Kızının mezuniyetini izleyen Çağrı iki kişilik mutluluğu ve gururu omuzlarında taşıyordu. Hazel'ın kıvırcık kahverengi saçları rüzgarda savrulurken, annesinin aksine sahip olduğu yeşil gözler parlıyordu.
Babasının dolu gözlerine bakarak anılan adı ile kürsüye adımladı. Üzerindeki beyaz elbise babasının annesine aldığı elbiseydi. Babasının bu elbiseye bakarak iç çektiği ve annesinden bahsettiği anları anımsadı.
"Annen, gerçeklikten uzak bir güzellikteydi. Ben ondan önce ve sonra çok güzel kadın tanıdım ama o farklıydı. Hemde bu elbisede"
Zeynep'in gençlik hali olan kızının ona bakarak salladığı diplomayla ayaklanıp alkış derecesini arttırdı. Atılan kepler havanın rengini birkaç saniyelik değiştirdiğinde gözleri Hazal'ı aramak için geniş kampüste dolaştı.
Kızını izleyen tanıdık bir yüz gördüğünde nefesi durdu. Zeynep kızının üstündeki elbisenin içinde Hazel'ı alkışlıyordu. Önünden geçen adamdan sonra kaybolan Zeynep ile kızına geri döndü.
Böyle anları birkaç kere yaşamıştı. Kızının Zeynep'ten sonraki ilk hastalığında, ilk ehliyetini aldığında, ilk sevgilisinde Zeynep her zaman oradaydı sadece onun göreceği bir suretle.
**
Babasının uzattığı kutuyu açan Hazel önündeki beyaz gelinliği kaldırdığında güzelliği karşısında konuşamamıştı.
"Annenindi, giymek için hiç fırsatı olmadı"
Çağrı'nın sözleri kızın gözlerini doldururken elindeki gelinliği üzerine tutarak aynaya baktı.
"Anneme yakıştığı gibi yakışır mı bana?"
Çağrı aynadan baktığı kızına gülümseyerek bakarken derin bir nefes aldı.
"Yaşayan kimse ölü bir bedenden daha güzel taşıyamaz bu gelinliği. Senin annenden benim gözümde daha güzel olabilmen imkansız güzel kızım."Kızının aynadaki gözlerine bakarak sözlerine devam etti.
"Senin annende sende olmayan bir şey vardı o da benim aşkımdı. Aşkıma sahip olan kadın her zaman en güzel olucak"
Hazel babasının sadakatini ve sevgisini yıllarca görmüştü. Annesine her daim sadık olan adama gülümsedi.
"Teşekkür ederim baba"
Çağrı başını sallarken kızını giyinmesi için yalnız bırakarak dışarı çıktı. Bugün kızının en güzel günüydü, hislerinin bir tarifi yoktu.
**
Gözlerini açtığı yeşillik alanda hiç yaşlanmamış Zeynep ve Daniel'ı gördüğünde adımlarını hızlandırdı.
"Zeynep"
Uzattığı buruşmuş eller güneşin altında gerginleşirken, uzun zamandır ağrıyan vücudu dinçleşmişti. Zeynep sevgilisine dönerek koştuğunda, Çağrı'nın kollarına girmesi saniyeleri almıştı.
Çağrı özlediği kıvırcık saçlara burnunu gömerken cennete olduğunu hissediyordu.
"Seni çok özledim Zeynep"
Ne kadar sarılı kaldıklarının farkında olmadan öylece kaldıklarında Zeynep kendisini sonunda geri çekmişti.
"İyi iş çıkardın Koçak."
Parlak gözleri bunun doğruluğunu kanıtlar nitelikteyken Çağrı özlediği dudaklara derin bir öpücük bıraktı. Zeynep öpücüğe karşılık verirken gözlerini kapatmıştı. Geri çekildiğinde Çağrı'ya en duygulu bakışlarla baktı.
"Artık özlemeyeceksin sevgilim. Sonsuzluğa hoşgeldin"
Çağrı ileride onlara bakan ailesini gördüğünde onları da çok özlediğini fark etmişti. Babası, kader annesi, Daniel ona gülerek bakarken kızının naif sesi doldu geniş ormanlık alana.
"Umarım annemin yanında mutlu olursun baba. Merak etme ben burda sizin için güçlü ve mutlu yaşayacağım ve zamanı gelince sizin yanınıza geleceğim."
Zeynep kafasını gökyüzüne çevirirken Çağrı'nın elini sıktı. Çağrı Zeynep gibi gözlerini yukarı kaldırdığında kızının damadına sarıldığı bir anı görmüştü.
"İyi olucaklar, çünkü sen yetiştirdin"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Tesadüfler
FanfictionHayatın tesadüflerle birbirine bağladığı iki genç kalp, aşkın gerçekliğini birbirlerinde tadabilirler mi?
