12. ATEŞTEN KÖZ

4.4K 308 81
                                        


GERÇEK, YALANA
SARILINCA

12. ATEŞTEN KÖZ





Doğruya sadık olmayan bir adam o kadar iyi olsun ki... Bir gün yüz üstü bırakılıp terk edilince, asıl iyiliğin doğrudan geçtiğini öğreniyordunuz.

Söyleyecek çok şey vardı ama konuşulacak insan yoktu.

"Niye olmaz?" diye bana soruyordu Enis. "Bana niyesini söyle..."

Etrafımızda ne var ne yok bilmiyordum ama karşımda o varken sırtımı yasladığım yerin duvar olduğunu anlayabiliyordum.

"Sen gerçeksin..." dedim sonra. İçimin katran karası olması gerekirken hoş ve yumuşak bir duygu hissediyordum; o da dudaklarımda ve gözlerimde kendini gösteriyordu.

"Ben de yalanım mı diyeceksin?" diye sordu. Nereden geldiğini anlamadığım turuncu bir ışık huzmesi yüzünün bir tarafına çarpıyorken daha önce hiç güzel görünmediği kadar güzel göründüğünü düşünüyordum. Siyah gözleri, renkli dudakları, kirli sakalları ve yumuşak teni...

"Gerçek, yalana sarılmaz," dedim. "Sarılamaz."

"Peki ya sarılırsa?" bana bir adımla yaklaştı. "Gerçek, yalana sarılınca ne olur? Hadi, söyle." Aramızdaki tüm mesafeyi sıfıra indirmesiyle başımı duvara yaslamak zorunda hissettim kendimi. Bakışlarım yine renkli dudaklarına kaymıştı ama sözleriyle gözlerine bakmaktan kendimi alamadım: "Gerçek, yalana sarılırsa ne?"

"Gerçek... Yalana, sarılınca," diye tekrar ettim ancak ihtimallerin yüreğime sığmayışı yüzünden mi yoksa uyanasım olmasından kaynaklı mı bilmem ama sorunun cevabını söyleyemeden üst kirpiklerim alt kirpiklerimden ayrıldığı gibi şömine önündeki kanepede uyuyan Enis Altınday'ı fark ettim. Gözlerimi birkaç kez daha kırpıştırmam sonucunda önce bulanıklık yok oldu sonra her şey belirginleşti. Saçları dağınık olsa bile dudaklarının rüyamdaki gibi renkli olduğu bir gerçekti.

Üstümü yavaşça açıp ayaklarımı yere bıraktığımda saçlarım tek bir tarafıma düşmüş, yüzümün bir tarafı güneşi sevecenlikle karşılamıştı.

Yataktan indiğim gibi yalın ayaklarım beni ona götürdü ve tam baş ucunda durmuş olmam gördüğüm rüyayı sorgulatmıştı.

Bana hiç bu kadar yakın olmamıştı diyemezdim çünkü dün gece önce üzerime çıkmış, sonra da neredeyse dudaklarımız birbirine değecek kadar yakın bir temasın içinde bulunmuştuk. Fakat her iki anında farklı olan bir yanı vardı; dün gece acı hissediyordum, bu sabah hoş bir duyguyla uyanmıştım. Dün gece ne kadar yakınlaştığımızın bir önemi yoktu, bu sabah vardı. Biri güzeldi, diğeri kötü...

Gördüğüm rüyadan sonra doğrusu bizden iki sevgili olur muydu diye düşünüyordum. Gerçek, Yalana sarılsaydı? Sarılabilir miydi?

Saçlarımı sırtıma bıraktıktan sonra yerdeki iki kadehi ve boşalmış şişeyi alıp masanın üzerine bıraktım. Serter dün gece bunları benim ve kendisi için odaya getirmişti ama dün gece uyumadan önce içmek bana ve Enis'e kısmet olmuştu.

Enis'i uyandırmamaya dikkat ederek üzerini örttüğüm sırada başını çevirdiği gibi uykulu gözleri aralandı. "Rebena..." sesi de oldukça kalın ve basıktı.

"Üstü açık uyumuşsun," diyerek battaniyesini geri bıraktım ve doğruldum. "Uyandırmamaya dikkat ettim ama..."

Ayaklarını yere bıraktığında geriye çekilmek zorunda kaldım çünkü başı neredeyse karnıma değecekti.

İTAATBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin