Merhaba nasılsınız?
Bu bölüm hep birlikte ağlıyoruz. Hazır mısınız?
Yorum yapmayı unutmayın lütfen!!!
İnstagram; blackmavi.ms
Keyifli okumalar ^^
Seviliyorsunuz 💜
~
Sena ve Levent ile sohbetimiz günlük yaşantımızdan sürdü, Yamaç'ın gelişiyle sonlandı. İkisi de aynı anda kalktılar. Sena'nın onun yanında hala gerildiğini fark etmiştim. Çözemedikleri vardı. Görebiliyordum.
Yamaç'ın gözleri bir an olsun Sena'dan ayrılmıyordu. Sena ise ona hiç bakmamıştı. Fakat bu arkadaşımın genel özelliklerinden biriydi. Onun inancında günahlar vardı. Bilerek yapmıyordu. İnancının ona vermiş olduğu bir alışkanlıktı. En azından bana öyle demişti.
Onları çıkışa kadar geçirdim. Sena'nın koluna girmiştim. Yamaç'ın bana hoşnutsuz bakışlarını da yakalamıştım. Levent ve Yamaç bizden bir adım önde yürüdüler. Aslında amacım Sena'yı benden alamayacağını göstermekti ve bunun için çocukça bir yöntem kullanmıştım.
Sena ile vedamız birbirimize sıkıca sarılarak, Sena'nın yarın da geleceği sözünü vermesiyle sonlandı. Levent'e de dikkatli gitmesi temennisini bulunduktan sonra yanlarından ayrıldım. O adamın da gitme vakti yaklaşıyordu.
Sonunda anneciğimle baş başa kalabilecektim. Birkaç akşamdır konumuz Asif'ti. Annem ondan bahsetmemi istemişti ve ben de onun hakkında bildiklerimi anlatmıştım. Konuşmaya devam edip etmediğimize kadar her şeyi sormuştu. Birlikte kaldığımız ilk anda sorduğu ilk soru onunla konuşup konuşmadığımdı. Ne düşündüğünü, neden sorduğunu anlayamıyordum.
Kapıları iki yana açılan asansöre bindim. Annemin odasının bulunduğu kata dokunduğumda kapılar kapandı. Bu saatlerde asansör bomboş oluyordu. Sessizliğin içinde ince bir melodi eşliğinde yukarı çıktım.
Annem sonunda kalbimi verecek birini bulduğum için mutlu olduğunu açıkça dile getirmişti. Yaşadığı onca kötü ana rağmen kalbini verdiği adamı sevmeye nasıl devam edebilmişti? Bunu ona hiç soramadım. Sevmek yetiyor muydu gerçekten? O kadının yeniden geldiğini bilseydi o adama duyduğu sevgide bir değişiklik olur muydu? Ya da Yıldırım Beyi biliyor muydu? Ebru Hanımı?
Annemle onlar hakkında hiç konuşmadık. Muhtemeldir ki en çok ben konuşmaktan kaçınmıştım. Hala kabullenmekte zorlandığım bir abim vardı. Oysa beni çabucak kabul etmişti. Başta verdiği tepkiye rağmen. Ya da bana acıyordu. Kim bilir.
Asansörün kapıları iki yana açıldığında çıktım ve koridor boyu yürüdüm. Zihnimde canlılığını koruyan o kadını yeniden burada göreceğim diye korkuyordum hala. Tedirginliğim annemin odasına girene kadar devam ediyordu. Koridorda değil de annemin odasında görürüm diye ödüm kopuyordu.
Odanın kapısının önünde soluklandım. Böyle bir şey olmayacağının telkininde bulundum kendime ve kapıyı çalarak içeri girdim. Gözlerim odada dolandı. Annem ve o adam dışında kimse yoktu.
"Hoş geldin canımın içi."
Annemin bana seslenmesiyle ona dönüp gülümsedim. Kapıyı ardımdan kapatarak anneme adımladım ve elini tuttum. Yüzünde yorgunluğunu gizleyemediği bir gülümseme vardı. Gözlerini kısıktı.
"Nasılsın anneciğim?"
Bu soruyu muhakkak sorar ve ondan iyi olduğu yanıtını almak için can kulağıyla dinlerdim onu. Tek bir nefes hareketini kaçırmadan. Söylemedi. Gülümsemeye devam ederek gözlerini kapatıp açmakla yetindi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEFTUN
Fiksi UmumSevmekten korkan Ferra, sevmemesi gereken bir adama aşık oldu. MEFTUN Büyülenmişçesine tutkun, vurgun olan, aşık
