Merhaba, nasılsınız?
Keyifli okumalar ^^
Sevgilerle 💜
İnstagram; blackmavi.ms
.
Her şey bir anda olup bitti. Yamaç, ailesi ve arkadaşları Neva, Levent ve Asif ile birlikte geldi. Asif'le sadece karşılamada konuşabilmiştik. Sonra onlar oturup Sena'nın ailesiyle konuştular. Biz ise mutfakta onlara kahve yaptık. Sena kahveleri ikram etti ve sonrasında benim yanımdaki sandalyeye oturdu.
Asif'le bakışırken arada gözlerim, gözlerini Sena'dan ayıramayan Yamaç'a kayıyordu. Sena'nın güzelliğine kapıldığı çok belliydi. Arkadaşımı gören herkes böyle olurdu zaten. Yani onun davranışı olağan dışı değildi bana göre. Olağan dışı olan Yamaç'ın Sena'yı evliliğe zorlamasıydı. Böyle olmasa da onu sevseydi, Sena'nın ona aşık olmasını bekleseydi her şey çok daha güzel olabilirdi. Üstelik bu zor bir şey de değildi. Biricik arkadaşımın kalbini çelmek kolaydı. Sadece biraz çabaya bakardı.
İsteme bitti, yüzükler takıldı ve güzel temennilerden söz edildi. Senaların geleneği gereği yüzükler takıldıktan sonra gül şerbeti dağıtıldı. Amaç yüzük takılan çiftin ağızlarının tadı bozulmadan birlikte güzel bir ömür yaşamalarıydı. Herkes içerken benim şerbetim elimde kaldı. Kimse fark etmeden kaldıracaktım çünkü ben buna inanmıyordum. Onlar birbirini seven bir çift değillerdi ki böyle güzel dilekleri olmazdı.
Başparmağım kısa bardağın dar ağzında gidip gelirken bakışlarım da kırmızı sudaydı. Yanıma birinin geldiğini hissederek başımı kaldırdım. Asif bulduğu ilk fırsatı kullanarak yanımdaydı.
"Merhaba."
Bakışları bende çok kısa kaldı. Yüzünde tatlı bir gülümseme varken başını çevirip yan yana oturan çifte döndü. Bakışlarım onda kaldı. Yüzümde ister istemez bir gülümseme oluşmuştu. Bir yanlış anlaşılma olmasın diye ben de önüme döndüm çabucak.
"Merhaba."
Onun gibi kısık sesle konuştum. Onu yanımda hissetmek kalbimin şelalelerini coşturmuştu. Bu kadar yakın olmasına rağmen dokunamamak bir tuhaf hissettirdi. İçimde durmadan ona uzanan eller vardı fakat ben hareket dahi edemiyordum. Kendi kendime engel oldum. Elimde olsa onu kaburgalarımın içine hapsederdim. Bir tek benim şehrimde yaşasın isterdim. Onu öyle çok seviyordum ki bir an Asif'i böyle çok sevmek beni korkuttu.
"Çok güzelsin."
Beklenmedik bir anda söylediği bu iki kelimeyle, içimdeki kargaşanın karşısında durmuş bana bakarken buldum onu. Elinde henüz içmediği şerbeti gözlerimin göreceği bir alana kaldırdı. Bakışlarım tekrar onun mavilerine tırmandığı sırada, gözlerimin içine baka baka içti şerbeti. İçimde birbirine girmiş ne kadar duygu ve düşünce varsa ayrıştı, sessizleşti. Dilimde hissettiğim tatlılıkla elimdeki şerbeti içtiğimi ancak fark edebildim.
İşte bu Asif'in büyüsüydü. Susuyor, susuyor ve öyle bir anda konuşuydu ki ben ona kapılmadan edemiyordum. Onun büyüsünün mavi tozları etrafımı sarıyor ve o hariç bir kimseyi görmemi engelliyordu.
Herkes eski yerine yerleşti. Asif benden ayrıldı. Tek fark Sena'nın sandalyesinin Yamaç'ınkinin yanına çekilmesiydi. Arkadaşımı bir süre de öyle izledim. Fotoğraflarının çekildiği anlar haricinde gülümsememişti. Onlara uzaktan bakıldığında gerçekten yakışıyorlardı ama durumun vahametini bildiğim için bu yakıştırmayı yapamıyordum.
Ve zaman geçti, büyüklerin sohbeti son buldu, güzel temenniler sürerken yeniden görüşmeye söz verilerek vedalar edildi. Gidecek olanları uğurladık. Asif'e sadece el sallayabilmiştim. O ise bana tebessümle karşılık vermişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEFTUN
General FictionSevmekten korkan Ferra, sevmemesi gereken bir adama aşık oldu. MEFTUN Büyülenmişçesine tutkun, vurgun olan, aşık
