_kitaptozu4 / _makbule4
01:00
GERÇEK, YALANA
SARILINCA
40
"KARIŞIK DOĞRULAR"
Zühre ve Halil'in üzerine oturan ve onları bir türlü birbirine yakıştıramadığım aşk, apaçık ortadaydı yalnız bunu ben de beklemiyordum ve bence alışmam da bu yüzden böyle uzun sürmüştü.
Onları birbirlerine yakıştıramamam, birinin taksici diğerinin de avukat olmasıyla uzaktan yakından ilgisi bile yoktu. Sadece... Sadece Zühre'yi tanıyalı yıllar oluyordu ve hayatında birini görmek alışılmış bir şey değildi. Bu, Aslım'ın bir başkası için Seyit'i terk etmesi, Seyit'in de bunu umursamayıp hayatına bakması gibi bir şey demekti. Hiçbirimiz Zühre'den ve Halil'den böyle ataklar beklemiyorduk. Halil'in şu an ki konumunda başka bir adam olsaydı belki yine bu tepkileri veriyor olamazdık ama işte Halil yakın çevremizden, tanıdığımız biri olunca işler değişiyordu.
Şu an evimizin salonunda kız isteme töreni vardı resmen! Aslım sarı saçlarını at kuyruğu yapmış, beyaz tenine yakışan lacivert bir etek ve ceket takımıyla kendi evinin koltuğuna damadın tarafı gibi yabancı oturmuş, Seyit ise saçma ve ona hiç yakışmayan gri bir takımla evin sahibi gibi kendinden emin bir şekilde Aslım'la aynı kanepeye oturmuş, Halil de aralarında utangaç edasıyla durup gözlerini yerden kaldırmıyordu. Üzerinde siyah bir takım vardı. Gömleği de siyahtı ama kravatı yoktu. Bunu nasıl kabul etmişti de buraya Seyit'e uyarak gelmişti ben de Zühre gibi anlam veremiyordum.
Diğer kanepede oturanlar ise Şahin abi, Zühre'nin anne ve babasıydı. İkizler damadı incelemeyi bir türlü bitiremedikleri için oturdukları tekli koltuklarda keyifli görünüyorlardı. Hatta bence bilerek Halil'i rahatsız etmek için ellerinden geleni yapıyorlardı.
Daha Zühre'nin avukat oluşunu yeni yeni sindirirken bir de üstüne şak diye evlenmesini sindirmem gerekiyordu. Çok işim vardı çok!
Mutfağa döndüğümde, "Kahveler hazır mı?" diye sordum Zühre'ye.
Yüzünü ocaktan kaldırmadan kafasını salladı. Üzerinde beyaz çiçekli buz mavisi saten bir elbise vardı. Kolları balon, bilekten de büzgülüydü. Derli toplu siyah saçlarıyla da topuklularını kombinlemişti. Sade makyajı ise kombinini tamamlamıştı.
"Zühre," dedim fısıldayarak. "Çok mutsuzsun..."
Kahveyi cezveden fincana boşalttığın sırada, "Alakası yok," dedi üzüntü dolu bir sesle. "Üzgün falan değilim. Sadece hiçbir zaman kendi kararlarımı kendimin alamayışını düşünüyorum. Hiçbir suçumun olmamasına rağmen anne ve babamın yüzüne bakamayacağımın saçmalığının bir gerçek olduğunu biliyorum. İstemediğim..." duraksamıştı ama kahveleri hazırlamaya devam ediyordu. "Belki de istediğim ama yalnızca zamanı olmayan bir durumun içine ite kaka düştüğümü düşünüp duruyorum."
"Zühre," dedim üzüntüyle fakat o, konuşmamı bile beklemeden cezveyi lavabonun içine bıraktı ve tepsiyi alarak kapıya ilerledi.
Onu arkadan takip etmek dışında başka seçeneğimin olmadığını bildiğim için sıkıla sıkıla arkasından ilerledim. Ama salona gittiğimizde o daha kahveleri dağıtırken boş koltuklardan birine oturdum. Zühre sıra sıra babasına, annesine, abisine kahveyi verdikten sonra misafirlere geçmişti. Seyit, Halil, derken son olarak da Aslım'a kahvesini verip yanıma kadar oturdu. Kahveleri dağıttığı mutsuz ifadesiyle birlikte durmaya devam ediyor, yüzünü de bir an olsun kaldırmıyordu. Oysa Halil kahvesini alırken hafif gülümsemiş, Zühre'yle göz göze gelemeyince onunla aynı düşüncelerde olmadığını düşünerek suratını asmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İTAAT
RomanceRebena Alerçin, ailesinin ışıltılı ama soğuk dünyasından kaçıp kendi mütevazı hayatını kurmuş genç bir veterinerdir. Ta ki kapısı, annesinin karanlık ortağı Enis Altınday tarafından çalınana kadar. Enis için Rebena, önce sadece stratejik bir satranç...
