1

3.9K 43 14
                                        

Nisa'dan

Konuşabilir miyiz?

Aylar sonra iletişime geçme şeklimiz buydu. Beyefendi benimle konuşmak istemiş. O istediği zaman ve o istediği için onunla konuşacağımı düşünüyor.

Tabi ki hemen kabul ettim. Çünkü deli gibi merak ediyorum ne istediğini. Tek sebep merak. Belki biraz da özlemiş olabilirim.

Bu kadar basit bir soru beni bu kadar heyecanlandırmamalı. Kalbimin sesini duyuyorum. Hem korkuyorum hem de koşarak gitmek istiyorum yanına. Hem deli gibi merak ediyorum söyleyeceklerini hem de geceleri döktüğüm yaşlar geliyor aklıma ve sakin ol diyorum kendime. Kimse senin üzülmeni umursamadı. En sevdiğin bile.

En çok bu kırdı zaten beni. Kimsenin ilgisine ihtiyacım yoktu benim. En bunaldığım günde yanımda tek bir kişiyi istemiştim. Sonucuysa aylar süren bir kırgınlık olmuştu.

Sonuç olarak tüm bu düşünceleri iteleyerek yataktan kalktım ve hazırlandım. İki saat sonra burda olurdu. Onu görecek olmak bile gözlerimi dolduruyorken karşıma geldiğinde sarılmadan durmak nasıl mümkün olacak acaba.

Sadece iki saat. O kadar uzun geldi ki. Bir türlü geçmedi. Saat benim inadıma çalışıyor gibi bugün. Geldiğinde ne tepki vereceğimi bile bilmiyorken neden bu kadar istiyorum gelmesini?

Sonunda saat geldiğinde heyecanım artık durdurulamaz oldu. Neyse ki gayet dakik bir insan olan Cemal tam zamanında kapıdaydı.

Beklemeden,adeta sekerek kapıya ilerledim. Sonra kapının hemen yanındaki aynadan kendime son bir kez baktım ve bugün sayısını bilmediğim kadar çok yaptığım şeyi tekrarladım. Aynaya yaklaştım ve küçük gözlerimi sanki mümkünmüs gibi daha da kısarak kendimi tehdit ettim " ağlarsan sana bir hafta tatlı yok". Etkili bir konuşma oldu. Tatlı sonuçta. Etkili olmalıydı.

Kapıyı açtım ve üç aydır gözümü her kapadığımda gördüğüm yeşillerle karşılaştım. Her şey bıraktığım gibiydi. Bana hep aynı bakan gözleri hala eskisi gibi bakıyordu. Sevgisi gözlerine yansıyordu ve bu beni her zaman mutlu ederdi.

Ne kadar süre öylece birbirimize baktık bilmiyorum. Dışardan nasıl göründüğümüzü düşünmek istemiyorum şuan. Artık buna bir son verip içeri girmesi için konuşmadan elimle işaret ettim. Özlemiş olabilirim ama tripse trip bundan daha kötü olamaz aramız zaten.

Koltuğuna oturduğunda biraz mesafe koyarak ben de yanına oturdum. Önceden olsa koltuğa sarılarak oturmuş ve hatta koltukta da bu sarılma seansına devam ediyor olurduk. Ama şuandaydık artık. Öncede değil.

Aramızdaki sessizlik büyüdükçe rahatsız olmaya başladım. Nasıl bu hale geldik biz. Konuşacak bir şey bulamamak çok garip.

"Nasılsın" neyse ki buraya neden geldiğini hatırlamış ve konuşmaya başlamıştı sonunda. Allah'ım, sesini ilk defa duymuyorum. Bu kadar etkilenemem, bu hiç normal değil.

"İyiyim, sen nasılsın" neyse ki sesim bir yerlere kaçmamış ve beni mahcup etmemişti.

"Ben de iyiyim"

İçinde bulunduğumuz durum o kadar garipti ki. Aylar sonra buluştuk ve ikimiz de iyi değiliz. Neden bu uğraş yani ne gerek var ki bu gereksiz konuşmalara. Hemen sarılsak olmaz mı?

" Nisa ben çok düşündüm ve artık buna bir son vermemiz gerektiğine karar verdim. Bu durum çok can sıkıcı. Seni bilmiyorum ama ben artık böyle olmak istemiyorum. Eskisi gibi olur muyuz bilmiyorum ama en azından her şeyi konuşup buna karar verebiliriz. Daha fazla inat yapıp olayı büyütmeye gerek yok" Haklı. Çok haklı. Ama keşke her şey bu kadar basit olsa. Konuşunca bütün sorunlar bitse.

" Konusmaya karar vermen 3 ay sürdü. Aslında ben senin bundan sonra sadece
göndermeli storyler atacağından çok emindim. Şaşırdım o yüzden."

Benden bunları duymayı bekliyormuş gibi hiç şaşırmadı. Verdiği tek tepki buruk bir gülümseme oldu. Şimdiye kadar yüzünü bana çevirmediği için onu yandan görüyordum. Şimdi onu yandan süzdüğüm için pis pis sırıtıp bana dönmesi ve hemen öpmesi gerekirdi. Eskiden böyle yapardı.

Bir süre sonra kafasını çevirdi ve gözlerimizi buluşturdu. O ana kadar kalbimi yavaşlatmak mümkün değilken saniyelik durduğunu hissettim. Bende bıraktığı etkileri bilse sabaha kadar gülerdi.

"Haklısın. Öfkemi, kırgınlıklarımı bu şekilde belirtiyorum bir süredir."

" Neden?" Sanki çok saçma bir şey sormuşum ve ben bir salakmışım gibi baktı yüzüme.

"Çünkü sana ulaşmamın tek yolu bu". Bu sefer ben ona bir salakmış gibi bakmaya çalıştım. Umarım onun kadar başarılı olabilmişimdir.

" Bana ulaşmak için yanıma gelmen yeterliydi. Ya da arayabilirdin. Ya da dün yaptığın gibi mesaj atabilirdin. Bana kızınca ya da kırılınca bunu herkesin bilmesine gerek var mıydı yani. ". Derin bir nefes aldı. Sanki saatlerce hiç durmadan konuşacak gibi kendini hazırlıyordu.

" Sanırım en baştan başlamak gerekiyor. Açığa çıkmayan hiçbir şey kalmasın bugün. Kopacaksak da en azından belirsizlik olmadan kopalım."

Kafamla onayladım onu. Bugün burda ya eskiye dönecektik ya da bibirimizin hayatından tamamen gidecektik.

PERESTİŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin