Bölüm Dokuz - Tutunmak

21.2K 686 23
                                        

Merhaba

Nasılsınız?

Umarım hayatınızda her şey hep yolunda olur!

İnstagram; blackmavi.ms

Seviliyorsunuz 💜

Seviliyorsunuz 💜

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

~

Saç diplerimden tırnaklarıma kadar sızlıyordum. Atacağım adımlar ne kadar sağlam olurdu meçhul. Yüreğim sessiz çığlıkları barındıran gözyaşlarına boğulmuştu. Uçsuz bucaksız kara göğün altında eziliyordum sanki. Aldığım nefesler göğsüme batıyordu.

Onun sesini duydum, gözlerim gözleriyle buluştu. Yüreğimde ağıt duruldu. Nefes aldım. Fakat, tüm bunlar ondan kaçma isteğimi bastıramadı. Keşke diye sayıkladı zihnim. Keşke onu hiç görmeseydim.

"İyi misin?"

Aramızda metreler varken santimler kalmıştı. Ne zaman yanı başımda bitmişti anlayamamıştım. Oysa gözlerim ondaydı. Onun geceyle koyulaşan gözlerinden bir an olsun çekememiştim gözlerimi.

Aldığım kesik nefes ciğerlerimde ince bir sızı oluşturdu. Sorduğu soruya yanıt vermek istiyordum. Ona iyi olduğumu söylemek istiyordum ama sanki dudaklarımı aralasam yine karşısında ağlayacakmışım gibi hissediyordum ve bu isteyeceğim son şey bile değildi. Onun karşısında daha fazla zayıf görünmek istemiyordum.

Başımı usulca salladım ve gözlerimi gözlerinden çekmeyi başarabildim sonunda. Ciğerlerime çektiğim nefes vücuduma ağır gelirken bir yere oturma isteğim her dakika artıyordu. Ona tek kelime etmeden yanından geçtim.

Attığım adımlarım boşluğaydı sanki. Bir an yer altımdan kaydı ve başım döndü. Düşecek gibi olduğum anda ellerim tutunacak bir yer aradı. Onun güçlü parmakları omuzlarımdan kavradı beni. Ellerim refleksle onun kollarına tutundu. Beni tutan parmakların kime ait olduğunu biliyordum, bakmama gerek yoktu.

"Ferra?"

İsmimi fısıldadı kulağıma. Sıcak bir yaz gününde esen ılık, tatlı bir meltem gibiydi nefesi. Bana çok yakın olmasına rağmen çok uzaklardan işitmiştim sesini.

"Biri buraya baksın!"

Başımı kaldırıp ona baktım. Gözlerim açıktı. Bayılmamıştım. Görebiliyordum ama idrak kabiliyetimi kaybetmiştim. Etrafıma yaklaşan kalabalığı görmezden gelerek kendimi dinledim. Nefes alış verişlerim sakindi. Ağzımın içi kuru bir çöl gibiydi. Kalbim alabildiğine hızlı atıyordu.

Ayaklarım yerden kesildiğinde iç çektim. Buz mavisi gözler gözlerimi bulduğunda buğulu gözlerimden taşan gözyaşlarına şahit oldu. Kaşları çatıldı. Neden bu halde olduğumu sorgularcasına baktı yüzüme. Bir şey demedim. Diyemedim.

Ne kadar da saçmaydı şu anki halimiz. Birbirimizi göreli, isimlerimizi öğreneli, tanışalı kaç gün oluyordu şunun şurasında? O, aksi gibi her defasında gözyaşlarıma şahit olmuştu. Hep aynı soruyu sormuştu bana.

MEFTUNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin