Selamlar bebeklerim. Sizlere taze taze bölüm getirdim. Okumak için hiç zaman kaybetmeyin ve hemen gidin. Ben de uzatmadan gidiyorum. Yorumlarda buluşalım lütfen.
Keyifli okumalar
Cemal'den
Yine huzurlu bir sabaha gözlerimi açtım. Biz normalde uyku uyumuyormuşuz resmen. Dinlenmek nedir bilmiyormuşuz. İki gündür bedenimin gevşediğini hissediyorum. Tekrar şehir hayatına dönmek çok zor gelecek.
Tatilimizin üçüncü günü. Gerçi ilk günü saymasak da olur. Gelip uyumak dışında bir şey yapmadık çünkü. Ama dün çok güzeldi. Bugünün de bir o kadar güzel ve eğlenceli olacağına eminim. Zaten yarın da dönüyoruz.
Karşımdaki pencereden görünen aydınlık gökyüzüne bakıp gülümsedim. Gözlerimi ovuşturup Nisa'ya döndüm. Tabi ki hala uyuyor. Zaten benden önce uyandığı gün sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. O zamanlarda da beni uyandırmayıp izlemeyi tercih ediyor. Onu da anlıyorum. Yakışıklılığım karşısında elinden bir şey gelmiyor.
Doğrulup başımı elime yasladım ve Nisa'yı izlemeye başladım. Hep ben önce kalktığım için bunu sık sık yapabiliyorum. Gerçi o uyanıkken de yapıyorum ama o zaman utanıp kızıyor bana. Bu beni engellemiyor tabi ama yine de uyurkenki kadar da verimli bir seyir zevki olmuyor.
Kendini güzel bulmayan birisi Nisa. Bu konuda çok kez tartışmışlığımız var. Ona sürekli güzelliğini kabullendirmeye çalışıyorum. Tamam çirkinlik iddiası da yok ama standartın altında olduğunu düşünüyor. Neymiş ben onu sevdiğim için güzel buluyormuşum. Gerçekten böyle düşünüyor.
Hep diyorum ki benden başka kimse güzelsin demese o zaman böyle düşünmeye hakkın olabilir ama sana sadece erkekler değil kızlar da bayılıyor. Hatta bazıları aşık neredeyse. Onları da kıskanmıyor değilim hani. Poposuna düşen bile var. Bu kızlar da bir garip.
Nisa çok güzel bir kadın. Kendinde kusur olarak gördüğü gözleri benim en sevdiğim şey mesela. Hele bir de gülünce kaybolmuyor mu, hastayım o haline. Yiyesim geliyor ama kendisi bana lazım diye vazgeçiyorum. Ben de öpmekle yetiniyorum işte ne yapayım.
Küçük burnu mesela. Hep hayalini kurduğum bir şey bu. Hatta sinir de oluyorum bu yüzden ona. Yandan istediği kadar fotoğraf çekilebiliyor ve hepsinde de kusursuz çıkıyor. Ben de sürekli burnunu ısırıyorum. Bu şekilde belki biraz büyür.
Saçları, ah o koklamaktan ve öpmekten kendimi alamadığım saçları. Yarışmadayken sürekli örerdi. O haline de bayılırdım ama en sevdiğim zamanlar saçını saldığı zamanlardı. Çünkü o zaman her hareket ettiğinde kokusu burnuma gelirdi. Hey gidi günler hey.
Sonra fiziği. Kesinlikle harika. Kızların bayıldığı poposu da en sevdiğim kısımlardan biri. Uzun boyu ve sportif vücudu güzelliğine güzellik katan en önemli etkenlerden. Yani Nisa yolda yürüse ve onu kimse tanımasa. Yine de dönüp bakar ve ikinciye de bakma ihtiyacı hisseder.
Sonuç olarak güzelliğini kabullenmeyen şapşal sevgilim aslında çok güzel. Hele benim için Dünya üzerindeki en güzel kadın. İzlemekten asla vazgeçmeyeceğim ve bıkmayacağım şu yüz benim huzur kaynağım.
Ben yine aşka geldim ve Nisa'yı izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Üstelik fazla abarttım sanırım ki şuan onu deli gibi öpmek istiyorum. Sanırım dayanamayacağım. Resmen kendi kendimi gaza getirdim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PERESTİŞ
Fiksi RemajaBirbirinin aynısı olan iki aşık. Kader onları akıllarına hiç gelmeyecek bir yerde birleştirdi. O andan sonra birbirlerinden kopmaları mümkün değildi.
