Bölüm Dört - Hastahane

25.8K 824 18
                                        

Merhabaa yine ben geldim :)

Nasılsınız bakalım?

İnstagramdan beni takip etmeyi unutmayın! İnstagram; blackmavi.ms

Umarım hayatınızda her şey yolundadır!

Seviliyorsunuz 💜

~Sabah erkenden kalkmış, Sena ile birlikte çok güzel bir kahvaltı hazırlamıştık

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

~

Sabah erkenden kalkmış, Sena ile birlikte çok güzel bir kahvaltı hazırlamıştık. O da bugün izin alarak yanımda olmak istemişti. Geri çevirmemiş hatta yanımda olacağı için mutlu olmuştum. Sena'yı yanımda hissetmek her zaman iyi gelirdi bana. Şu an da olduğu gibi.

"Hadi Canoşumuzu uyandır da birlikte kahvaltı yapalım," Masadaki gözleri ince bileğini saran siyah, deri kayışlara sahip saatine çevrildi. "Çıkmamıza çok bir vakit kalmadı."

Onu sessizce onaylayarak mutfaktan çıktım. Bu kahvaltı belki de hepbirlikte yapacağımız son kahvaltıydı. Tedavi süreci nasıl olacak, ne yeyip ne içecek, ona ayakuydurabilecek miyim bilmiyordum.

Usulca girdim annemin odasına. Sık nefes alışlarıyla uyuyan annemin yanına ulaşıp yatağındaki boşluğa oturdum. Bir süre uzun kirpiklerinin gölge yaptığı pürüzsüz yüzünü izledim. İzledikçe gözlerim doldu. Titreyen ellerimi kaldırıp ipek saçlarını sevdim.
Dokunuşum onu huylandırmış olacak ki kıpırdandı. Hareketiyle birlikte inlemesi de bir olmuştu. Telaşla çektim elimi güzelim saçlarından. Kalbimde ona ait ne kadar sevgi varsa hepsi elime toplanmıştı oysa. İnsan severken de incitebiliyormuş meğer.

Parmaklarım kalın kazağımın eteklerini sıkarken derin bir nefes alıp kuruluktan çatlayan  dudaklarımı ıslattım. Bir süre bekledikten sonra ancak aralayabilmiştim. Sonra sesim titrek çıkar korkusuyla yeniden kapatıp boğazımı temizledim.

"Anneciğim."

Tek seslenişimde solgun gözleri aralandı. Oysa o hiç böyle bakmazdı. Hep hayat dolu ışıldardı gözleri. Onu böyle gördükçe derin bir acı fırtınasıyla kasıp kavruluyordu yüreğim. Günlerce ağlasam da dinmeyecekmiş gibiydi bu acı. Haykırsam kimse duymayacakmış gibi.
Kimim kimsem olmasaydı, ne yapardım kim bilir? Gerçi, annemden sonra Sena'dan başka kimsem yoktu. Sadece birkaç tanıdıkla doluydu etrafım.

"Günaydın kuzum."

Annemin yumuşak avuçiçi yanağımla buluştuğunda şefkatle okşadı. Yanağımı avuçiçine bastırarak sevgisinde, şefkatinde, merhametinde kaybolmak istedim. Parmak uçlarında barındırdığı tüm güzel hisler yüreğime bir bir damladı. O damlalar yüreğimde tohumlanan sevgiye can suyu olmuş, çiçek açtırmıştı.

"Kahvaltı hazır. Ardından çıkmamız gerekiyor anneciğim."

Başını sallayıp yattığı yerden dikleşti. Her bir hareketinde çektiği acıyı bana belli etmemek için yüzü şekilden şekle girmişti.

Kendime defalarca kez soruyordum. Nasıl olur da fark edememiştim? İşinden kaynaklı olduğunu zannetmiştim. Soğuk havanın etkilediğini düşünmüştüm. Her şey aklıma gelmişti ama bu hastalık...

MEFTUNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin