15. Bölüm

32.4K 1.3K 583
                                        

Aşağıya Neva'yla Altay'ı bırakıyorum.

Rica etsem oy vermeyenler gidip ilk bölümden itibaren kitabı oylayabilir mi? Amacım daha çok kişiye ulaşıp çiftimizin uzun soluklu hikayesini duyurabilmek, okutabilmek

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Rica etsem oy vermeyenler gidip ilk bölümden itibaren kitabı oylayabilir mi? Amacım daha çok kişiye ulaşıp çiftimizin uzun soluklu hikayesini duyurabilmek, okutabilmek.

İlk bölümden itibaren kitabımı emeğe saygı kavramının bilincinde oylayan okuyucularıma canı gönülden teşekkür ediyorum. Lütfen onlar üzerlerine alınmasınlar🥰

İyi okumalar :)

•••••••••••••••••••••••••••••••••

☪ 15. BÖLÜM

"Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar..."

Saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdıktan sonra odamdan çıkmak için birkaç adım attım ancak bedenim geriye doğru ahenkle savruldu, açılan kapı bir anda kapandı, korkuyla inip kalkan göğsüm Altay'ın kaslı gövdesine yasladı. Neler oluyordu Allah aşkına? Altay ne yapıyordu? Şaşkınlıktan dilim tutulmuşken dudaklarıma yaslanan dudaklarla nefesim kesildi, elim ayağım boşaldı.

"Gitme..." diye fısıldadı Altay dudaklarımın üzerinde. Sigara kokan nefesi dudaklarıma çarptıkça hücrelerime kadar irkildim. "Hiçbir yere gitme. Hep yanımda kal, hayata bağlanma sebebim ol. Bana yaşamayı öğret görklüm." der demez cevap vermemi beklemeden tekrar dudaklarıma kapandı.

Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilemiyordum. Beni özlem gidermek istermiş gibi öpen Altay'a nasıl bir cevap vereceğimi bilemiyordum çünkü şoktaydım. Yaşadığım duygu karmaşasından delirmek üzereydim. Altay'ın şuan kurduğu cümleler algılama sistemimi çökertmişti. Beni bırakmak istemiyordu, gitmemi istemiyordu, hatta gitmem için açtığı kapıyı kapatmıştı. Yani bizi biz yapmak istiyordu. Sıkı sıkıya bağlandığı düşüncelerinden feragat etmişti. Sonunda pes etmişti, onun yanında kalmamı ve daima birlikte olmamızı istiyordu.

Duyduklarıma, gördüklerime ve hissettiklerime inanamıyordum. Uyanmak istemeyeceğim bir düşün tam ortasına hapsolmuş gibiydim. Altay'ın fikrini değiştirmiş olabilmesini aklım almıyordu, bir türlü idrak edemiyordum.

Dudaklarımdaki baskının etkisi artınca düşünmeyi bıraktım, tutkuyla kollarının arasında eridiğim adamın sarıdan kahverengiye evrilen gözlerideki aşka odaklanmaya çalıştım. Altay beni öyle güzel, öyle zarif, öyle aşk dolu öpüyordu ki... Sanki bir daha asla bırakmacakmış gibi mühürlemişti dudaklarımızı. Yaptığımız kavgayı unutmuş, bütün sinirim toz bulutu gibi dağılıp kaybolmuştu titreyen bedenimin arasında. Hareketsiz bir şekilde kalmıştım, ne yapacağımı bilemediğim için kollarımı zor bela beni saran kollarının üzerine bırakmıştım. Tüm bedenim pelte kıvamına gelmişti adeta. Adlandıramadığım hisler dört bir yanımı kuşatmıştı.

EKSTREMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin