☪ 34. BÖLÜM
"Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım."
NEVA'DAN
Yüzüme doğrultulmuş silahla bakışırken sakinleşmek için kendi kendime gaz vermeye çalışıyordum. Saçma sapan davranıp onca emeği heba edemez, aylarca üzerinde titizlikle çalışılan operasyonu tehlikeye atamazdım. Acilen bir şeyler yapmak zorundaydım. Gözü kararan Orhan beklentiyle benim cevap vermemi beklerken kafamda hızlıca bütün bildiklerimi toparlayıp zihin süzgecimden geçirdim. Şehmus'un Ohanna Sarsyan hakkında verdiği bilgilerden yola çıkarak elimdeki kozlarla oynamaya karar verdim. Eğer başaramazsam buradan sağ çıkamayabilirdim.
Parola lakaplı adamın beni nerede gördüğünü tabiki biliyordum. Sosyal medyada yayılan kaçırılma haberlerimiz ve düğün günümüzde çekilen fotoğraflarımız yüzünden şuan yakalanmanın eşiğinde olduğumu anlıyordum. Yapılan haberlerin başımıza böyle bela olacağını operasyon planlanırken düşünmüştüm, kendimce önlemler almıştım ama erkenden karşıma çıkacağını bilemezdim.
Ohanna Sarsyan böyle bir durumda nasıl davranırdı Neva? Hemen inkâr edersen telaş yaptığını fark ederler, yakalanırsın. Susmaya devam edersen Parola denen şerefsizin cümlelerini haklı çıkarırsın.
"Neden susuyorsun Anna? Konuşsana!" diye bağıran Orhan silahın tetiğini çekip birkaç kez gözdağı vermek istercesine salladığında aklıma Parola'nın söylediklerini çarpıtacak bir fikir gelmişti sonunda.
Ne demişti aptal herif? Seni serbest falan bırakmadılar. Kandırıyorlar. Karşındaki kadın onların tarafında, demişti. Peki kim olduğumu söylemiş miydi? Hayır! Beni nerede, nasıl gördüğünü söylemiş miydi? Hayır!
Kim olduğumu, nerede ve nasıl gördüğünü söylemeden sanki Ohanna Sarsyan olarak devlete yardım ettiğimden bahsedercesine konuşmuştu farkında olmadan. Parola gerizekalısı henüz beni nerede ve nasıl gördüğünü söylememişti ama ilerleyen dakikalarda söylemeyeceği anlamına gelmezdi. Hakkımda bildiklerinin hepsini Orhan'a anlatmadan önce benim onu susturabilecek bir yöntem bulmam gerekirdi.
Sanırım şuan aklıma bir şeyler geliyordu. Zaten gözlerinden anladığım kadarıyla Orhan Akoğlu tam olarak sevdiği kadının Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yardım ettiğini, zamanla değişip onlara çalıştığını ve kendisini kandırdığını sanıyordu. Yani Anna'sı olmayan başka birinin şuan karşısında durduğunu düşünmüyordu. Beni hâlâ sevdiği kadın sanıyordu. Zamanında Fayhaman'ın zorlamalarıyla, aynı yöntemle Yılan'ı kandırmaya çalışmıştım. Orhan Akoğlu'nun şuan neler düşündüğünü az çok tahmin edebiliyordum.
Biliyor musunuz? Bazen mesleğimi çok seviyordum çünkü şimdi olduğu gibi insanların düşüncelerini ve psikolojilerini çözümlememde aşırı derecede yardımcı oluyordu. Bunun için üniversitedeki hocalarıma minnet duyuyordum. Onlar sayesinde çoğu şeyi mantık yürüterek yoluna koymayı başarıyordum. Ayrıca Berrin'in verdiği ajanlık-oyunculuk karışımı eğitimlerin hakkını yiyemezdim. Hepsi inanılmaz işime yarıyordu.
Ağlamadım, aksine daha çok ciddileştim. Olduğum yerde durmayı bırakıp yavaş adımlarla beni izleyen Orhan'a yaklaştım. Sıkı sıkıya kavradığı silahın üzerine iki elimle kapandım, kaşlarını çatarak her hareketimi izleyen Orhan'ın şaşkınlığından faydalanıp metalin soğuk ucunu tam kalbimin üzerine bıraktıktan sonra titreyen ellerimi ellerinin üzerinden sakince geri çektim. "Yirmi bir Şubat 2021." dedim gözlerimi gözlerinden bir saniye bile ayırmadan. "Irak sınırında, baskın yaptığımız karakolun sığınağında seni öpmeden önce söylediğim cümleyi hatırlıyorsun değil mi?" diye sordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
EKSTREM
RomanceAşkın barut kokan hâli... UYARI! → İncelemekte olduğunuz kitap 16 yaş ve üzeri için uygundur. Olumsuz örnek oluşturabilecek unsurlar içermektedir. → Kitaptaki olaylar, mekanlar ve kişiler tamamen hayal ürünüdür. → (Ç)alıntı durumunda yasal işlem b...
