Bölüm On Altı - Ev

14.5K 508 53
                                        

Merhaba 🙌🏾

Nasılsınız?

Ben bu hafta baya hastaydım. Yavaş yavaş iyileşiyorum. Hatta yeni bölüm de yazmayacaktım ama bir kere bilgisayar başına oturunca devamı geldi :)

Seviliyorsunuz 💜

İnstagram; blackmavi.ms

ms

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

~

Benim için hayat hep bir koşuşturmacayla geçmişti. Okula yetişeyim, işe yetişeyim, eve yetişeyim.... Bir yerlere yetişme telaşı içinde olmuştum. Sonra karşıma koca buz dağlarını gözlerine hapseden bir adam çıkmıştı. Onun gözlerine baktığımda benim için zaman ilk defa yavaşlamıştı. O zamana kadar ertelediğimi bilmediğim duygular bir bir ayaklarıma dolanıyordu şimdi. Onunla karşılaşmalarımda ne yapacağımı bilememezliğim de bu nedendendi sanırım.

Ben onun karşısında bocalıyordum belki de ama o hiç fire vermeden nasılsa öyle olmaya devam ediyordu. Bir tek az önce açmıştı kendini bana. Ya da ben mi öyle sanmıştım? Gözlerine bakmıştım onun. Buz dağlarını aşmıştım fakat önümde ucu bucağı görünmeyen, derinliğini bilmediğim bir okyanusla karşılaşmıştım.

"Merhaba Yıldırım Bey."

Onun gözleri benden kopalı bir süre oluyordu. Bense gözlerimi hala onda çekememiştim. Başını dikleştirdi ve gözünü kıstı. Yüzüne yayılan gülümsemesi samimiyetten epeyce uzaktı. Az önce benimle konuşan adam gitmiş yerine bambaşka bir adam gelmişti sanki. Şu anda çok farklıydı. Yaydığı enerji sadece kelimelerine sığmıyordu. Sanki elimi uzatsam olumsuzluğu dikenleri yapmış enerji elime batacak gibi hissediyordum. Yüzünde barındırdığı ifadede bile farklı bir anlam yatıyordu ama ben anlayamamıştım.

"Ferra. Biraz konuşalım."

Kendimi hiç bilmediğim bir okyanusa öylece bırakacakken yine duymuştum onun sesini. Sanki o seslenmeseydi bir transın içerisinde sonsuzluğa dalacaktım. Bana iyilik mi yapmıştı yoksa kötülük mü karar veremiyordum.

Gözlerimi Asif'ten çekip kalbimde kırgınlığını sürdüren adama döndüm. Yıldırım Bey Asif'e yandan bir bakış atıp bana yaklaştı ve kolumdan tuttuğu gibi beni hastaneye girdirdi. Bu süreçte ağzımı açıp hiçbir şey söylemedim. Daha doğrusu söyleyemedim çünkü kendi iç hesaplaşmamla cebelleşiyordum.

Kendimi Asif'e bıraksaydım ne olacaktı? Asıl soru gerçekten bunu yapacak mıydım? Sonra ne olacaktı peki? Tüm sorunlarım toz pembe bulutlarla kaplanmayacaktı ya! Aklımı başıma almam gerekiyordu. Bırakamayacağım sorumluluklarım vardı. Kendi yaşantımı idame ettirmem gerekiyordu. Bununla birlikte annem vardı.

"O adamla ne işin vardı senin? Nereden tanıyorsun onu?"

Ve gerçek hayata döndüm. Asansörün yanında merdivenlere açılan kapının önündeydik. Beni buraya sürükledikten hemen sonra kolumu bırakmıştı. Ona umutla bakan çocuk tarafım her defasında hayal kırıklığına uğruyordu ve yine de umut etmekten kendini alıkoyamıyordu.

MEFTUNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin