Merhaba Bu defa sizlere nasıl olduğunuzu soramıyorum çünkü biliyorum ki hepimizin yüreğinde aynı acı var.
Korkudan zangır zangır titrediğim o geceyi asla unutmayacağım.
Yaşadığımız depremin üzerinden koskoca 12 gün geçti. Baktığında koskoca ama bana sorsanız 12 saniye sanki. Zaman o kadar hızlı aktı ki... Bazen daha yavaş aksın diye yalvardım bazense hemen geçsin istedim. Enkazın başında çaresizce beklemek, sağ çıkanlara bir yardımımız dokunur diye koşmak, kaybettiklerimize hepberaber ağlamak... Dostlarımızla ilk birkaç gün hiç uyuyamadık. Sonra ben bir ara arabada yorgunluktan bayılmışım. Sonrasında yine uykusuz geçen geceler... Az önce depremden sonra kuzenlerimle, kardeşlerimle, dostlarımla çekildiğimiz fotoğraflara baktım. Bu süreçte hepimiz birbirimize destek verdik. Zoraki tebessümlerimizde gizli korkuyu ve üzüntüyü gözlerimizde rahatlıkla gördüm.
Tüm yüreğimle diliyorum ki bir daha böyle bir felaketi yaşamayız 🙏🏾
Bu bölümü yaşadıklarımın izini biraz olsun silebilmek için yazdım. Bana göre hepimizin kafasını dağıtmaya ihtiyacı var. Yaralarımızı sadece bağış yaparak ya da gönüllü çalışarak saramayız. Hepsi bir yere kadar. Bu anlarda psikolojimizi sağlam tutmak çok zorlaşıyor. Size ne iyi geliyorsa onu yapmanızı tavsiye ediyorum. Mesela ben öğrencilerimi aksatmak istemiyorum. Verdiğim özel derslerime onlinedan devam ediyorum ve yazı yazıyorum, ablam sessizliğin içinde bahçede kitap okumayı tercih ediyor, kardeşim arkadaşlarıyla telefonla saatlerce konuşuyor, kuzenimin biri deli gibi spor yapıyor, bir diğeri belgesel izliyor...
Ne yazdığımı tam bilmiyorum. Depremden önce yazmıştım. Umarım bu bölüm size de iyi gelir çünkü ben sırf bu yüzden yazdım. Biraz da olsa moral olsun diye.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
.
Rezidanstan çıktığımda soğuk hava bir kez daha hatırlattı kendini bana. Ellerimle kollarımı sıvazladım. Üşüyüvermiştim. Bir tek telefonum vardı yanımda. Şimdilerde evden hiçbir şey almadan çıktığım için pişmandım. Sena'ya gitmek istiyordum ama neyle gidecektim?
"Ferra Hanım?"
Soğuk rüzgarla yüzüme savrulan saçlarımı bir kenara iterek bana seslenen genç adama döndüm. Abimlerin şoförü Engin'di bu. Onu gördüğüme bu kadar sevineceğim hiç aklıma gelmezdi.
"Beni Yıldırım Bey gönderdi. İstediğiniz yere sizi bırakmam için."
Eliyle arkasındaki bilindik markalardan birinin siyah rengine sahip arabayı işaret etti. Başımı onaylarcasına sallayıp arabaya yürüdüm. Sıcak bir yer arayan bedenim titriyordu. Bir an önce arabaya atmak istiyordum kendimi. Engin benden hızlı davranarak kapımı açtı. Hoşnut olmasam da bir şey demeyerek arabaya bindim. Kapım kapandığında sıcaklık bedenimi mayıştırdı.
Engin arabaya bindiğinde Senaların evinin adresini verdim ve hareket eden arabayla dışarıyı seyre daldım. Şu zamanda her şeyin en iyisine sahiptim. Yine de eski yaşantımı özlüyor ve istiyordum. Çünkü orada sevgi, neşe, hayat vardı. O zamanda anneciğim vardı.