Bölüm Otuz Altı

8.5K 312 41
                                        

Merhaba nasılsınız?

Tatilin hakkını vererek asla bir dakikamı boş bırakmamaya çalışıyorum ve tabi bir boşluk bulduğumda Meftun için yeni bölüm yazıyorum :D Sizin tatiliniz nasıl geçiyor bakalım?

Yorum yapmayı unutmayın lütfen!!!

İnstagram; blackmavi.ms

Keyifli okumalar ^^

Seviliyorsunuz 💜

Seviliyorsunuz 💜

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

.

Aklımda kimse yokken, Asif'in uzandığı koltuğun önünde dizlerimin üzerine çökmüş öylece onu izliyorken, akşama yakın bir vakitte abim aramıştı. Aramasını yanıtlamamıştım. Sadece mesaj atarak bu gece eve gelmeyeceğimi yazmıştım. Nedenini belirtmeye gerek duymadım.

Gecenin karanlığı salonun köşesine konulmuş ayaklı lambanın loş ışığının yayılmasına izin vermiyordu. Uyuyamıyordum. Zamanla alıp veremediğim yoktu ama bir süre sonra gözlerimi telefonun ekranındaki saatten çekemez oldum. Zaman, bana inat eder gibi hızla geçiyordu.

Elimi sımsıkı tutan adam sessizliğin içinde sayıkladı. Annesini istedi. Öyle yalvarır çıkmıştı ki sesi bir an neye uğradığımı şaşırdım. Geriye gidip baksan; dağ gibi dimdik, yıkılmaz bir adam görürsün Asif'i ama yaklaşıp baktığında annesini kaybettiği o yaşta kalan bir çocuk olduğunu fark edersin.

Ne yazık! Zaman, senin ne olacağına bakmadan alıyor kalbine koyduklarını. Seni yaralıyor. Ve sonra o yaraları kendisi açmamış gibi sana yara bandı oluyor, ilaç oluyor, şifa oluyor. Yaradan iz bıraktırıyor ama aynı zamanda iyileştiriyor.

Asif'in kapalı göz kapaklarının arasından gözyaşları sızdı. O yaşları görmem yetti ağlamam için. Başparmağımla akan yaşı sildim. Saçlarını okşarken kulağına eğilerek kendimi hatırlattım.

"Ben buradayım Asif. Ben buradayım."

Elimi sıkan parmakları gevşedi. Nefes alış verişleri düzene girdi. Rahatladığını anladım. Yumuşak, dalgalı saçlarını sevmeyi bırakmadım. Gözlerim gevşemiş yüzünde gezindi. Aramızda birkaç santim kalana dek yüzüne eğildiğimi ancak fark edebilmiştim. Dudaklarım elmacık kemiğine değdi değecekken kendimi geri çektim.

Elimi tutan eli gevşese de bırakmamıştı. Ben de oturduğum yerden kalkmadım. Gün doğana dek yanında kaldım. Rahatça uyuyabilmesi için yapabileceğim tek şey bu olmuştu.

Zihnimi meşgul eden her şeyden kaçmaya çalışıyordum ama düşüncelerimden oluşan bataklıklar ayaklarıma akıyordu. Bir kez o bataklığa battığımda hayattan soyutlanıyordum ve kendi kendime bundan nasıl kurtulurum hala bilmiyordum.

Ben hala duygu ve düşüncelerimi kontrol edemiyorken Asif çoktan profesyonel olmuştu. Dün net bir şekilde şahit olmuştum. Acısını kimseye göstermiyordu. Sadece acısını da değil, hiçbir duyguyu yansıtmıyordu yüzü. Bana göstermiş miydi yoksa ben mi görmüştüm bilmiyorum ama ben görmüştüm.

MEFTUNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin