Merhaba, nasılsınız?
Finale biraz daha yakınız şimdi
Keyifli okumalar ^^
Sevgilerle 💜
İnstagram; blackmavi.ms
.
Gözlerimi araladığımda yalnızdım. Uzandığım yerde doğrulup etrafa bakındım. Gözlerim Asif'i aradı ama bulamadı. Güneşin koca salonun ortasına doğru uzanan ışığı ve ben, birlikte yalnızdık. Gün ışığı onun gözlerini anımsatan tabloya vuruyordu. Bir süre o tablodan gözlerimi alamadım.
Fark ettim ki mavi benim en sevdiğim renk olmuş. Çünkü ne zaman mavi dense koca dünyanın iki ucuna atılmış buzullar, kendine zor sığan okyanuslar, uçsuz bucaksız gökyüzü ve tüm bunları gözlerine hapseden Asif aklıma geliyor.
Polar battaniyenin üzerimde olduğunu ayaklandığımda ayaklarımın ucuna düşmesiyle fark etmiştim. Battaniyeyi katlayıp koltuğun üzerine bıraktıktan sonra salondan çıktım. Baktığım ilk yer mutfak olmuştu ve Asif oradaydı.
Üzerinde ince bir tişört ve siyah eşofman vardı. Geniş sırtı bana dönük olduğu için varlığımı fark etmemişti. Ne yaptığını görmesem de onu izleme kararı almıştım. Başının üzerindeki dolaptan iki tabak çıkardığı sırada kahve makinesinden ses geldi. Başını refleksle makineye çevirdiğinde saçları ahenkle kıpırdandı. Dalgalı saçları ensesine doğru indikçe kısalıyordu. Parmak uçlarım kumral saçlarına dokunmak için inceden sızladı.
Tabaklara koyduğu tostlarla masaya döndüğü sırada gözleri benim gözlerimle çarpıştı. Onu görmek, varlığını bilmek güzel hissettiriyordu. Gülümsedi. Bana bakışlarında onu gülümsetmek biraz zaman almıştı. Şimdiyse her göz göze gelişimizde bana gülümsüyordu. Bu güzel hissettiriyordu. Onunla olan her şey güzel hissettiriyordu.
"Kahvaltıda pek iyi değilimdir. Hatta genelde kahvaltı yapmam."
Kahve makinesine dönüş yaptı. Bir yandan benimle konuşuyor, diğer yandan kupalara kahve koyuyordu. Adımımı mutfağa attığım sırada kapı çaldı. Duraksadım. Konuşması yarım kaldı. Asif dönüp bana baktı. Gözlerim saat ararken etrafı gezindi ama bulamadım. Saat kaçtı? O adamdan bu sabah gelmesini istemiştim ama tam zamanını söylememiştim. Gelmiş miydi?
"Kim bu saatte?"
Yüzü kasılarak kaşları çatılmıştı. Gözlerimin önünde bir anda eski haline dönüşünü izledim. Onu ilk gördüğüm anda gördüğüm adamla aynı oluvermişti. Buz kalıbı kadar sert ve soğuk. Sorusu öylesine ortaya atılmış bir şeydi. Cevap beklemedi ve ben de vermedim. Yanımdan geçerek kapıya adımladı. Kapıyı açarken onun hemen arkasındaydım. Kapının önünde duran kır saçlı bir adamdı.
"Dede?"
"Oğlum."
Yaşlı adamın yüzünde keyifli bir gülümseme varken Asif'i kollarından tuttu. Beni henüz fark etmemiş adamın yüzünü inceledim. Asif'ten on santim kadar kısa ve ince yapılıydı. İnce telli uzun saçlarını geriye taramıştı. Alın çizgileri ve hafif çıkmış sakallarıyla altmışlı yaşlarının başında olduğunu söyleyebilirdim. Ve Asif'in dedesiydi. Asif'in büyükbabasını tanıyordum ve bu kesinlikle karşımdaki adam değildi ki Asif de 'dede' demişti zaten. Yani, annesinin babası mı?
"Bu hanım kızımız da kim?"
Bakışları bana kaydı. Olduğum yerde dikleştim. Yüzüme tereddüdümün yansıdığını biliyordum. Bakışlarım Asif'in dedesi ve Asif arasında gidip gelirken gülümsedim. Ona ben değil, Asif yanıt vermeli diye düşündüğüm için sessiz kaldım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEFTUN
General FictionSevmekten korkan Ferra, sevmemesi gereken bir adama aşık oldu. MEFTUN Büyülenmişçesine tutkun, vurgun olan, aşık
