Ben çok da iyi değilim açıkçası. Kedi annesi olarak yavru kedilerimizden biri çok hasta. Onunla ilgileniyorum ama durumu ciddi. Duaların gücüne çok inanıyorum. Lütfen onun için dua edin.
Umarım beğenirsiniz.
Yorum yapmayı unutmayın lütfen!!!
İnstagram; blackmavi.ms
Seviliyorsunuz 💜
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
~
Antrede kabanımı alan genç kadına annemin evde olup olmadığını sorduğumda ben gelmeden bir süre önce çıktığını ama o adamın evde olduğuna dair yanıtını almıştım. Aldığım yanıtla gülümseyen dudaklarım asıldı. Oysaki annemi görmek için en hızlı şekilde gelmiştim ve yine görememiştim. En azından sesini duyarım diye aramıştım ama aramama da yanıt vermemişti.
"Hoş geldin kızım," Bana hitabı kulağımı tırmaladı. Başımı kaldırıp bana seslenen adama baktım. Üzerinde gri jilet takımı, elleri ceplerinde karşımdaydı. "Ben de seni bekliyordum. Üzerini değiştir birlikte şirkete geçeceğiz. Dün için tolerans tanımış olmam seni yanıltmasın. Bekliyorum."
Hep oturduğu tekli koltuğa geçip oturdu. Baştan ayağa beni süzdükten sonra eliyle merdivenleri işaret etti. Gözlerimi devirip merdivenlere yöneldim. Moralimin bozukluğu üzerine onun saçma konuşmalarını dinlemek istemediğim ve biraz olsun kafam dağılır düşüncesiyle onunla gidecektim. Annem gelene kadar oyalanacak bir şeyler bulurdum belki.
Odaya girip lavaboya geçtim ve elimi yüzümü yıkadım. Odaya tekrar girip üzerimi değiştirdim. Haki renk takımı, içine siyah balıkçı yaka ince kazağımı, siyah botlarımı giyip aşağı indim. Giydiğim kıyafetleri annemin aldığına emindim. Hepsi annemin zevkiydi.
O adam beni gördüğünde ayağa kalktı ve birlikte çıkışa ilerledik. Yardımcı kadınlardan biri elindeki kabanları bize uzattığında elime almakla yetindim. Hava soğuktu. Üzerimdeki ceket soğuğu içime geçirirdi. Ben de biraz üşümek istiyordum.
Aklım hala annemdeydi. Bu ev bize iyi gelmemişti. Evimizde olsaydık dizinin dibinden ayrılmazdım fakat şimdi yüzünü bile göremiyordum. Çok huzursuzdum. İçimde bir sıkıntı vardı. Bu sıkıntıyı kötüye yormak da istemiyordum. Kötü düşünürsem kötü olurdu.
Yanında ilerlediğim adamın arabasının açık olan kapısından geçip arabaya bindim. O da bindiğinde koruması olduğunu düşündüğüm kişi koltuğuna geçti ve şoför arabayı harekete geçirdi.
"Bunlar senin."
Bana uzattığı şeyi elime aldım. Emrivaki bir verişti bu daha doğrusu. Deri kaplama kartlıktı elimde tuttuğum. Kapağını kaldırdığımda iki kapağa yerleştirilmiş iki ayrı kartı gördüm. Birinin üzerinde sınırsız kelimesinin ingilizcesi altın yaldızla işlenmişti. Diğerinin kenarları mat gümüş işlemeli, ortasında miğferli bir adamın kafası vardı ve her iki kartın üzerinde de adım vardı. Fakat soyadım yanlış yazılmıştı. Güldüm.