Bölüm On Dört - Kalp

17.3K 585 61
                                        

Merhaba 🙌🏾

Açık konuşmak gerekirse istediğim etkileşimi alamadığım için MEFTUN'a bölüm yazmayı bırakıyordum ta ki çok sevdiğim biri okuyana dek.

Bu bölüm çok sevgili __okuyan94__ ithafen yazılmıştır 💜 

ps. kapak için teşekkür ederim 💜 💜

 kapak için teşekkür ederim 💜 💜

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

İnstagram; blackmavi.ms

~

Az önce kalktığım sandalyeye yeniden oturdum. Levent ile bir süre, kahvelerimiz gelene kadar konuşmadık. Bu süre zarfında ona artık nasıl hitap edeceğimin kararını vermem gerektiğini düşündüm fakat bir karara varamadım. Ona 'Levent' demek onun farklı düşünmesine sebebiyet verebilirdi. Daha önce bana karşı tavırlarından az çok anlıyordum ilgisini çektiğimi. 'Levent Bey' diye hitap etmekse çok resmiydi. O benim patronum değildi artık. Hiçbir şeyim değildi gerçi.

"Ben ağzında gümüş kaşıkla doğanlardanım Ferra. Para benim için her zaman değersiz bir araçtı. Üniversiteyi bitirdikten sonra babam işlerin başında olmamı istedi ama ben reddettim. Neden kendimi strese sokup, soluksuz çalışayım ki diye düşünürdüm. Anlamsızdı."

Konuşmaya başlaması gibi kesmesi de bir anda olmuştu. Soluklandı. Konuşmaya başladığı andan itibaren ben ona bakarken onun gözleri ya göğün rengini alan boğazda ya da önündeki kahvedeydi. Bana hiç bakmamıştı. Ne anlattığını da neden anlattığını da anlayamamıştım.

"Babam baktı ki ben ona göre akıllanmıyorum, ortak olduğu okulun önce idari işlerine verdi beni. Bir süre sonra da anaokuluna müdür yaptı. Çalıştığım süre boyunca işimi çok da umursamadım. Ta ki sen gelene kadar. Açık konuşmak gerekirse çocukları çok sevmem ama sen sevmeme neden oldun. Çocuklarla gülüp eğlenmen, onlarla oyun oynaman... Seni ne zaman öyle görsem çok, çok başkaydın sen. Koşuştururken yüzüne savrulan güneşten parlayan saçların, gözlerini ışıtan gülümsemenle çok güzeldin. Başta fark edemedim fakat zaman geçtikçe anladım ki ben sana aşık olmuştum Ferra. Sen beni hiç görmedin. Ben ise gözümü senden alamadım."

Gözleri son cümlesiyle birlikte benim gözlerimi buldu. Parmaklarımla kavradığım kahve kupasını öyle sıkı tutuyordum ki elim yandı. Şaşkınlığın verdiği tepkisizlik acı hissini bastırmıştı. Neden şaşırıyordum ki ona da anlam veremiyordum. Ben zaten az çok sezmiştim.

Yine de onun ağzından duymak kalbim korkuyla çarptırdı. Daha önce de yaşamıştım bu hissi. Lise zamanında ve hatta üniversitede de olmuştu. Ne zaman bir erkek bana olan hislerinden bahsedecek olsa böyle olurdum. Kalbim büyük bir şiddetle çarpardı. İçimde uçsuz bucaksız bozkırda uçan kuşu alıp kafese tıkacaklarmış gibi hissederdim. Kaçma isteğim beni olduğum yerden uzaklaşmaya iterdi.

Ama bu sefer yapamıyordum. Ne bir kelime çıkıyordu dudaklarım arasından ne de hareket edebiliyordum. Karşımda parıldayan gözlerin ardında hüznü barındıran adama bakmaktan öteye gidemiyordum.

MEFTUNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin