Bölüm Otuz Beş

9.3K 356 38
                                        

Huuuuh :D

Merhaba nasılsınız?

Bu hafta yeni bölüm attım çünkü haftaya da sınavlarım var maalesef ve yeni bölüm gecikecek :( Şaka gibi şu 2-3 haftadır neredeyse hiç aralığım olmadı :,,,

Yorum yapmayı unutmayın lütfen!!!

İnstagram; blackmavi.ms

Keyifli okumalar ^^

Seviliyorsunuz 💜

Seviliyorsunuz 💜

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

.

Levent elindeki suyu bana uzattığında teşekkür ederek alıp içtim. Yan yana konulmuş, duvara monteli koltuklarda oturuyorduk. Anlamak için aklımda o anları tekrarlıyor ama ne zaman gerçekleştiğini kestiremiyordum.

"Aklım almıyor, nasıl böyle bir şey olabilir? Ne zaman oldu?"

Başım önüme eğik tek elimde tuttuğum, içinde biraz su kalmış bardağa bakıyordum. Boştaki elimi yüzüme dökülen saçlarımın arasından geçirip çaresizce gözlerimi etrafta gezdirirken kendi kendime söylendim.

Uzun parmaklar su bardağını elimden aldı ve ellerimi birbiri hizasına getirip tuttu. Ellerim Levent'in avuçları arasındayken başımı kaldırıp ona baktım. Bana dokunana kadar onu unutmuş ve varlığını yeni hatırlamıştım. 

"Merak etme. Asif için bu hiçbir şey. Birazdan yürüyerek çıkar."

Kaşlarım çatıldı. Bu ne demek oluyordu? Söylediğinin açıklamasını isteyecektim ki yanımızdaki kapı açıldı. O an aklımda dönüp duran her şey toz zerresi gibi dağıldı ve görünmez hale geldi. Ellerimi Levent'in ellerinden çekip hızla ayaklandım. Beyaz önlüklü iki adam önden çıktı.

"Kesik çok derin değil. Birkaç gün istirahatli kalsa yeter. Geçmiş olsun."

İki adamdan daha uzun olan konuştu ve yanımdan uzaklaştılar. Hiç beklemeden odaya adımımı atacaktım ki onların ardından Asif göründü. Az önce bıçaklanan kendisi değilmiş gibi, çivit mavisi kazağının kenarında henüz kurumuş kan onun değilmiş gibi karşımda dimdik duruyordu. Karşı karşıyaydık.

Ona bir şey olacak diye öylesine korkmuştum ki böyle sapasağlammış görünce gözlerim doldu ama kırpıştırarak gözyaşlarının akmasını engelledim. Ona sıkıca sarılmak isteyen yüreğim adım atmam için tüm içtenliğiyle yalvarıyordu ama ben olduğum yerde kaldım. Beni durduran şey ona dokunduğumda canının yanacak olma ihtimaliydi. Titreyen dudaklarım aralandı.

"İyi misin?"

Bedenime rağmen sesim net çıkmıştı. Titreyen ellerimi yumruk haline getirdim. Vücudumun tüm uzuvları onu hissetmek istiyordu. Annemi gördüğüm kabustan sonra hissetmeden inanamıyordum. Gerçekten bir şeyi yok muydu?

"İyiyim, merak etme."

Nasıl? Nasıl iyi olabilirdi ve ben nasıl yapacaktım? Onu merak etmeden nasıl duracaktım? Demesi kolaydı.

MEFTUNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin