Keyifli okumalar
Nisa'dan
İşte o büyük gün geldi sonunda. Uzun zamandır hazırlığını yaptığımız projemizin çekim günü. Tanıtımını yapacağımız ve her yerini gezeceğimiz ilk şehrimiz ise benim sevgili memleketim Prag.
Yani aslında ikinci memleketim sayılır. Çünkü hiç aklıma gelmezdi ama asıl evim İstanbul artık. Zamanında asla yerleşmeyi düşünmediğim şehir artık ayrılmak istemediğim şehir haline geldi. Yani çok da büyük konuşmamak gerekiyormuş.
Şimdi çekim yapmak üzere her yerini bildiğim şehre ayak bastım. Tanıdık sokaklar beni mutlu ederken araba kalacağımız otelin önünde durdu. Beklemeden indik ve bavullarımızı alıp otele giriş yaptık.
Annem bizim evde kalmamız için çok ısrar etse de bunun mümkün olmadığını defalarca kez söyleyip sonunda onu ikna ettik. Sanıyor ki biz dörtlü olarak geliyoruz. Aslında kalabalık bir ekiple çalışacağız ve bizim minnak evimize o kadar insan sığamaz.
Cemal'in odanın kapısını açmasıyla içeri girdim ve kendimi yatağın üzerine attım. Evde olsam annem bu hereketimden dolayı beni döverdi ama neyse ki buralarda değil. O yüzden rahatım.
Yol yorgunu olacağımızı düşünerek bütün planı yarına göre ayarladığımız için bugün boşuz. O yüzden önce güzel bir duş alıp sonra da yemek yiyeceğiz. Daha sonra da bizi bekleyen sevgili ailemin yanına gideceğiz.
"Nisa ben banyodayım" Cemal'in sesiyle kapattığım gözlerimi açtım ve benden önce davrandığı için somurtarak yerimden kalktım. Hayalim hemen banyoya girmekti ama geç kaldım. Hain Cemal.
Aynaya bakıp dağılan saçlarımı serbest bıraktım ve yerde duran bavulu açmak için çömeldim. Sonra aklıma gelen fikirle ayağa kalktım. Bir süre tereddütle etrafa baksam da sonra bir cesaretle banyoya ilerledim. Bence duş sırası beklemek zorunda değilim.
İçeriden su sesi geliyordu. Elimi kapının kulbuna koyup bekledim. Bu hareketimle Cemal havalara uçardı ama bekledikçe cesaretimin azaldığını hissettim. Sonra da utanmanın artık çok gereksiz olduğu geldi aklıma. Uzun zaman geçti ve bir sürü şey yaşandı. Utanmak için biraz geç kaldım yani.
Kendime verdiğim gazlar işe yaradı ve cesaretle kapıyı açtım. Cemal geldiğimi anlamamıştı. Onu görünce kalbim hızlansa da durmadım ve ilerledim. Yaklaştığımda hızla arkasına dönüp beni gördü. Şaşkınlıkla yüzüme bakıp sessiz kaldı. Ee tabi benden böyle şeyler beklemediği için şok oldu çocuk.
"Acıktım da. Seni bekleyip zaman kaybetmek istemedim" Hala tepkisiz bir şekilde bana bakıyordu. O sessiz kalınca devam ettim "Gelebilir miyim"
Sonunda kendine gelip gülümsedi "Soruyor musun bir de. Gel tabi"
Gözlerimi kaçırıp üzerimi çıkarmaya başladım. Bakışlarını üzerimde hissetsem de ona bakmadım. Zaten her an burdan kaçabilirim. O yüzden en iyisi göz teması kurmamak.
Üzerimdeki son parçayı da çıkardığımda bana uzanan eline baktım ve sonra da gözlerimi gözlerine çıkardım. Gülümsemesi içimi ısıtırken elini tutarak yanına ilerledim. Karşısında durduğumda gözlerimi kaçırmak istedim ama bakacağım başka her yer daha fazla utanç verici olacağından bundan vazgeçtim.
Gülümsemesi hiç kesilmezken sesini duydum "Bahane uydurmak yerine direk seni istedim ve yanına geldim diyebilirdin ama buna da razıyım ben" Tam kendimi savunmak üzere ağzımı açmıştım ki dudakları buna engel oldu. Benim de verecek bir cevabım yoktu zaten. Gerçeği o söylemişti zaten. Sonra ikimiz de hiç konuşmadık.
Cemal'den
Yanımda yürüyen Nisa'ya bakıp gülümseyerek önüme döndüm. O aşırı cesur hareketinden sonra yüzüme bakmaktan kaçınıyor. Her zamanki hali olduğundan ve kısa süre sonra normale döneceğini bildiğimden üzerine gitmiyorum. Nasılsa alıştım artık.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PERESTİŞ
TienerfictieBirbirinin aynısı olan iki aşık. Kader onları akıllarına hiç gelmeyecek bir yerde birleştirdi. O andan sonra birbirlerinden kopmaları mümkün değildi.
