustum...
"Rüyamda görmedim. Seni özledim." dedim ve gülümsedim. Esnedi, sonra konuşmaya başladı.
"Ben de özledim. Gelince mesaj at, kapıyı açarım."
"Tamam. Beş dakikaya oradayım." dedim ve telefonu uzanıp kapattım.
İki-üç araba dışında başka kimse yoktu. Biraz daha gaza yüklendim. Kısa süre içerisinde eve gelmiştim.
Arabadan inmeden önce anneme burada olduğum dair bir mesaj attım. Sonra hızlıca indim. Donuma kadar ıslandım. Yiğit'de benim kıyafetlerim vardı. İçeri girdiğimde değiştirirdim. Kapının önüne geldiğimde, ona mesaj attım.
Ben; Aç kapıyı, nişanlın geldi.
Mesajı attığım an da kapı açıldı. Şaşkınlıkla Yiğit'e baktım. Ama o gülümsedi ve beni içeri çekti.
"Kapının önünde mi yatıyorsun?" dedim ve sırıtarak ona baktım.
Gülümsedi ve başını sallayıp beni yukarı çekti. Odasına girdiğimizde ilk başta dolabına yöneldim. "Şort versene bana." dedim ve yüzüne baktım. Yanıma geldi ve beyaz, kot şortumu verdi. Ben bunu ne zamandır arıyordum!
"Pislik misin oğlum sen? Giymek için almadın herhalde bu kadar şortu?" dedim ve rasgele tişörtlerinden bir tane aldım. Şortlarımın yarısı buradaydı. Ben de annem almıştır diye hiç umursamamıştım.
Kahkaha attı ve gelip alnımı öptü. "Git değiştir üzerini. Yine hasta olmak istemiyorum." dedi ve beni banyoya doğru ittirdi.
Hasta olacak kişi burada bendim, ona ne oluyor? "Sen ne alaka?" dedim ve banyoya girdim. O da yatağa yattı ve uykulu sesi ile konuşmaya başladı.
"Senin hastalığın genellikle gece çoğalıyor ve sen farkında bile değilsin, ama hasta olduğunda gece çok kabus görüp uyanıyorsun. Yanında biri olduğunda bu sıçramaların, gözde görülür derecede azalıyor." dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUZEN
Humor04.11.2020 Macera #1 02.11.2020 Kaos #1 05.11.2020 Heyecan #10 15.11.2020 Franciscolachowiski #1 20.11.2020 barbarapalvin #2 ***** "Nasıl sen bana bir şey yapmazsın? Bugün gün boyu benim canımı çıkardın yine de bir şey demedim sana! Git annemi ara...
