42

570 23 177
                                        

Selamlar sevgili okurlarım. İşte yeni bir bölümle karşınızdayım. Gecikme için üzgünüm. Elimde olmayan sebeplerden dolayı böyle oldu.


Malum çiftin röportajından kesitler gördüm ve enayiliğimize bir kez daha sövdüm. Salmış olsam da çoğu zaman sinirlerimi bozuyorlar ve hevesim kaçıyor. Ama sonra toparlanıyorum. Toparlanamadığım zamana kadar tam gaz devam.



Her zaman dediğim gibi yorumlarda buluşalım. Düşüncelerinizi ve fikirlerinizi eksik etmeyin. Her türlü eleştriye de açığım.

Keyifli okumalar


Nisa'dan

Babamın asla sonu gelmeyen konuşma isteği sonunda bitti ve telefonu kapattı. Ben de azalmayan kıskançlığına gülümseyerek salona geri döndüm. Cemal telefonuna bakıyordu. Beni fark edince başını kaldırdı.



Bakışı hiç normal olmadığı için merak edip yanına ilerledim. "Ne oldu. Neden öyle bakıyorsun" Gözlerini benden hiç ayırmadan ayağa kalktı ve karşımda durdu. Sessizliği sürüyordu "Cemal bir şey mi oldu"



Hala cevap vermezken elimi kaldırıp yüzüne dokunmak istedim. Hamlemle birlikte bir adım geriye gitti. Havada kalmış elimi indirerek kaşlarımı çattım. Sessizliği sinirlerimi bozarken konuştum "Konuşacak mısın artık. Ne oldu diyorum"



Bir süre daha gözlerime bakıp konuştu. "Şimdi sana tek bir soru soracağım. Sen de bana tek bir cevapla doğruyu söyleyeceksin. Evet ya da hayır,bu kadar. Başka bir şey duymak istemiyorum" Sesindeki sakinlik beni korkutmaya yetmişti. Sadece başımı sallamakla yetindim.



"Bugün Barış ile görüştün mü" İnsanın korktuğunun başına gelmesi çok kötü bir şey. Sabahtan beri ya öğrenirse diye kafamı patlatıyorum. Sonunda oldu işte. Sesimin kısık çıkmasını umursamayarak konuştum "Cemal dinle beni lütfen"



Elini kaldırıp susmamı sağladı "Evet ya da hayır" Gözlerimi kaçırıp başımı eğdim. "Evet" Gülme sesi gelince tekrar ona baktım. Samimiyetin yanından bile geçmeyen bir şekilde gülüyordu. Bir süre ben hariç her yere baktı. Ben de sadece onu izledim.



"Cemal beni dinleyeceksin değil mi" Hızla bana döndü. Artık gülmüyordu. Bir adım yaklaşıp gözlerime baktı. Ama her zamanki gibi değildi bakışları. Bu canımı yakarken o konuştu "Sana sorduğumda konuşsaydın dinleyebilirdim seni. Sen o şansı kaybettin"



Elini tutup ona yaklaştım. Elini çekip bir adım geriye gitti. Gözlerimin dolmasını engelleyemezken sesim de titrek çıktı "Yapma" Gözlerini gözlerimden ayırıp arkasını döndü.



"Bana yalan söylemeni bir kenara bırakıyorum. Onu bir şekilde kabullenebilirim" Tekrar bana dönüp gözlerime baktı. Bu sefer saf hayal kırıklığıyla doluydu gözleri "O şerefsizle buluşman kabul edebileceğim bir şey değil"



İlk defa kendimi ifade edebileceğim cümlelerim yok. Savunulacak bir yanı yok yaptığımın. Karşısında sessiz kalmamla son kez bana bakıp ilerlemeye başladı. Salondan çıkarken arkasından baktım "Nereye gidiyorsun"



Duraksadı ama bana dönmedi. Cevap da vermedi. Dış kapının önünde durduğunda peşinden gittim "Cemal gitme lütfen" Yanağımı ıslatan yaşları yok sayarak karşısında durdum. Ayakkabılarını giyerken bana baktı "Sen gidecek misin"




Sorduğu soruyla dondum. "Gitmemi mi istiyorsun" Çatık kaşları ve soğuk yüzüyle her saniye daha fazla canımı yakıyordu "Bana gitme diyorsun ama sen hala evdesin Nisa. Bana sor bakalım seninle aynı evde kalmak istiyor muyum ben"



PERESTİŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin