Helloooo. Yazarınız geldi. Sizlere yeni bir bölüm getirdi. Hem de erken gelen bir bölüm. Nerde alkışlarım.
Neyse bu bölüm erken geldi ama bu hafta başka bir bölüm gelmeyebilir. Yani yoğun bir hafta beni bekliyor ve bu yüzden hiç fırsatım olmayabilir. Ama elimden gelen her şeyi yapacağımdan emin olabilirsiniz.
Sizleri daha fazla tutmadan bölüme yönlendiriyorum. Zaten buraları hiç okumadığınızı biliyorum. Neyse yorumlarda buluşalım ben kaçtım.
Keyifli okumalar
Cemal'den
Uykusuz geçen bir gecenin ardından oldukça yorgun bir halde koltukta doğruldum. Gece boyunca gözlerimi her kapadığımda ağlama sesiyle geri açtım. Nisa hiç uyumadı. Ben de onu düşünmekten uyuyamadım.
Defalarca kez kapısına kadar gidip geri döndüm. Yanına gitseydim dayanamaz kucaklardım onu. Sonra da her şeyin üzerini örtmüş olurdum. Ama bunu istemiyorum. Üzerini örtmek yerine çözmeyi tercih ederim. Başka türlü hep bir şüphe kalır içimde.
O yüzden odadan çıktığı gibi konuşmayı planlıyorum. Mutlaka bir açıklaması vardır. Dün de anlatmaya çalıştı ama dinlemedim. Zaten o kızgınlıkla dinleseydim de anlamazdım. Şimdi biraz daha sakinleşmişken konuşmak en iyisi.
Sakinleştim evet. Artık o kadar da sinirli değilim. Nisa'nın yalan söylemesi dışında bir suçunun olmadığını da biliyorum. Yine de hemen teslim olmak istemiyorum. O şerefsiz benim hassas noktam. Sevdiğim kadının da bunu bilerek ona göre davranmasını istiyorum. Çok şey mi istiyorum yani.
Sabırsızlıkla yerimde kıpırdandım. Ne zaman çıkar ki odadan. Acaba uyudu mu. Hiç sesi de çıkmıyor. Kapıya tıklasam çıkar mı ki. Ama uyuyorsa da uyandırmış olurum o zaman. Zaten bütün gece ağladı uyumadı.
Ben kararsızlıkla düşünürken kapı sesi geldi. Ayağa kalkıp odanın ortasına geldim. Nisa salona girince kaşlarımı çattım. Berbat görünüyordu. Normal zamanda olsa onu hemen duşa sokar sonra da doyana kadar yemek yedirirdim. Ama zaten normal zamanda olsak bu kadar ağlayıp bu hale gelmezdi.
Bana bakıp sessiz kaldı. Ben de aynı şekilde sadece onu izledim. Sonra yalnız olmasak asla duyulmayacak bir sesle konuştu "Hala burdasın" Ne cevap vereceğimi bilemedim. Haklı olarak sordu bu soruyu. Hem öyle şeyler söyleyip hem de evde duruyor olmam ona da garip gelmiş demek ki.
"Yapacağın açıklamayı merak ediyorum. Sırf bunun için kaldım" Burnumdan da kıl aldırmıyorum. Sırf meraktan kaldın değil mi Cemal. Asla Nisa için kalmadın. Sen götüne anlat bu bahaneleri. Belki o inanır.
"Beni dinleyecek misin" O kadar kesmiş ki umudunu,onu dinleyebileceğime fazlasıyla şaşırdı. Başımı sallayıp onayladım. Dünden beri ilk defa yüzünde rahatlamayı gördüm ve bu benim de nefesimi rahatlattı. İlk defa derin bir nefes aldım sanki.
Daha önce fark etmemiştim ama göğsümün üzerindeki ağırlığın tek sebebi bu halimiz değilmiş. Nisa'yı sürekli ağlarken görmek de etkiliymiş. Şimdi dudağının kenarında oluşan ufacık tebessüm göğsümdeki ağırlığı hafifletti. Ben yanmışım da haberim yok.
Nisa ilerleyip koltuğa oturdu. Ben de peşinden gidip yanına oturdum. Her zamankinin aksine aramızda alışık olmadığımız bir mesafe vardı. Bu beni rahatsız etse de kendimden hiç taviz vermeyip Nisa'ya baktım. O da dinlemeye hazır olduğumu anlayıp anlatmaya başladı.
"İstemeden sonraki gün sen eve geldikten sonra biz yemek yerken bana bir mesaj geldi. Hatta sen de sormuştun ne oldu diye" Zaten o mesajın hayırlı bir şey olduğunu hiç düşünmemiştim. Ondan sonra Nisa'nın tavırları değişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PERESTİŞ
Teen FictionBirbirinin aynısı olan iki aşık. Kader onları akıllarına hiç gelmeyecek bir yerde birleştirdi. O andan sonra birbirlerinden kopmaları mümkün değildi.
