Selamlar sevgili okurlarım. Sizlere yepyeni bir bölümle geldim. Yarına yetişeceğini düşünüyodum ama yazıverdim işte. Ağlamaya devam ederiz bu bölüm bence. Kendinizi hazırlayın.
Nisa yeni eve taşınmış buna sevindim. Cemal aşk yok şuan ama 4 seneye baba olurum demiş. Buna biraz güldüm. Biz gerçek hayattaki cemnisin dengesizliklerini bırakıp buraya odaklanalım. Çünkü benimkiler daha güzeller :))
Bölümün erken gelmesi şerefine bol bol yorum bekliyorum sizlerden. Kaçıyorum ve sizleri bölüme itekliyorum. Keyifli okumalar
Cemal'den
20 saat geride kaldı. Nisa'nın durumunda bir değişiklik yok. Annesi girdiğinde gözünü açmış ama yine tepki vermemiş. Kadıncağız perişan halde çıktı yanından. Onu öyle görünce cesaretim tamamen kırıldı. Şimdilik Nisa'yı görmeye gücüm yok.
Danla ve Lale tekrar geldiler.Annemle babamı da eve gönderdim.Yanımda ne kadar insan olursa o kadar iyi hissediyorum kendimi. Bana güç veriyorlar. Çünkü acımı paylaştıklarını biliyorum.
"Cemo hadi gel biraz hava alalım. Sana da iyi gelir" Başımda dikilen Berkan'a baktım. Aslında burdan ayrılmak istemiyorum ama hastane havasını solumak da kötü geliyor bana. Biraz temiz hava almak iyi gelebilir.
Başımı sallayıp yerimden kalktım. Birlikte hastanenin bahçesine çıkıp banklardan birine oturduk. Derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım. "Gözlerini açıp bakması iyiye işaret. Sürekli uyusa korkabilirdik ama şimdi umut var Cemo"
Berkan'a döndüm "Gözünü açıyor ama bilinçli yaptığı bir şey değil ki bu. Hiç tepki vermiyor" Bu gerçek her seferinde bir darbe gibi sarsıyor beni. Hemşireler sürekli boş baktığını söylüyorlar.
"Bilemeyiz ki. Belki de her şeyin farkındadır. Duyabiliyordur belki. Yanına girip onunla konuşmalısın. Sana tepki verecektir" İçimde küçük bir umut yeşerirken zorla gülümsedim.
"Gerçekten duyar mı beni" Berkan'da gülümseyip başını salladı. Yerimden kalkıp ona baktım "O zaman ben yanına gidiyorum" Hemen hastaneye yöneldim. Arkamdan Berkan'ın gülme sesini duydum.
Hızla hastaneye girip merdivenleri üçer beşer çıkarak yoğun bakım katına ulaştım. Berkan' da arkamdan geliyordu. Koridora girdiğimde Selma'nın yanında oturan Barış'ı görünce olduğum yerde kaldım. Ne işi var lan bunun burda.
Berkan yanıma geldiğinde omzuma dokundu "Sakin ol Cemo" Onu hiç duymamış gibi hareket edip yağcıya doğru yürümeye başladım. Beni görünce kaşlarını çattı.
Karşısına dikildim "Ne işin var senin burda" Yüzüme bakıp gülümsedi. Bu ifadeyi çok iyi biliyorum ben. Bu birazdan mağdur olacağım bakışı. "Ziyarete geldim. Bana neden haber vermediniz"
"Sen kimsin lan. Sana neden haber verecekmişim ben" Bağırmamla Berkan kolumdan tuttu. Bekir amca da yanımıza geldi "Cemal gel otur şöyle" Onlara hiç bakmayıp gözlerimi Barış'ın üzerine kilitledim. O da yerinden kalkıp karşımda durdu.
"Olay çıksın istemiyorum. Geçmiş olsun demeye geldim. Ben de üzgünüm. Nisa'ya ben de değer veriyorum" Sinirim yükselirken Berkan'ın elinden kurtulmaya çalıştım ama o önce davranıp daha sıkı tuttu.
"Sen Nisa'ya değer veremezsin. Onun adını ağzına alamazsın. Senin üzüntüne ihtiyacımız yok bizim. Utanmadan buraya gelmişsin bir de. Defol git hemen" Sıfır mimikle karşımda duruyordu hala. Yüzünü dağıtma isteğim artarken Bekir amca yanıma gelip kolumu tuttu.
"Sakin ol oğlum. Geri çekil hadi" Bana oğlum dedi. Ağlamak geldi içimden. Engeller kralı Bekir bey bana oğlum dedi. Ben de sözünü dinleyip geri çekildim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PERESTİŞ
JugendliteraturBirbirinin aynısı olan iki aşık. Kader onları akıllarına hiç gelmeyecek bir yerde birleştirdi. O andan sonra birbirlerinden kopmaları mümkün değildi.
